Ruşen Çakır, 30 Mart Kızıldere olaylarının yıldönümünde Dipnot Yayınları’ndan çıkan Mahir Çayan Kitabı’znın editörü Emir Ali Türkmen ile konuştu.
Gazeteci Ruşen Çakır, 30 Mart 1972’de yaşanan Kızıldere olaylarının yıl dönümünde, Mahir Çayan’ın yazılarını ve hakkında kaleme alınan metinleri bir araya getiren kitabın editörü Emir Ali Türkmen ile yaptığı yayında Türkiye sosyalist hareketinin geçmişini ve bugünkü anlamını değerlendirdi.
Türkmen, kitabın yayımlandığı dizinin temel amacının Türkiye’de darbelerle kesintiye uğrayan sosyalist hafızayı yeniden inşa etmek olduğunu söyledi. Türkiye’de her 10-15 yılda bir yaşanan kırılmaların, sol hareketin geçmişine ulaşmayı zorlaştırdığını belirten Türkmen, bu nedenle liderlerin kendi metinlerine dayanan bir tarih anlatısı kurmaya çalıştıklarını ifade etti.
Söz konusu dizinin, Mustafa Suphi’den İbrahim Kaypakkaya’ya kadar uzanan geniş bir tarihsel çerçeveyi kapsadığını aktaran Türkmen, farklı sosyalist gelenekleri aynı zeminde buluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.

Mahir Çayan’ın yazıları ve teorik mirası
Türkmen’e göre kitap, Mahir Çayan’ın tüm temel metinlerini bir araya getirmenin yanı sıra, dönemin politik tartışmalarını ve polemiklerini de içeriyor. “Kesintisiz Devrim” metinlerinin de kitapta yer aldığını belirten Türkmen, Çayan’ın özellikle “oligarşi”, “politikleşmiş askeri savaş stratejisi” ve “içsel emperyalizm” gibi kavramlarla Türkiye soluna önemli teorik katkılar sunduğunu dile getirdi.
Türkmen, bu kavramların bir kısmının bugün tartışmalı olsa da özellikle “içsel emperyalizm” tezinin güncel gelişmeler bağlamında hâlâ tartışıldığını söyledi.
“Siyasal önder olarak kabul ediliyor”
Yayında Mahir Çayan’ın yalnızca tarihsel bir figür olmadığına dikkat çeken Türkmen, farklı sosyalist gelenekler içinde dahi Çayan’ın “siyasal önder” olarak kabul edildiğini belirtti. Çayan’ın kısa yaşamına rağmen gösterdiği teorik üretkenlik, yaratıcılık ve kararlılığın bugün hâlâ genç kuşaklar için ilham kaynağı olduğunu vurguladı.
Türkmen, Çayan’ın en önemli miraslarından birinin “şablonlara bağlı kalmadan yaratıcı düşünme” olduğunu ifade ederek, teori ile pratik arasındaki ilişkiyi kurma çabasının günümüz açısından da öğretici olduğunu söyledi.
Kitabın hazırlık sürecine de değinen Türkmen, farklı siyasal çizgilerden yazarlara çağrı yaptıklarını ancak bazı isimlerin katkı sunmadığını belirtti. Buna rağmen kitabın tek taraflı olduğu yönündeki eleştirileri kabul etmediğini söyleyen Türkmen, eleştirel ve çoğulcu bir yayıncılık anlayışı benimsediklerini ifade etti.
Kitapta Abdullah Öcalan’ın yazısına yer verilmesi de tartışma konusu oldu. Türkmen, bunun gerekçesini Öcalan’ın Mahir Çayan’a en çok referans veren isimlerden biri olması ve 12 Mart devrimci geleneğiyle kurduğu ilişki olarak açıkladı.

“Onlardan öğrenecek hâlâ çok şey var”
Ruşen Çakır ise programda, Kızıldere’nin yalnızca bir tarihsel olay değil, Türkiye solunun kolektif hafızasında güçlü bir sembol olduğunu vurguladı. Türkmen de 30 Mart gibi bir günde Mahir Çayan’ı konuşmanın, bugünün siyasal sorunlarını anlamak açısından hâlâ önemli olduğunu belirtti.
Türkmen, “Onlardan öğrenecek hâlâ çok şey var” diyerek, Mahir Çayan ve arkadaşlarının bıraktığı mirasın güncel mücadeleler açısından yol gösterici olmayı sürdürdüğünü söyledi.







