Ruşen Çakır, “Suriye’de yaşananlar Kürtlerin çözüm sürecine bakışını nasıl etkiledi?” sorusunu Yüksel Genç ile değerlendirdi. Genç, Suriye’deki gelişmelerin “kriz” olarak tanımlanmasının bile yetersiz kaldığını, sürecin ciddi biçimde yara aldığını söyledi.
Yüksel Genç, Halep’te yaşanan çatışmaların, Türkiye’de yürüyen çözüm sürecine Kürtlerin bakışını nasıl etkilediğini Ruşen Çakır’a anlattı. Genç, Halep’ten başlayarak Rojava’nın diğer hatlarına yayılan çatışmaların, Türkiye’de yürüyen süreçle doğrudan ilişkilendirildiğini vurguladı:
“Belki de süreç başladığından bu yana yaşanmış en büyük krizlerden birini, hatta en büyüğünü yaşıyoruz demek gerekecek. Süreç bir nevi gitti, gitti, geldi denebilir. Halep ile başlayan ve Rojava’nın diğer hatlarına doğru yayılan çatışma süreci boyunca bölgedeki Kürtlerin ekseriyeti, siyasal tercihlerden bağımsız olarak bu durumu Türkiye’de yürüyen süreçle bağlantılı okudu.”
Sahada yaptığı gözlemleri anlatan Yüksel Genç, bu bağlantının yalnızca soyut bir kanaat olmadığını, derin bir güven erozyonuna dönüştüğünü söyledi. 16 kentte, 1500’ün üzerinde haneyle yapılan yüz yüze görüşmelerde bu güvensizliğin net biçimde ortaya çıktığını belirten Genç, “Çok ciddi bir güven kırılması var. Sıradan bir kırılma değil; ciddi anlamda bir güven erozyonu, hatta güven yarılması diyebileceğimiz bir durum söz konusu. Çatışmaların en akut olduğu dönemde yaptığımız çalışmalarda bunu hem izledik hem de tanık olduk” dedi.

“Süreç Rojava kazanımlarının tasfiyesi olarak algılanıyor”
Yüksel Genç, Kürt kamuoyunda uzun süredir var olan bir kanaatin, çatışmalarla birlikte zirve yaptığını ifade etti. Bu kanaatin, Türkiye’deki sürecin Rojava’daki kazanımların tasfiyesi üzerine kurulu olduğu yönünde olduğunu söyledi:
“Sürecin başlangıcından bu yana bölgede, sürecin Rojava’daki kazanımların tasfiyesi üzerine kurulu olduğuna dair bir kanaat var. Bu kanaat zaman zaman yükseldi, zaman zaman düştü; ancak çatışmalarla birlikte adeta tavan yaptı.”
Araştırma verilerinin de bu algıyı doğruladığını belirten Genç, sürecin sağlıklı ilerlediğini düşünenlerin oranının son derece düşük olduğunu aktararak şunları ekledi:
“Sürecin sağlıklı yürüdüğünü düşünüyor musunuz sorusuna yalnızca yüzde 22 ‘evet’ dedi. Bu yüzde 22’nin çok büyük kısmı AKP ve MHP seçmeni. HDP ve DEM Parti seçmeninin ise çok büyük bir bölümü sürecin yolunda gitmediğini düşünüyor.”

Rol kime düşüyor?
Ruşen Çakır’ın, siyasi aktörlere yönelik algıya dair sorusu üzerine Yüksel Genç, saha çalışmalarında “rol kime düşüyor” sorusunun belirleyici olduğunu anlattı. Üç ay önce yapılan çalışmalarda Abdullah Öcalan’ın rol oynadığını düşünenlerin oranının yüzde 40’ları aştığını, devlet ve hükümetin ise yüzde 20’nin altında kaldığını hatırlattı:
“Son çalışmada, sürecin ilerleyebilmesi için rolün kime düştüğünü sorduk. Yüzde 80’e yakını hükümet ve Meclis’i işaret etti. Bunun yüzde 55’i hükümet, yüzde 20’nin üzerindeki bir kesim ise Meclis dedi. Sahada çok belirgin bir tablo çıkıyor: Sürecin siyasal iradesinin temsili konusunda ciddi bir çelişki var. Hükümet ve devlet nezdinde bu iradenin gerçekten var olup olmadığı konusunda büyük bir tereddüt söz konusu.”






