Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | “Tavşan İmparatorluğu”: Altın Portakal’ın en çarpıcı filmi | Seyfettin Tokmak anlatıyor

Zeytin Dalı’nda bu hafta Müge İplikçi’nin konuğu yönetmen ve senarist Seyfettin Tokmak oldu. Tokmak, 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde öne çıkan “Tavşan İmparatorluğu” adlı filmini İplikçi’ye anlattı.

Zeytin Dalı’nın bu bölümünde yönetmen ve senarist Seyfettin Tokmak’ın “Tavşan İmparatorluğu” adlı filmi ele alındı. Tokmak filmini “Her şeyden önce çocukluk, yara, otorite ve hayatta kalma üzerine kurulu bir hikâye” diye tanımladı.

Müge İplikçi’nin “Karşımda bir Dostoyevski hayranı mı var?” sorusuna Tokmak, filmi yazarken yalnızca Dostoyevski’yi değil, pek çok yazarın çocukluğunu araştırdığını söyledi:

“Ben bu projeyi yazarken senaryoyu onun da çocukluğunu araştırdım. Dostoyevski’nin çocukluk üzerine kendi çocukluğundan parçaları yazdı. Ve bu noktada evet, hakikaten Dostoyevski’nin o çocuklukla kurduğu ilişki, çocukluğundan edebiyatını oluşturan parçaların peşine düştüm. Onun yanında farklı yazarlarınkine de düştüm özellikle zaten. Mesela Thomas Bernhard’ın bu yazdıklarının arkasındaki çocuk kimdi? Pushkin’de kimdi? Hermann Hesse’de kimdi? Tolstoy’da kimdi? Çocukluk aslında her şeyi imar eden, bütün o kökendeki malzemedir.”

Seyfettin Tokmak, filmin öne çıkan karakterlerinden Musa’nın asıl yarasının annesizlik olduğunu ve bütün hikâyeyi bu duygunun etrafında kurduğunu vurguladı:

“Anne kalbi Musa’nın filmdeki temel yarası. Anne kalbi insanın aslında yeryüzündeki varlığının kalbi gibi geliyor bana. Seni getiren o. Artık sığınabileceğin bir liman, bir yuva, bir kov devlet dışı kalınca ben bütün senaryoyu onun üzerine kurdum aslında. Yani bir kadın yok ama o anne yok ama aslında anneyi nasıl görünmeden var edebilirimle ilgili hakikaten böyle edebi olarak kafa yordum. Size görsel olarak nasıl anlatılabilir? Bu Musa’da nasıl görünür olur? Bir çocuğun dünyasında annenin eksilmesi nasıl görünür olur? Bununla ilgili bir arka plan çalışması var.”

Müge İplikçi’nin “Film hep karanlıklar içerisinde gidiyor” yorumuna karşılık Tokmak, “Ben ‘çocukluk melankolisi anlatılabilir mi?’ sorusunun peşine düştüm. Çocuklukta melankoli nasıl anlatılabilir? İnanın mesela o filmin uluslararası başvuru yerlerinde insanlara bu filmi anlatırken hep ‘bu film çocukluk melankolisidir’ tarifi yapmaya çalıştım” dedi.

tavşan imparatorluğu
Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | “Tavşan İmparatorluğu”: Altın Portakal’ın en çarpıcı filmi | Seyfettin Tokmak anlatıyor

“Bu dünyada kadınlara ne olmuş?”

Filmdeki Nergis karakterini anlatan Tokmak, Nergis’i “Bu dünyada kadınlara ne olmuş?” sorusu için yazdığını vurguladı. Tokmak, Kadınları hikâyeden büyük ölçüde çektiğini, erkeklik dünyasının barbarlığını özellikle görünür kılmak istediğini söyledi:

“Ben filmden kadınları çıkardım aslında ilk beş çekimlere beş ay kala. Çünkü bende bu erkeklik dünyasının yarattığı bir nefret var. Dedim ki bu barbarlık kalsın istedim. Musa böylelikle tehlikeyle daha yalnız kalıyor. Nergis de yapayalnız. Kızı da öyle bir zincire vurmuşlar ki, yani bir okul, okul aslında cezaevi gibi, demirli parmaklıklı küçük bir odada yaşayan bir kız. Ben Nergis’i ‘Bu dünyada kadınlara ne olmuş?’ sorusu için kurdum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.