Mümtaz’er Türköne yazdı | Suriye: Tarihin hükmü ne olacak?

Yarım asırdır süren hikâye, 44 saatte sona erdi. İki gün bile değil.

Aradan bir hafta geçtikten sonra unutulan sıcak gündemlere “tarihî olay” yaftasını yapıştıranlar, Suriye’de alt üst olan dengelerin kalıcı etkilerinin hala farkında değiller. Suriye’deki gelişmeler kendi mecrasında hükmünü icra etmeye başladıktan sonra içerde ve dışarda bambaşka bir dünyada yaşamaya başlayacağız.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Suriye’deki asıl sınav sosyoloji ve Kürtlerin geleceği
Suriye’deki asıl sınav sosyoloji ve Kürtlerin geleceği

Jeopolitik, sosyolojiyi yenebilir mi?

Suriye, kırmızı kurdeleli hediye kutusu içine paketlenip Türkiye’ye teslim edildi. 1999’da Öcalan’ın aynı şekilde teslim edilmesini kavrayamayanlar için, uzun süren bir şaşkınlık evresi yaşanabilir. Ancak teslim edenlerin planı tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. İsrail işgal altında tuttuğu Suriye topraklarının tapusunu eş zamanlı olarak aldı. Gazze planı için, üyeliğine bir milyar dolar değer biçilen yürütme kurulu eliyle, ABD başkanı yine bu günlerde harekete geçti. Venezuela ve Grönland’ı dışarda bırakarak ufkumuzu kendi bölgemizle sınırlı tutarsak, İsrail-ABD ikilisinin yeni İran saldırısı için hazırlıklar hızla tamamlanıyor.

Suriye, Türkiye için yangından kaçırılan bir hazine mi, yoksa boğazımıza kadar saplanacağımız bir bataklık mı?

Jeopolitiğin sevk ve idaresi, Türkiye’nin göz diktiği hedefleri ele geçirmesini sağladı. Sıra sosyolojiyi yönetmekte. Suriye’nin Türkiye için bir nüfuz alanı mı veya bataklık mı olacağını son derece zor ve girift sosyolojiyi yönetme becerimiz belirleyecek.

Tehdit algısına göre Türkiye, Suriye iç savaşının başından itibaren PKK’nın sınır boyunca bir koridor açarak Akdeniz’e çıkmasını engelleyecek stratejiye öncelik verdi. Bu tehdit algısı mesnetsiz değildi. PKK, 90’ların başından itibaren Amanos dağlarına karargâh kurarak bu hedefi Türkiye içinden yoklamıştı. Aralık 2024’te HTŞ karşı hamleye başlayınca, Büyük Güçlerle birlikte hazırlanan plana uygun olarak SDG, Fırat’ın batısından hızla çekildi, sadece nehrin çeperlerine yerleşti. Suriye iç savaşı devam ederken Türkiye’nin 2016 ve 2019’da büyük ölçekli Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı harekatları bu stratejik hedef içindi. Şimdi, Fırat’ın batısı bir kenara Türkiye neredeyse bütünüyle güvenlik endişelerini bertaraf etmiş görünüyor.

Sıra sosyolojide, yani çok parçalı Suriye’de istikrarlı bir toplum-siyasi düzen dengesi oluşturmada.

Askerî hedefleri ele geçirmekten daha zor bir görev.

Zira bu sefer Büyük Güçlerin jeostratejisi devreye giriyor.

Suriye’deki asıl sınav sosyoloji ve Kürtlerin geleceği

Uzun bacaklı İngiliz

Kızılderili atasözü der ki: “Derede balıklar kavga ediyorsa, bilin ki oradan uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir.”

Bu söz, sadece Birleşik Krallığı küresel güce dönüştüren Güneş Batmayan İmparatorluğun değil, bütün sömürge yönetimlerinin hakimiyet sırrını açıklar. Yönettiğiniz coğrafyaya, mutlaka var olan farklılıkları-düşmanlıkları kaşıyarak, yeni nifak tohumları ekmek ve çatışan bir toplum yaratmak. Sonuçta anlaşmazlıkları çözen otorite olarak hegemonya oluşturmak ve çok az güç kullanarak kalıcı hale gelmek kolaylaşıyor.

Kendimizi kandırmayalım. Suriye’de İsrail’in güvenliğini sağlayacak bir formüle uygun şekilde, ABD-İngiltere himayesinde problemli bir düzen inşa ediliyor. Kendi üniter-ulus- devlet yapısını Suriye’ye empoze eden Türkiye, farkında olmadan bu düzenin kuruluşuna katkıda bulunuyor.

Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de vatandaş için bir sığınak gibi kendisini koruyacak, ihtiyaçlarını karşılayacak temel toplumsal yapı aşiret mensubiyeti, mezhep bağları veya etnik örgütlenmelerdir. Kamu otoritesi dediğimiz idari birimler o yapılara üstünlük sağlayacak rekabet alanından ibarettir. Türkiye’de aşiret bağları çok arızi ve zayıf, güçlü bir cemaat aidiyeti yaratan tarikat yapıları dışında din-mezhep örgütlenmesi pek yaygın değil. Suriye’de sınır aşan kalabalık Aneze ve Şemmer Arap aşiret konfederasyonlarını, Dürzilerin ikiye bölünse de örgütlü yapılarını, Araplar arasında mezhep örgütlenmelerini dikkate alırsanız Suriye’de birey olarak bir anayasa düzeninin hak süjesi olan nüfusun miktarını gözünüzde canlandırabilirsiniz. Baksanıza, SDG’nin neredeyse % 60’ını oluşturan Arap aşiretleri toplu halde nasıl da saf değiştirdi. Şimdi bu aşiret mensupları, Kürtlerle birlikte yaşadıkları şehirlerde doğal toplumsal barikatlar oluşturacaklar ve avantaj kazanmaya çalışacaklar.

Bireyin olmadığı bu kadar parçalı yapıyı hangi anayasa ve devlet düzeni içinde barış içinde bir arada yaşatabilirsiniz? Kimliklerin bu kadar katı aidiyetler halinde yaşadığı coğrafyada insanların güvenliğini nasıl sağlayacaksınız?

Uzun bacaklı İngiliz, yani ABD-İngiliz aklı nerede duracak?

Suriye’deki asıl sınav sosyoloji ve Kürtlerin geleceği

Kürtlerin geleceği

Kürtler, 1946’da Mahabad Cumhuriyeti, 1975’te Molla Mustafa Barzani, 2017’de Kuzey Irak’taki referandum gibi tarihi dönüm noktalarında, ABD tarafından yüzüstü bırakıldılar. PYD-YPG’nin başına gelen de tarihi süreklilik içinde benzer bir olaydan başkası değil.

Suriye Kürtleri, Irak Kürtlerinden farklı olarak kahir ekseriyeti ile Türkiye Kürtlerinin bir parçası. Orta Doğu’da kimlikleri, temel vatandaşlık hakları en çok da Türkiye’nin bir parçası oldukları için tanınmadı ve yok sayıldılar. Durumu anlamak için “mektum” tabirinin peşine düşmeniz yeterli. 44 saat zarfında Suriye’de olan-bitenden dolayı yaşadıkları düş kırıklığı büyük oldu.

“Nerede hata yaptık?” sorusunun peşine düşmeleri normal olmakla birlikte asıl sorun ne yapacakları.

Suriye Kürtlerinin Türkiye’den başka güvenebilecekleri bir muhatapları yok. Muhtemelen Şam’daki iktidar ile başları sık sık derde girecek. Güvenlik endişeleri ortadan kalktığına göre Türkiye, Suriye Kürtlerine daha sıcak ve yakın bir ilgi gösterebilecek. Akıl bunu gerektiriyor. Bundan sonra Türkiye’nin Bayır-Bucak Türkmenlerine gösterdiği ihtimamın bir benzerini Kürtlere göstermesini bekleyebiliriz. Türkiye, kendi içinde birlik-bütünlük-kardeşlik gibi idealleri yaşatabilmek bu ihtimamı göstermek zorunda.

Uzun şiddet yıllarının sonunda Kürtler için birikmiş acılar dışında önemli değişimler yaşandı. Aşiret bağları parçalandı, bireyleşme hızlandı. Kadın hakları konusunda Kürtler bayrağı kimseye kaptırmıyor. Ciddi bir entelektüel birikimleri var. Demokrasi mücadelesi konusunda kararlılar. Suriye’de bir hayal gibi uzakta duran anayasal demokrasinin ana taşıyıcı gücü Kürtler olabilir.

Sıkı kapalı toplum yapısı içinde Suriye’de asgari düzeyde işleyen çoğulcu bir demokrasi imkânsız görünüyor. Türkiye’nin bu alanda bir ihraç ürünü de iradesi de mevcut değil. Olmayan çoğulculuğu, işlemeyen anayasal düzeni nasıl ihraç edeceksiniz?

Demek ki Kürtlerin önünde tıpkı Türkiye’de olduğu gibi Suriye’de de geniş bir demokratik-sivil siyaset alanı ve mücadele ortamı var olacak. Şiddetin maliyeti çok ağır ve Kürtlere kazandıracağı hiçbir şey yok. Tek yol siyaset. Sivil siyaset alanında Kürtlerin üstleneceği rol Suriye’nin demokrasi açısından kaderini de belirleyebilir.

Jeopolitik geride kaldı. Suriye’nin sosyolojisi ile baş başayız.

Kimsenin bahanesi kalmadı, hepimiz bu sosyolojiye eğilmek ve sağlam bir demokrasi için katkıda bulunmak zorundayız.

Tarihin hükmünü ancak bu şekilde biz verebiliriz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.