Masada Kalanlar (1): Anneannemin elmalı tartı

Anneannemin dört kelimeden oluşan bir cümlesi küçüklüğümden beri beni mutluluklara uçurur: “Sana elmalı tart yaptım.” Ben bu elmalı tart denen tatlıyı Viyana’dan Stockholm’e pek çok yerde yedim ama anneannem gibi yapanını görmedim. Onlar da güzeldir ama anneannemin elmalı tartına benzemez.

Bahariye İlköğretim Okulu’nda ilkokula giderken anneannemin evi ile okulun kapısı karşılıklıydı. Annem genellikle işte olduğu için akşamları önce anneanneme giderdim. Okulun bahçe kapısından çıkar, Kuzu Kestanesi’nin tek araba genişliğindeki yolunu birkaç adımda geçer ve apartmandan içeri girerdim. Akşamüstü olmuş, hava serinlemiştir. Öte yandan, sonsuz teneffüs anlamına gelen okul çıkışlarında mutlaka yapılacak işler, oynanacak oyunlar vardır. En kötü, çöpten bir kola kutusu çıkarılıp ayakkabının topuğuyla düzgünce ezilerek top yapılırdı. Eve servisle dönmeyen arkadaşlar başlardık okulun bahçesinde oynamaya…

Bütün oyunlar oynandıysa artık yemek vaktidir. Ama öncesinde, senelerce hiç değişmeyen ritüelimizi aynı heyecanla yinelerdik. Anneannemin dairesi ikinci kattaydı, asansörsüz, eski Kadıköy apartmanlarından biri. Zili çalarım, kapı açılır, benim apartmanın içine attığım adım duyulur duyulmaz ikinci kattan apartman boşluğuna bir ses dolar: “Kim o?” Cevap hep aynıdır: “Kim o’nun torunu.”

Aslında anneannemle aramızdaki bir parolaydı bu. İçinde neler neler yoktu ki… Eve girilir girilmez önce eller iki defa sabunlanacak, ilk sabunla akan siyah su görüldüğünde anneannem bana “kömürcü müsün sen?” diye soracak, ben gülerek öyle olduğumu söyleyeceğim, derken oturma odasına gidip ödevlerimi yapacağım, bu esnada da anneannem bana meyve salatası getirecek.

“Sen yorulmuşsundur, yemeğe kadar şunları ye.”

Bazen bu ritüelin sonunu değiştiren o müjdeli haberi verirdi: “Sana elmalı tart yaptım.”

Aman yarabbi, sanki bir korsanmışım da mağaraların içlerinde aradığım gizli hazine bir anda karşıma çıkıvermiş; öyle bir sevinç. O zaman meyve salatasını boşverir, elmalı tarttan bir büyük dilim alır ve hemen mideye indirirdim. Elmalı tartın keyfi ikinci dilimle çıkmaya başlar.

Maalesef, anneannemin yemeklerinin ölçüleri uluslararası kabul edilen birimlerle uyuşmaz. “Eh işte şu kadar” olabilir, “fokurdayınca”, “bir tutam”, “şöyle bir”, “kokusu salona geldiğinde”… Bunlar anneannemin ölçü birimleridir. Mesela, tost makinesindeki kestanenin kokusu mutfaktan salona geldiğinde pişmiş demektir.

Elmalı tart
Masada Kalanlar (1): Anneannemin elmalı tartı

Anneannemin elmalı tartının diğerlerine benzemediğinde iddialıyım. Bir kere onun elmalı tartı tam bir daire şeklinde olur ve üçgen dilimler halinde kesilir. Hadi diyelim başka elmalı tartlar da böyledir, ama onunkinin şekeri, tarçını ve tadı benzersizdir.

Anneannem usulü elmalı tart yapmak için evvela dört tane elma rendelemek gerekir. Ama sonrasındaki ölçü birimleri anneannem usulüdür: İçine biraz tarçın, bir kaşık kadar ama bir kaşıktan da biraz daha az tozşeker konup karıştırılır.

Elmalı tart benim çocukluğumda margarinle yapılırdı, onun yerini bir süredir tereyağı aldı. Margarin tabii çok sağlıksız bir şey ama onunla yapılan elmalı tartın üstü biraz daha yumuşak olurdu. Gene de, tereyağlısı her zaman tercih sebebi.

200 gram tereyağı eritilip kâseye koyulacak, içine bir yumurta, bir çay fincanı kadar tozşeker, bir kahve fincanı süt, bir paket kabartma tozu ve alabildiği kadar da un… Un, malzeme çatalla iyice bir karıştırıldıktan sonra eklenecek. En son da kabartma tozu ilave edilecek. Ama tarta esas lezzeti veren hamle, gene anneannem usulü, elle güzelce bir ezmek. Yumuşak ama ele yapışmayan bir hamur olduğunda doğru kıvamı tutturdunuz demektir. Buradaki sorun ne kadar un konacağı; çok koymaya gelmez ama az koyarsan da olmaz. Göz kararı koyacaksın, yani, “eh işte şu kadar” un koymak lazım.

İkiye bölünen hamurun bir yarısı, önceden yağlanmış kalıba oturtulacak. Elle bastırılarak kalıplanan hamurun üstüne rendelenmiş elma çatalla serpiştirilecek. Sonra üstüne hamurun kalan yarısı kapatılacak ve fırına verilecek.

Anneannem elmalı tartın kalanını sabah kahvaltıda yiyeyim diye akşam eve dönerken alüminyum folyoya sarıp okul çantamın içine koyardı. O yüzden, elmalı tartın mutluluğu bir geceyle kalmaz, ertesi güne de sarkardı.

Geçenlerde anneannem bize yemeğe geldi. Onu almaya gittiğimde bez çantasından folyoya sarıldığı için gri bir cep UFO’suna benzeyen ama görür görmez elmalı tart olduğunu anladığım bir şey çıkardı. “Sana elmalı tart yaptım,” dedi.

Ondan sonra ne İstanbul’un trafiği, ne yağmur ne çamur. Yarısını o akşam yemeğin üstüne hemen yedik. Ertesi sabah, kahve eşliğinde kalanı yerken, Nihan’a, “elmalı tart mutluluğunun” değişmeyen bir kural olarak akşamüstleri başlayıp öğle saatlerinde sona erdiğini söyledim.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.