Sağduyu’nun bu bölümünde Taha Akyol, Türkiye’de aydın ve entelektüel yetişmemesinin nedenlerini, eğitim sistemindeki sorunları ve bu durumun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihi köklerini Tarık Çelenk’e değerlendirdi. Akyol, toplumsal yapıdaki “köylü zihniyetinin” entelektüel gelişimi engellediğini savundu.
Videonun özeti
- Taha Akyol, Türkiye’de aydın ve entelektüel gelişimi engelleyen faktörleri ele aldı.
- Akyol’a göre köylü zihniyeti ve analitik düşünce yetersizliği, Türkiye’nin entelektüel gelişimini kısıtlıyor.
- Mevcut iktidarın otoriter tavrı, fikir hayatının gelişmesini engelliyor.
- Eğitimde yaşanan kısıtlamalar, Türkiye’deki düşünce özgürlüğünü sınırlıyor.
“Tanzimat döneminin beyni Ahmet Cevdet Paşa’dır”
Taha Akyol, Türkiye’de aydın ve entelektüel yetişememe sorununun tarihsel nedenlerini anlattı. Ahmet Cevdet Paşa’nın medreseli olduğunu hatırlatan Akyol, Ahmet Cevdet Paşa hakkında şunları söyledi:
“Şirket nizamnamesi yazmak gerekiyor, Cevdet Paşa’dan istiyorlar. Fransızca’yı ne kadar bildiği tartışmalı, çok iyi biliyordu diyenler var, yeterince bilmiyordu diyenler var. Fakat hiç olmazsa Batı’daki tarihçiliği takip eder, anlatılan olayların sebeplerini araştırırdı. Bu çok modern bir düşünce. Bugün hâlâ yerleştiremediğimiz bir düşünce. Tanzimat döneminin beyni Ahmet Cevdet Paşa’dır. Bugünkü muhafazakârlar Cevdet Paşa’yı Mecelle’yi yazdı diye çok severler ama Cevdet Paşa’nın Tanzimat’ın beyni olduğunu hatırlamazlar, bilmezler, kabul etmezler.”
“Abdülhamid’in istikameti ile Atatürk’ün istikameti taban tabana zıt”
Abdülhamid döneminde eğitimin hızla geliştiğini belirten Akyol, fikir ve ifade hürriyeti olmadığı için aydınların entelektüel sahada, düşünce sahasında, siyaset sahasında kendilerini ortaya koyamadığını söyledi. Akyol, Meşrutiyet döneminde büyük bir fikir patlaması olduğunu hatırlatarak, “Mehmet Akif Ersoy İslamcı bir şair. Mehmet Akif’in tek bir şiiri Abdülhamit döneminde yayınlanmadı. İslamcılardan; Şehbenderzâde, Said Nursi, Filibeli gibi yazarların bütün yayınları Meşrutiyet döneminde yayınlandı” dedi.

Mustafa Kemal Atatürk ve Abdülhamid’in eğitim anlayışındaki temel amacının; iyi okumuş, kamu hizmetlerini, devlet hizmetlerini yapmada başarılı olacak, rejime sadık adam geliştirmek olduğunu söyleyen Akyol, “Abdülhamid için sadakat Osmanlı hilafetine sadık demek, Atatürk için de devrimlere ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sadık demek. Fakat Abdülhamid’in istikameti ile Atatürk’ün istikameti taban tabana zıttır” dedi.
Köylü zihniyeti ve analitik düşünce yetersizliği
Türkiye’de şehirleşmenin 1950’de başladığını hatırlatan Taha Akyol, toplumun yakın zamana kadar köylü olmasının, tekrar eden, durgun bir zihniyet yarattığını söyledi. Akyol, bu durgun zihniyet sebebiyle analitik düşünce yetersizliği yaşandığını ifade etti. Köy enstitüleri konusuna da değinen Akyol, “Köy enstitüleri ideolojik bir kutuplaşma konusudur” dedi. Taha Akyol, köylünün köyde eğitilmesinin de bir hizmet olduğunu fakat asıl modernleşmenin, sanayileşme ve büyük kentlerin oluşumuyla mümkün olduğunu belirtti.
Eğitimde güncel durum
Türkiye’nin bugünkü şehirleşme, eğitim ve dışa açılma düzeyine rağmen fikir hayatının kısır kaldığını ifade eden Akyol, mevcut iktidarın otoriter tavrının ve partizanlığın, canlı fikir hayatını engellediğini vurguladı. Akyol, İslamcılık gibi geçmişte hürriyet ve iktisadi inkılap fikirlerini savunan akımların bile bugün partizanlığa indirgendiğini söyledi.
İlahiyat fakültelerinde felsefe derslerinin kaldırılması gibi uygulamaların düşünce özgürlüğünü kısıtladığını belirten Akyol, “İktidar yanlısı olduğu açıkça belli olan din bilginlerinde eski tekrardan başka bir şey görmüyoruz. Abdülhamid döneminde nasıl tarihimizdeki en büyük eğitim seferberliği yapılarak güçlü bir okuryazar sınıfı oluşturulduğu halde fikir hayatı gelişmemişse, Cumhuriyet döneminde tarihimizdeki en büyük devrimleri yaptığımız halde nasıl canlı bir fikir hayatı yaşanmamışsa, bugün de aynı otoriter tavır yüzünden, bu kadar iktisadi gelişmeye rağmen canlı bir fikir hayatı yok Türkiye’de. Türkiye’de iktidar kavgası var. Muhalefetin iktidara gelme, iktidarın da koltuğunu koruma kavgası var” dedi.








