Ruşen Çakır, Alican Uludağ’ın tutuklanmasını Türkiye’deki basın özgürlüğü sorunlarıyla birlikte ele aldı. Çakır, büyük medya kuruluşlarının büyük bölümünün iktidar denetiminde olduğunu vurgulayarak “Gazetecilik yok olacak, suç olmaktan ancak o zaman çıkacak” dedi.
Ruşen Çakır, cuma günü tutuklanan meslektaşı Alican Uludağ’ın tutuklanma gerekçesini hâlâ net bilmediğini belirtti. Çakır, Uludağ’ın eski sosyal medya paylaşımları nedeniyle yargılandığını, ancak söz konusu paylaşımların cumhurbaşkanı ve avukatları tarafından uzun süre sorun edilmediğini aktardı. Akın Gürlek’in bakan olmasının hemen ardından bu sürecin başladığına dikkat çeken Çakır, Uludağ’ın bunu “Gürlek için meydanı temizleme hareketi” olarak nitelendirdiğini aktardı.
Çakır, Uludağ’ı Ankara merkezli çalışan, güçlü haber kaynaklarına sahip ve bugüne kadar yalan çıkmış bir haberi bulunmayan bir gazeteci olarak tanımladı. Çakır’a göre sorun da tam buradan kaynaklanıyor: “Sorun gerçek haber yazmak, gerçekleri yazmak ve bir takım kaynaklara ulaşabiliyor olmak. Bu, otoriter ülkelerde yöneticilerin hiç hoşlanmadığı bir şey.”

Tutuklu gazeteciler arasında Yanardağ ve Aysever de var
Çakır, yalnızca Uludağ’ın değil başka gazetecilerin de tutuklu olduğunu sıraladı. Merdan Yanardağ, casusluk suçlamasıyla tutuklu bulunuyor; kanalı Tele1’e kayyum atandı ve iddianame kabul edildi. Çakır, “Ortada casus yok, ortada gizli servis yok” diyerek Yanardağ’ın yaptığı gazetecilik nedeniyle içeride olduğunu savundu. Çakır, Aysever’in tutuklanmasından bu yana kamuoyunda neredeyse hiç görünmediğini, tek dikkat çekici gelişmenin Ekrem İmamoğlu ile cezaevinde yaşandığı iddia edilen tartışma olduğunu vurguladı.
Çakır ayrıca kendisinin de 9 Mart’ta görülmesi beklenen İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında “gerçek dışı bilgi yayma” suçlamasıyla yargılandığını açıkladı. Gerekçenin “Ekrem İmamoğlu mucizesi” başlıklı yayını olduğunu belirten Çakır, içeriğin tamamen bir yorum niteliği taşıdığını vurguladı: “Savcılar benim yaptıklarımı, söylediklerimi beğenmemişler ve beni yargılıyorlar.”

Gazeteciler maddi ve siyasi açıdan köşeye sıkıştırılıyor
Çakır, büyük medya kuruluşlarının büyük bölümünün iktidar denetiminde olduğunu ve bu kuruluşlarda “gazetecilik yapmama kaydıyla” istihdam sağlandığını belirterek orada çalışanların gazeteci sayılamayacağını özellikle vurguladı. Bağımsız medya kuruluşlarının ise hem mali hem siyasi açıdan sallantıda olduğunu, gazeteci sayısının azaldığını, itibarlarının ve maddi olanaklarının büyük ölçüde eridiğini aktardı.
Gazetecilerin bir yanda aktivizm alanına sıkıştırılmaya çalışıldığını, öte yanda muhalif okuyucuların bile onlara “kum torbası muamelesi” yaptığını anlatan Çakır, tabloya ilişkin karamser bir değerlendirmeyle nokta koydu: “Bunun çözümü yok. Gazetecilik yok olacak ve suç olmaktan ancak o zaman çıkacak.”







