Ruşen Çakır, CHP’nin grup toplantısını izledi ve Genel Başkan Özgür Özel’in Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifasıyla gündeme gelen kriz karşısındaki tutumunu aktardı. Çakır, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından yapılan transferlerin parti içinde tartışmalara yol açtığını ve bu sürecin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın konumunu etkilediğini söyledi.
Ruşen Çakır, Ankara’da partilerin grup toplantılarını izlemek üzere bulunduğunu belirtti. Dün DEM Parti ve CHP grup toplantılarını takip eden Çakır, bugün Yeni Yol, İYİ Parti ve AKP grup toplantılarını izleyeceğini aktardı.
Çakır, bugüne kadar çok sayıda CHP grup toplantısı izlediğini ancak son toplantının dikkat çekici olduğunu ifade etti. Toplantının yoğun katılımla gerçekleştiğini belirten Çakır, Özgür Özel’in Mansur Yavaş ile birlikte salona geldiğini söyledi. Ankara’daki ilçe belediye başkanlarının da toplantıya katıldığını aktaran Çakır, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun de salonda bulunduğunu kaydetti.

Özarslan krizi toplantının ana gündemi oldu
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası ve AKP’ye geçme ihtimali toplantının ana gündem maddelerinden biri oldu. Çakır, daha önceki yayınlarında bu konuyu ayrıntılı biçimde ele aldıklarını hatırlatarak, Özgür Özel’in bu meseleye nasıl yaklaşacağının merak edildiğini söyledi. Özarslan ile Özel arasında geçtiği belirtilen WhatsApp mesajları ve küfür iddialarının iktidar medyasında geniş yer bulduğunu aktardı.
Çakır, Özel’in önceki gün yaptığı açıklamada bu başlıklara değinmediğini, konuyu grup toplantısında ele aldığını ifade etti. Toplantıdaki gözlemlerine göre Özel’in yaşanan süreçten etkilendiğini belirten Çakır, mesajlaşmaların da bu rahatsızlığı yansıttığını söyledi.
WhatsApp mesajları kürsüden okundu
Çakır, Özgür Özel’in söz konusu mesajların büyük bölümünü kürsüden satır satır okuduğunu ve bunun kendisini şaşırttığını dile getirdi. Özel’in konuşmasında özeleştiri tartışmalarına değindiğini belirten Çakır, parti içinde bazı isimlerin transferler üzerinden eleştiriler yönelttiğini aktardı.
Çakır, özellikle sağdan yapılan transferlere yönelik eleştirilerin gündeme geldiğini, kendisinin de bu eleştirileri dile getiren isimlerden biri olduğunu ifade etti. Özel’in ise Aydın ve Şehitkamil örneklerini vererek yaşananların yalnızca transferlerle sınırlı olmadığını söylediğini aktardı.
Transfer politikası tartışması sürüyor
Çakır, Özel’in bu noktada kısmen haklı olduğunu belirtmekle birlikte, Mesut Özarslan’ın geçmişte yaptığı açıklamalar ve kamuoyuna yansıyan tutumları üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Çakır, Özarslan’ın adaylık sürecinde farklı ilçelerle ilgili talepleri olduğuna dair iddiaları hatırlatarak, Keçiören’den aday gösterilip seçildiğini söyledi.
Bu çerçevede Özgür Özel’in tepkisinin, parti içinde yöneltilen eleştirilerle de bağlantılı olduğunu belirtti.

“Mansur Yavaş’ın konumu etkilendi”
Çakır, Mesut Özarslan sürecinin Mansur Yavaş’ın parti içindeki konumunu etkilediğini söyledi. Çakır, olası bir cumhurbaşkanlığı adaylığı senaryosunda bu durumun önem taşıyabileceğini belirterek, Ekrem İmamoğlu’nun aday olamaması halinde dengelerin daha da karmaşıklaşabileceğini ifade etti.
Deşifre: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, Ankara’dan iyi sabahlar. Epey zaman olmuştu Ankara’ya gelmeyeli. Malum Ankara’da grup toplantılarını izlemeye geldim. Dün siftahı DEM Parti ile yaptık. Tülay Hatimoğulları’nı izledim. Ardından Cumhuriyet Halk Partisi, Özgür Özel. MHP yapmadı. Belli ki önceki gün partinin kuruluş yıl dönümü kutlamalarını yaptıkları için ayrıca grup yapmama kararı almışlar. Bugün de Yeni Yol, İYİ Parti ve AK Parti’nin grupları var. Onları izlemeye çalışacağım. Ve bugün esas olarak Özgür Özel’i anlatmak istiyorum. Grup toplantısını anlatmak istiyorum. Şunu söylesem abartmış sayılmam, onlarca belki de yani yüzlerce de olabilir; CHP’nin Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel genel başkanlıklarında grup toplantısını bizzat izledim. Kimileri çok sıradan olurdu. Kimileri biraz heyecanlı olurdu. Dün izlediğim en ilginçlerinden birisiydi. Birincisi olduğuna emin değilim ama ilginçti. Hatırlayacağım, öyle söyleyeyim. Bir kere çok kalabalıktı. CHP grup toplantıları zaten kalabalık oluyor. Hatta gazeteci arkadaşlarla dalga geçiyorum. Sanki ülkenin iktidar partisi gibi insanlar değişik yerlerden, tabii ki Ankara’dan ama başka yerlerden de çok sayıda insan geliyor. Yaş ortalaması biraz yüksek onu da söyleyeyim. CHP grup toplantıları hep öyle. Dünkü tıka basa doluydu.
Ve kiminle geldi? Mansur Yavaş’la birlikte geldi Özgür Özel. Aynı zamanda Ankara’daki diğer ilçe belediye başkanlarıyla geldi. Beşikçioğlu’yla da orada el sıkıştık. Malum kendisi de Etimesgut’un belediye başkanı. Burada tabii ki gündem Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası ve AKP’ye geçme ihtimali ve tabii ki onun öncesinde yaşananlar. Dünkü yayında bu konuyu uzun uzun ele aldım. Özgür Özel’in mesajları olayı bayağı ilginç ve orada küfür meselesi ve hem Mesut Özarslan’ın hem de iktidar medyasının, iktidar sözcülerinin bunu çok büyük bir olaymış gibi sunması meselesi. Açıkçası çok merak ediyorduk. Herkes merak ediyordu. Önceki gün bir basın toplantısı gibi basın açıklaması yaptığında hiç bu konulara girmemişti. Düne saklamış. Ve orada şunu gördüm; Özgür Özel sarsılmış. Bu olay onu sarsmış. Zaten Mesut Özarslan’a yollamış olduğu o mesajlar bu olaydan ne kadar rahatsız olduğunu bize göstermişti ve orada şaşırtıcı bir şey yaptı. Ben şaşırdım, şaşırmayanlar olabilir. O mesajların büyük bir bölümünü satır satır okudu. Satır satır okudu ona söylediklerini. Yani ‘‘Söylediklerimin arkasındayım.’’ dedi. Fakat orada çok önemli bir bölüm var. Orayı bir izleyelim sonra devam edelim.
Özgür Özel: ‘‘İki tane, iki tane, iki tane sahtekârla; iftirayla, yalancı şahitle, karalamayla bu iktidar yolculuğunun önüne geçemezsiniz. Şu kadar net. Karşınızda ana muhalefetin lideri açıkça söylüyor. İki gerçekten birini itiraf edeceksiniz. Suçüstü yakalandınız. Bu Mesut’la bir iş çevirmeye kalkarken bütün çevirdiğiniz işlerde ve bundan sonra yapacağınız siyasette kendinizi açığa verdiniz. Buradan millet bunların ne olduğunu görsün. Bize gelince, bazı bugün birkaç köşe yazarı yazmış; ‘Efendim aday gösterenler öz eleştiri yapmayacak mı? Bilmem ne yapmayacak mı?’ Bakın, bir öz eleştiri yapılacaksa hepsini ben yapacağım. Hepsi bana ait. Neden? Her şehri ayrı ayrı çalışmışız. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız. Belediyelerin %65’ini almışız. Alınmaz denen yerlerde rekorlar kırmışız. Ondan sonra bir tane bozuk tohum, bir tane kırık parça, bir bilmem ne yapınca ağzınızı açacaksınız bir grup, geçmişte başka partilerde siyaset yapıp ay yıldızlı al bayrağın altında onun renklerinin Türkiye ittifakında buluştuğumuz muhafazakâr demokratları, milliyetçi demokratları olmadık bir şekilde hepsini sanki aynı kötülüğün… Topuklayan efe bize nereden geldi arkadaşlar? Ta kadın kollarından, gençlik kollarından, milletvekilliğimizden… Gaziantep’te Şehitkamil Belediye Başkanı, yedi ceddi CHP’li. Bu işin sağcısı solcusu değil, bu işin namuslusu ve namussuzu var. Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. Verilen bütün kararların sorumluluğunu alıyorum. %65 belediyeyi alınca konvoy yapacaksın, halaya duracaksın. Bir tane bozuk tohum parça kırınca dönüp öz eleştiri yapacaksın. İktidara yürüyen partinin doğrusu da olur, yanlışı da olur. Bozuklar ayrılır. Sağlamlarla iktidara yürünür. Sağlamlarla iktidara yürünür.’’
Evet. Çok öfkeli. Orada öz eleştiri meselesine takmış. ‘‘Birileri,’’ diyor, ki partisinin üst düzey yöneticileri de bunu söyledi. Sadece köşe yazarları değil. Evet, ‘‘iyiler var, arada çürükler de var’’ demeye getiriyor ve özellikle sahadan transferlere eleştirileri, ki bunlardan birisi de benim, en azından dün yaptım, bunlara da kızmış. Aslında haklı. Diyor ki, ‘‘Aydın’daki, Şehitkamil’deki çekirdekten CHP’liydi. Onlar da ayrıldı. Yani bizim transferimizle alakalı değil.’’ diyor. Şimdi bir anlamıyla doğru. Ama açıkçası şunu söyleyeyim; Mesut Özarslan denen kişinin basın toplantılarını, basına yaptığı konuşmaları falan gördüğümde, onun Türkiye’nin ilk beş büyük ilçesinden birisinin Cumhuriyet Halk Partisi’nin belediye başkanı olarak seçilmiş olmasını ben yadırgıyorum. Şundan yadırgıyorum: O kişi çekirdekten bir CHP’li olsaydı tamam, derdik ki, ‘‘son anda şu şekilde ayartılmış’’ vesaire. Göz göre göre almışlar, koymuşlar, kazanmış ve gidiyor. Bu kadar basit. Nitekim kazanma garantili olsun diye aslında önce Etimesgut’u istemiş. Hatta Mamak’ı bir iddiaya göre de istemiş. Sonuçta zor olmasına rağmen mecburen kabul etmiş ve kazanmış. Şimdi o gidince Özgür Özel’in bu kızgınlığını anlamak mümkün. Çünkü belli ki çok eleştiriye muhatap olmuş. Anlamak mümkün ama bir yerden sonra da ‘‘tamam hatası benim, öz eleştiriyse ben yaparım’’ deyip kestirip atması da bana çok doğru gelmiyor. Onu açık söyleyeyim.
Ama şunu gördüm; orada Özarslan olayı CHP’yi ciddi bir şekilde sarsmış. Göstere göstere gelmekte olan bir şeyi engelleyememek… Aslında Aydın da böyleydi. Bunun peş peşe olmasının etkisi var. Bir diğer etkisi de tabii bunun doğrudan Mansur Yavaş’ın kıta sahanlığında olması meselesi var. Mesut Özarslan meselesi Mansur Yavaş’ın elini çok zayıflattı. Yarın öbür gün Cumhuriyet Halk Partisi cumhurbaşkanı adayı olarak Mansur Yavaş’ı pekâlâ gösterebilir Ekrem İmamoğlu olamazsa. O zaman işler daha zorlaşabilir. Şu anda bir sarsıntı hâli var ama hem partililerin destekleri hem belediye başkanlarının diğerlerinin destekleriyle olay atlatılmış gibi gözüküyor. Fakat şunu da söyleyeyim; yeni birtakım istifalar olursa – ki her gün yeni bir dedikodu çıkıyor biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi için – işte o zaman iyice bir sarsıntı sürer. Hele birtakım büyükşehir belediyelerinin adı geçiyor ki onlardan herhangi birisinin olması durumunda CHP epey zorlanır. Bu konuları nasıl yaparlar, nasıl engellerler bilmiyorum ama şunu söyleyebilirim: Bu Mesut Özarslan’a yollanan o uzun uzun WhatsApp mesajlarıyla bu işin olmadığı ortada. CHP, şöyle söyleyeyim, 31 Mart 2024’te olağanüstü bir başarı elde etmişti; şimdi o olağanüstü başarının birtakım defoları karşısına ciddi sorun olarak çıkıyor. Yani Özgür Özel’in söylediği doğru. Arada bir iki tane çürük çıkıyor. Tamam, güzel. Ama bu bir iki çürük insanları bayağı rahatsız ediyor. Buna nasıl bir çözüm bulacaklar bilmiyorum. Şu hâliyle atlatmış gibi. Bakalım bugün Mesut Özarslan geçecek mi AK Parti’ye? Meslektaşlarla da konuştum Ankaralı, bugün geçeceğini beklemiyorlar ama herhalde çok geçmeden bir süre sonra katılacaktır. Bugün de pekâlâ katılabilir. Ben de orada olacağım. Orada katılırsa onu da görmüş oluruz.
Neyse, bugünün ithafına gelelim. Bir büyük araştırmacı, neredeyse hayatının 50 yılını İsveç’te sürgünde geçirmiş: Mehmet Emin Bozarslan. Mehmet Emin Bozarslan’ın şöyle bir özelliği var; din insanı, din âlimi ya da müftü, öyle söyleyelim. Kendisinin ben 70’li yıllarda adını görmüştüm. ‘‘Kızıl müftü’’ ya da imam artık neyse müftü diye sunuyorlardı. Aslında kızıl değildi, komünist değildi. Sanmıyorum komünist olduğunu ama Kürt kimliğine sahip çıkan birisiydi. Kürt meselesi üzerine araştırmaları olan birisi ve Kürtçe üzerine araştırmaları olan birisi. Yıllarca hapislere girdi, çıktı ve sonunda İsveç’e gitti. Uppsala şehrine yerleşti ve orada sürekli üretti. Latin alfabesiyle Kürtçenin yazımı konusunda ilk ciddi çıkışları yapan kişi olduğu söyleniyor. Bir diğer husus da şunu söyleyeyim: Medyascope‘ta sıklıkla yayın yaptığımız, Ortadoğu konusunda çok uzman bir isim olan Hamit Bozarslan’ın da babasıdır. Hamit benim çok eski arkadaşım ama babasıyla bir türlü İsveç’te olduğu için tanışamadık. Çok tanışmak istiyordum. Zor birisi olduğu söylenirdi Mehmet Emin Bey için. Ama büyük bir dirayet ve birçok kişinin yapmadığı bir şeyi yapan, sebatla yapan birisi.
Bir not düşmek istiyorum. Çok canımı sıkan bir şey ama söylemeden olmayacak. Muhakkak bunlarla yüzleşmek lazım. Pazartesi günü hayatını kaybetti Mehmet Emin Bozarslan ve biz bunun Medyascope‘ta haberini yaptık ve ben sosyal medyada bunu büyük bir kayıp olarak paylaştım ve birtakım ırkçılar üşüştü. Yok efendim Kürtçe diye bir dil yokmuş, nesini araştırmış vesaire. Tabii bu arada bana ‘‘sen de tez zamanda kavuşursun’’ dediler. Ölümlü dünya, hepimiz ölüyoruz. Bunu diyenler sanki ölmeyecekmiş gibi düşünüyorlar. Ne zaman giderim bilmiyorum ama şunu söylemek lazım: Sadece kendin için bir şey isteyerek bu dünyada varsan aslında yoksundur. Kürtlerin dil hakkını savunmak, kültürlerini geliştirmesini savunmak için Kürt olmak gerekmez ve Kürtlerin dilini, haklarını geliştirmesi diğer toplulukların, özellikle Türkiye’de Türklerin aleyhine bir durum kesinlikle değildir. Dolayısıyla bu inkârcı ve ırkçı kişilere rağmen eminim ki Mehmet Emin Bozarslan’ı hayırla yâd eden, onun için dua eden milyonlarca insan var. Özellikle Kürtler tabii ki ama benim gibi Kürt olmayanlar da var. Allah rahmet eylesin. Kendisinin katkıları için hepimiz, sadece Kürtler değil hepimiz Mehmet Emin Bozarslan’a minnettar olmalıyız. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








