Transatlantik’te bu hafta Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, Ortadoğu’daki gelişmeleri, ABD’de İsrail lobisinin etkilerini ve Lübnan’da son yaşanılanları değerlendirdi. Yayında müzakerelerin gidişatı, bölgesel dengeler ve küresel güçlerin stratejileri ele alındı.
Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar, İran ile İsrail arasındaki devam eden savaşı, müzakere çabalarının başarısızlığını, Lübnan’daki durumu ve ABD’deki İsrail lobisinin değişen rolünü yayında değerlendirdi.
Müzakerelerin gidişatı
İran ile ABD arasında Pakistan’da yürütülen dolaylı müzakerelerden sonuç çıkmadı. Görüşmeler devam ederken sahadaki çatışmaların durmaması dikkat çekti. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sürerken İran da karşılık verdi. Yemen’deki Husiler de çatışmaya dahil oldu.
Müzakerelerin en kritik başlığını İran’ın nükleer programı oluşturdu. ABD, Tahran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurmasını isterken İran bu konuda geri adım atmaya yanaşmadı.
İran yönetimi, zamanın kendi lehine işlediğini düşünüyor. Küresel enerji piyasaları, ABD iç siyaseti ve ekonomik dengeler nedeniyle Tahran’ın taviz verme motivasyonu düşük. İran’ın müzakerelere yüksek taleplerle başlaması ve uluslararası garantiler istemesi de bu yaklaşımı yansıtıyor.

ABD’de İsrail lobisi
Programda ABD iç siyasetinde İsrail lobisinin rolü de ele alındı. Geleneksel olarak güçlü bir etkiye sahip olan AIPAC’ın son dönemde strateji değiştirdiği belirtildi.
Gazze’deki sivil kayıplar ve İran’la yaşanan gerilim, ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik desteğin azalmasına yol açtı. Bu durum, lobi faaliyetlerinin de yeniden şekillenmesine neden oldu.
AIPAC’ın artık doğrudan siyasetçiler üzerinde baskı kurmak yerine seçim süreçlerinde İsrail yanlısı adayları desteklemeye yöneldiği öne sürüldü. Bu kapsamda “United Democracy Project” gibi yapılar üzerinden dolaylı finansman sağlandığı belirtildi.
Programda ayrıca ABD toplumunda Orta Doğu politikalarına yönelik yorgunluğun arttığı vurgulandı. Özellikle gençler, üniversite çevreleri ve Demokrat Parti’nin sol kanadında İsrail’e yönelik eleştirilerin yükseldiği anlatıldı.
Lübnan’da neler oluyor?
İsrail’in Lübnan’ın güneyine başlattığı kara harekâtı, bölgedeki dengeleri daha da kırılgan hâle getirdi. On binlerce insanın etkilendiği ve büyük bir insani krizin ortaya çıktığı belirtilirken, Lübnan’ın yeni bir iç savaş riskiyle karşı karşıya olduğu da vurgulandı.
Siyasi ve ekonomik olarak zayıf bir yapıya sahip olan Lübnan’da devlet otoritesinin sınırlı kalması, Hizbullah’ın etkisini artıran temel faktörlerden biri olarak öne çıktı.
Hizbullah’ın lider kadrosunda yaşanan kayıplara rağmen örgütün tamamen çökmediği, aksine daha esnek bir yapıya geçerek gerilla taktikleriyle varlığını sürdürdüğü vurgulandı.
İran’ın Hizbullah’ı bölgesel stratejisinin önemli bir unsuru olarak gördüğü ve örgüte desteğini sürdüreceği değerlendirmesi yapıldı. İsrail’in Lübnan’da kalıcı bir askeri varlık oluşturması hâlinde bunun örgüte yönelik toplumsal desteği daha da artırabileceği belirtildi.
Ruşen Çakır, Gönül Tol ve Ömer Taşpınar değerlendirdi.








