Felsefe ve Kritik (12) | Edmund Husserl’i anlamak: Şeylerin kendisine dönüş 

İSTANBUL (Medyascope) – Felsefe Kritik’in bu bölümünde Kaan Özkan ve Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu “Edmund Husserl’i anlamak: Şeylerin kendisine dönüş” başlıklı yayında, fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl’in felsefesini, temel kavramlarını, düşünce evrimini ve günümüzdeki önemini tartıştı.


Videonun özeti

  • Kaan Özkan ve Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu, Edmund Husserl’in fenomenolojisini ve günümüzdeki önemini tartıştı.
  • Yazıcıoğlu, Husserl’in düşüncesinin tarihsel gelişimini ve özneler arası gerçeklik ilişkisini vurguladı.
  • Husserl’in ‘şeylerin kendisine dönelim’ çağrısı, klasik felsefeden kopuşu temsil eder.
  • Doğal tutum nesneleri özneden bağımsız değerlendirir, ancak Husserl fenomenolojik yaklaşımla deneyimi bütünlüklü anlamayı önerir.
  • Fenomenoloji, günümüzde sanal gerçeklik ve nörobilim gibi alanlarla ilişkilendirilerek hala canlı bir düşünce alanı olarak kalmaktadır.

Edmund Husserl’i anlamak
Edmund Husserl’i anlamak: Şeylerin kendisine dönüş

Prof. Dr. Sanem Yazıcıoğlu fenomenolojinin kurucusu Edmund Husserl’in düşüncesini üç temel eksen (dönemsel gelişimi, şeylerin kendisine dönme çağrısı, özneler arasılık ile kurulan gerçek anlayışı) üzerinden değerlendirdi. Yazıcıoğlu, Husserl’in düşüncesinin tek çizgili ama sürekli kendini yenileyen bir yapıya sahip olduğunu belirterek, “Husserl çok istisnai bir düşünür. Yazdıklarından hiçbir zaman bütünüyle memnun olmayan, sürekli kendisini eleştiriye tabi tutan bir isim” dedi.

“Şeylerin kendisine dönelim” 

Husserl’in “şeylerin kendisine dönelim” çağrısının klasik felsefeden kopuşu temsil ettiğini belirten Yazıcıoğlu, “Husserl, geçmiş metafizik kuramların ikili yapılarını aşmak istiyor. İç-dış, beden-akıl gibi ayrımlar yerine, şeyleri bize göründükleri biçimiyle ele almayı öneriyor” dedi. 

Fenomenolojide görünüş kavramının merkezi rolüne dikkat çeken Yazıcıoğlu, görünüşün, öncesi ve sonrası bağlamı ile birlikte bir bütünlük içerdiğini söyledi. Bu yaklaşımın, deneyimi parçalamak yerine bütünlüklü biçimde anlamayı hedeflediğini söyledi.

Doğal tutum

Yazıcıoğlu, doğal tutumun nesneleri özneden bağımsız, kendi başına var olan gerçeklikler olarak ele alan bir yaklaşım olduğunu belirterek, bu bakış açısının gündelik yaşamda yaygın biçimde benimsendiğini söyledi. Nesnelerin bilimsel ölçütlerle değerlendirilmesinin bu tutumun bir sonucu olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, bu yaklaşımın deneyimin nasıl kurulduğunu göz ardı ettiğini vurguladı. Doğal tutumun, nesneyi yalnızca dışsal özellikleriyle ele aldığını belirten Yazıcıoğlu, Husserl’in bu nedenle fenomenolojik tavrı geliştirdiğini ve “şeyleri bize göründükleri biçimiyle ele alma” çağrısında bulunduğunu söyledi. 

Özneler arası gerçeklik ilişkisi

Husserl’in solipsizmi (tekbencilik) aşma çabasının altını çizen Sanem Yazıcıoğlu şunları söyledi:

“Eğer dünya sadece bizim için olsaydı, başka birinin varlığını temellendiremezdik. Birbirimizin bakış açısını düşünebilme yetimiz sayesinde ortak bir dünya kurabiliyoruz. Bu durum nesnelliğin temelini oluşturuyor. Nesnellik, hepimiz için geçerli olan bir gerçekliğin birlikte kurulmasıdır.” 

Fenomenolojinin güncelliğine ded değinen Yazıcıoğlu, bu yaklaşımın yalnızca 20. yüzyıla ait olmadığını belirterek, bugün sanal gerçeklikten nörobilime kadar pek çok alanda fenomenolojiyle ilişki kurulabildiğini söyledi. Sanem Yazıcıoğlu, fenomenolojinin hâlâ son derece canlı ve gerekli bir düşünce alanı olduğunu ifade etti.


Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.