İSTANBUL (Medyascope) – DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “İçişleri Bakanı diyor ki, ’31 Mart 2024’ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si CHP’li belediye, 78’i MHP’li belediye, 16’sı da DEM Partili belediye.’ Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise niye kayyum DEM Partili belediyelerine, niye görevden uzaklaştırma CHP belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelerine uygulanmıyor? Demek ki partisine göre hukuk uygulanıyor” dedi.

Haberin özeti
- Tuncer Bakırhan, AK Partili belediyelere karşı yürütülen soruşturmaların siyasi niyet taşıdığını vurguladı.
- Şu anda 9 milyon insanın iradesinin ihlal edildiğini belirten Bakırhan, sandığa saygı duymak gerektiğini savundu.
- Siyasi etik yasası gerekliliğine dikkat çeken Bakırhan, yolsuzluk iddialarının araştırılması gerektiğini vurguladı.
- Hukukun tarafsız işlemesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, adaletin güçlülere göre değil, herkese eşit uygulanması gerektiğini dile getirdi.
- Bakırhan, Türkiye’nin demokratik geleceği için siyasi partilere normalleşme çağrısında bulundu.
Bilmeniz gerekenler
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısında Türkiye ve dünya gündemini değerlendirdi.
Türkiye’nin artık eski kodlarla, korkularla değil, barış ve demokrasi eksenli akılcıl siyasetle bölgeye yaklaşması gerektiğini belirten Bakırhan, çözüm süreci, belediyelere yönelik operasyonlar ve siyasi etik yasası üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Oyalanan kim, oyalayan kim?
DEM Parti’den önce MHP’nin haftalık grup toplantısında Devlet Bahçeli’nin ‘Artık adımlarla ilgili oyalamaya ve oyalanmaya gerek yok’ dediğini hatırlatan Bakırhan, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da dün aynı şeyleri söylediğine dikkat çekerek şunları dedi:
“Peki kime söylüyorlar bunu? Oyalanan kim, oyalayan kim? Adres kim? Kim adım atacak? Dolayısıyla artık bu süreci yürütenler, karar vericiler bir an önce ellerini çabuk tutarak bu meselenin çözümü konusunda atılması gereken adımları atmalıdır. Bunun için hiçbir yasal hazırlığa gerek kalmadan AYM kararları uygulanabilir. Hala halkın iradesine çökmüş kayyımlar kaldırılabilir. Yerine halkın iradesi getirilebilir. Barış hukukun sözle değil, sözün hukukla bağladığı anda başlar. Adımlar birlikte atılırsa güven oluşur. Güven oluşursa yol açılır, demokrasi gelir. Hepimiz nefes alırız.”
“Siyasi etik yasasına ihtiyaç var”
Bugün Türkiye’nin barışından ekonomisine, umudundan mutluluğuna kadar her konudaki olumsuz sonuçların demokrasi ve hukuk krizi ürettiğini söyleyen Bakırhan, şöyle devam etti:
“Emin olun, bir avuç güvenli limanlarında yaşayanların dışında herkesin elinde fener, adalet ve hukuk arıyor memlekette. Böyle bir yaklaşım Kürtlerin de İran’daki ezilen haklar ve inançların da Ankara’yla olan bağını güçlendirir. İktidar, hukuk ve yargı mekanizmalarını muhalefeti kuşatmanın aracına dönüştürmüştür. Şimdi birileri çıkıp ‘Ama yolsuzluk iddiaları var, ahlaksızlık iddiaları var’ diyecek… Evet, biz asla yolsuzluk iddialarına da ahlaksızlıklara da gözlerimizi kapatmadık, kapatmayacağız fakat Türkiye’de hukuk eğilip bükülüyor. İktidara ayrı, muhalefete ayrı hukuk olmaz. Güçlüye ayrı, güçsüze ayrı hukuk olmaz. Zengine ayrı, yoksula ayrı hukuk olmaz. Bizim DEM Parti olarak çizgimiz nettir. Yolsuzluk iddiası sonuna kadar araştırılmalıdır. Yerel yönetimler dahil olmak üzere her düzeyde tam şeffaflık ve hesap verilebilirlik sağlanmalıdır. Tam da bu nedenle kişiye göre değil herkese göre işleyecek güçlü bir siyasi etik yasasına ihtiyaç var.”
Bakırhan, “Siyasi Etik Yasası”nın artık ertelenemeyeceğini söyleyerek, “Siyasi etik yasası siyaset ile akçeli işler arasındaki bağları kesmelidir. Siyaset, bürokraside yükselme basamağı olmaktan çıkarılmalıdır. Seçilmişlerin siyaset yapma dışındaki tüm imtiyazları kaldırılmalıdır. Hodri meydan, DEM Parti buna var. Sizin huzurunuzda söz veriyoruz. Buyurun, kim çalıyorsa yakasına yapışalım. Buyurun, kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım ve hesap soralım. Haydi, var mısınız? Evet, büyük bir sessizlik var çünkü eninde sonunda bu konu da kendilerine doğru eğilecek. Bunu çok iyi biliyorlar” ifadelerini kullandı.

“En çok soruşturma AKP’li belediyelere açıldı”
Tuncer Bakırhan, toplumda ve anketlerde CHP’li belediyelere dönük operasyonların “yolsuzlukla mücadele” olarak görülmediğine dikkat çekerek İçişleri Bakanı’nın sözlerini hatırlattı:
“Hukuk yoluyla siyasi tasfiye olarak herkes bunu kabul ediyor. Bunu biz demiyoruz, İçişleri Bakanı bunu itiraf ediyor. İçişleri Bakanı diyor ki, ’31 Mart 2024’ten beri 1048 belediyede soruşturma açılmış. Bunların 472’si AK Partili belediye, 217’si CHP’li belediye, 78’si MHP’li belediye, 16’sı da DEM Partili belediye.’ En az biziz. Gerçi o soruşturmaların da niye açıldığını biliyoruz, kayyum atamak için… Hakkında soruşturma açılan her iki belediyeden birisi AK Partili belediye. Biz de soruyoruz. Soruşturma açılan her iki belediyeden biri AK Partili belediye ise niye kayyum DEM Partili belediyelere, niye görevden uzaklaştırma CHP belediyelerine uygulanıyor da AK Partili belediyelere uygulanmıyor? 478’den tek bir tane belediye niye görevden almıyorsunuz? Aynı kararlık niye iktidar belediyelerine gelince uygulanmıyor. E demek ki partisine göre hukuk uygulanıyor. Bunun adil, hakkaniyeti bir açıklaması var mıdır Sayın Bakan? İktidardan olunca yolsuzluk serbest, iktidardan olunca hırsızlık, usulsüzlük serbest, muhalefete gelince nefes bile almak yasak. Vallahi böyle bir hukuk biz kabul etmeyiz. Kürtler kabul etmez, emekçiler kabul etmez, kimse kabul etmez.”
“9 milyon insanın iradesine müdahale edildi”
İktidarın her fırsatta “Milli irade” dediğine dikkat çeken Bakırhan, son yerel seçimlerden bu yana yaklaşık 90 belediyede yönetimin ya değiştiğini ya da değiştirildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Yaklaşık 9 milyon insanın iradesine müdahale edildi. Hani milli iradeye saygı? Sandığa saygı duymayan milli iradeden nasıl bahsedebilir? Sandığa saygı, milli iradeye saygı. Sandıktan çıkan iradeyi yargı masasında dizayn etme hevesi ülkeye istikrar getirmez; güvensizlik getirir, güvensizliği büyütür. Dünya sistemi yıkılıyor ve yeni düzen arayışları kanlı bir şekilde devam ediyor. Orta Doğu da bu kanlı arayışın tam merkezinde duruyor. Biz ise bu tarihi dönemece ekonomisi kırılgan, demokrasi ve iç barışı oldukça zayıf bir dönemde giriyoruz. İç siyasette iktidarla muhalefet arasındaki hukuk ve etik sınırlarını aşan rekabet 86 milyon ve gelecek nesiller için ciddi riskler oluşturuyor. DEM Parti olarak iktidar ve muhalefet partilerine teklifimiz şudur. Türkiye’de siyasi iklimin normalleşmesi için gelin bir araya gelelim. Oy sandığını, makamı, mevkiyi, popülizmi, rantı ve polemiği değil, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimin normalleştirelim. Buyurun, bu teklifimizi de bu grup toplantımız aracılığıyla siyasi partilere iletelim. Siyasi iklimin normalleşmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağımıza hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum.”








