Nuray Mert yazdı: “Yeni resmi tarih” tartışmasına devam

Şükrü Hanioğlu’nun Atatürk biyografisi üzerine yazdığım kısa eleştiri yazısında Yasin Aktay’a da gönderme yapmıştım. Bunun üzerine karşılıklı yazışmaya başladık. Aktay, 18 Mart Yeni Şafak yazısında yeni bir cevap yazısı yazmış. Doğrusu, ben Kemalist tarih yazımcılığı ve eleştirel tarih yazımcılığı tartışmasının devamını çok önemsiyorum. Bunun en önemli nedenin, eski resmi tarih yazımcılığının yerini bir yenisinin alması kaygım olduğunu ifade etmiştim. Çünkü resmi ideolojiler ve tarih anlatıları sadece geçmişi kavramamıza engel olmuyor, aynı zamanda siyasi bir baskı aracı oluyor. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle.

Aktay, öncelikle, ‘yeni resmi tarih’ tabirine itiraz etmiş, Kemalist söylemin hegemonyasının devam ettiğine işaret etmiş. Bu konuda kısmen kendisine katıldığımı söylemiştim. Benim de, ‘bir iki resmi tarih ezberini kurcaladığım’ için linç edilmiş olduğumu hatırlattı, daha doğrusu benim bu ifademe katıldığına işaret etti. Ancak, öncelikle, ‘Mustafa Kemal bir otokrattı’ demenin, ‘bir iki kurcalamak’ sayılmaması gerektiğini hatırlatayım. Keşke, İslamcı/muhafazakar Kemalizm eleştirileri de bu denli açık sözlü olsaydı.

Yeni resmi tarih
Nuray Mert yazdı: “Yeni resmi tarih” tartışmasına devam

İkincisi, Aktay ‘yeni resmi tarih’ iddiama karşı çıkarken, ‘resmi tarih her zaman illa ders kitaplarının değişmesi ile değişmez’ diyerek AK Partisi döneminde Kemalizm eleştirilerinin itibar kazanmasından söz ettiğimi fark etmemiş. ‘Bu ülkeyi ayyaşlar yönetti’ lafının en yüksek makamdan söylenmesinin yeni bir ‘resmi tarih’den söz etmek için geçerli bir neden olmadığını iddia etmiş. Bu arada, ‘Mustafa Kemal’in sofrasıyla ilgili verilerin ortada’ olduğunu söylemiş. Mustafa Kemal’in içki alışkanlığı bazıları için tabu bir konu olabilir, benim için değil. En önemlisi, içki alışkanlığından söz etmekle ‘ayyaş’ tabiri arasında çok ciddi bir farkın olduğunu teslim etmek. Aslında, tam da bundan söz ediyorum. İslamcı/muhafazakar çevrenin Atatürk’ün içki içmesine bu denli takılmış olması ve bu çerçevede ‘ayyaşlık’ ithamı, tarihsel gelişmeleri kavramakla ilgili olmayan muhafazakar bir tepki ve itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değil diye düşünüyorum.

Belli ki, tarih ve siyasete dair tavır içki kriteri ile belirlenirse, içki içmeyen eleştirilmez olabiliyor. Asıl önemlisi işin bu yanı. Ben tarih tartışmasına halel getirmesin diye olayın, güncel siyasi boyutunu vurgulamaktan imtina etmiştim. Sadece, ‘ölü otokratları eleştirmek, yaşayanları eleştirmekten daha konforlu’ demiştim. Madem konu buraya vardı, biraz daha açayım isterseniz, nitekim bu konunun, yeni ‘resmi tarih’ iddiamla da alakası var. Şöyle ki, ben Mustafa Kemal’in bir otokrat olduğunu söyleyebiliyorum, ancak bunu söyleyenlerin hiç biri hali hazırda Türkiye’de yaşanan otoriter rejimle ilgili tek laf etmiyor veya edemiyor. Dahası, laf edenin başına gelmedik kalmıyor. Sadece Atatürk’e laf ettim diye, Kemalistlerin gazetesinden kovulmadım, çok daha öncesinde, bu iktidarı eleştirdiğim için başıma gelmeyen kalmadığını hatırlatmak isterim. Doksanlı yıllarda, resmi ideolojiye aykırı görüşler ifade ettiğim için on üç sene üniversitede iş bulamadım, ama AK partisi döneminde de, üniversitedeki görevimden erken emeklilikle ayrılmak zorunda kaldım. Hukuki bir hak olduğu halde, geri dönmek için yaptığım tüm müracaatlar reddedildi. Öncesinde zaten çoktan medya dünyasından kovulmuştum. Yine de, hapsi boylamadığım için halime şükrediyorum. Sağ olsun, Yasin Aktay böyle bir dönemeçte desteğini benden esirgemedi.

Ancak, bu sadece bana özgü bir durum değil elbette. Yeni resmi tarih dediğim bakış açısına sahip olanların itibarlı, diğerlerinin başının belada olduğu bir dönemden söz ediyoruz. Bırakın demokrasiyi, benim hakkaniyet anlayışım, görüşlerinden hiç hazzetmediğim insanların da başına gelenleri dikkate almayı gerektiriyor. Mevcut iktidarı beğenmek, savunmak, desteklemek anlaşılır bir şey olabilir, ancak öyle olmayana baskı uygulanmasına göz yummak izaha muhtaç bir tutum. AK Partisi döneminde, ders kitapları hala Atatürk’e övgü dolu olabilir, doğrusu bu da ayrı bir tartışma konusu. Ancak, bu durum, resmi ideolojinin değişmemiş olduğu anlamına gelmez. Sonuçta, Kemalizmi eleştirenler üniversitede, medyada konforlu biçimde işlerine devam ederken, hatta fazlasıyla ödüllendirilirken, mevcut iktidarı eleştirenlerin en azından mimlendiği bir ülkede yaşıyoruz. Resmi ideolojiler böyle de değişir, Hanioğlu’nun kitabını eleştirirken de ‘zamanın ruhuna uygun’ tabirini kullanmakla bu hususu kastediyorum. Konuyu daha fazla şahsileştirmemek için şimdilik bu kadarını söylemiş olayım.

Diğer taraftan, Kemalist resmi ideoloji ve tarih anlatısı Aktay’ın iddia ettiği gibi bugüne kadar sorgulama dışı kalmış değil, tam tersine tarihsel sorgulama adına yazılıp çizilenler, doksanlı yıllardan bu yana ‘Post-Kemalist’ paradigma haline gelmiş durumda. Dahası, tek parti döneminin tarihi kaynaklar konusundaki yasakçı tavrı da, ve iyi ki çoktan değişmişti. Zamanında yasaklı olan, Karabekir’in hatıraları gibi döneme şahitlik etmiş pek çok kimsenin anlatıları defalarca yayınlandı. Dahası, Nutuk’u eleştirmek adına, muhalif tüm anlatılar, ‘tarihi kaynak’ olarak sorgulama dışı bırakıldı. Ben Nutuk da dahil, hepsinin sorgulayıcı bir şekilde okunmasından yanayım. Olay bu.

Son olarak tekrar ediyorum; Aktay’ın ‘savaş zihinlerde kaybedilir önce’ görüşünü isabetsiz buluyorum. İmparatorluğun istikbali ve istenmeyen ihtimallerin, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce, tartışma konusu olduğuna şüphe yok. Ancak Mustafa Kemal, İmparatorluğu çoktan gözden çıkarmış idiyse Tarblusgarp’ta, Şam’da, Çanakkale’de ne işi vardı diye sormak gerekir. ‘Ben biraz cephelerde oyalanayım, bekleyeyim de imparatorluk çöksün’ diye düşündüğünü farz etmek anlamsız ve insafsız olur.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.