Prof. Seda Demiralp ile söyleşi: Dünyada ve Türkiye’de yaşananlar seçmenlerin duygularını nasıl etkiliyor? 

Prof. Seda Demiralp, Türkiye’de ve dünyadaki kriz dönemleri seçmen duygularını nasıl etkilediği üzerine yapılan araştırmaların bulgularını Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır’a anlattı.

Videonun özeti

  • Prof. Seda Demiralp, seçmen duygularındaki kaygı ve hayal kırıklığını vurguladı; bu duygular toplumun geniş kesimlerinde benzer yoğunlukta hissediliyor.
  • Demiralp, yüksek kaygı düzeyinin güçlü lider arayışını beslediğini, katılımcıların kriz döneminde güçlü bir liderin daha güvenli hissettirdiğini düşündüğünü söyledi.
  • Hem iktidar hem de muhalefet seçmenleri, Türkiye’nin en büyük sorununun ekonomi olduğunu düşünüyor; adalet ise ortak bir gündem oluşturuyor.

Prof. Dr. Seda Demiralp, Türkiye siyasetinin seçmenlerde yarattığı en güçlü duyguların başında kaygı ve hayal kırıklığı geldiğini söyledi. Bu iki duygunun, siyasi görüş fark etmeksizin toplumun geniş kesimlerinde benzer yoğunlukta hissedildiğini söyleyen Demiralp, “İktidar seçmeninde de muhalefet seçmeninde de hayal kırıklığının çok yüksek olması dikkat çekici” diyerek iki zıt partinin kamuoyunda yarattığı duygu ortaklığının altını çizdi.

Kriz dönemleri seçmenlerin duygularını nasıl etkiliyor? (Video)
Kriz dönemleri seçmenlerin duygularını nasıl etkiliyor?

İktidar ve muhalefet arasındaki duygusal ayrışma

Ortak duygulara rağmen seçmen grupları arasında önemli farklılıklar bulunduğunu belirten Demiralp, bu ayrışmanın en belirgin olduğu alanların öfke, umut ve coşku gibi duygular olduğunu söyledi.

Seda Demiralp, araştırmaya göre, muhalefet seçmeninde siyasete yönelik belirgin bir öfke görülürken, iktidar seçmeninde bu öfkenin doğrudan siyasi aktörlere yönelmediğini ifade etti. Demiralp bu durumun nedeninin, iktidar seçmeninin öfkesini daha çok dış aktörlere yöneltmesi olduğunu söyledi.

Buna karşılık umut ve coşku duygularının, iktidar seçmeninde hâlâ varlığını koruduğunu vurgulayan Demiralp, özellikle dış politika ve güvenlik alanlarında “güçlü Türkiye” algısının bu duyguları beslediği ifade etti. Demiralp, muhalefet seçmeninde ise bu tür bir umut duygusunun zayıf olduğunu, daha çok “kırgınlık” hissinin öne çıktığını söyledi.

Korku siyaseti ve güçlü lider arayışı

Araştırma sonucunda yüksek kaygı düzeyinin “güçlü lider” arayışını beslediğini belirten Seda Demiralp, katılımcıların önemli bir bölümünün, kriz ve belirsizlik ortamında daha güçlü yetkilere sahip bir liderin kendilerini daha güvende hissettireceğini düşündüğünü ifade etti.

Demiralp bu eğilimi “Savaşlar ve kaygılar, güçlü adam siyasetini güçlendiren bir etki yaratıyor” sözleriyle açıkladı. 

Her iki seçmen grubunun da güçlü lider istediğini söyleyen Demiralp, iktidar seçmeninin mevcut liderlikten yana tutum sergilediğini, muhalefet seçmeninin kendi alternatif güçlü liderini aradığını belirtti.

Ekonomi ve adalet seçmenin ortak gündemi

Hem iktidar hem de muhalefet seçmenine göre Türkiye’nin en önemli sorununun ekonomi olduğunu vurgulayan Demiralp, bu konuda güçlü bir fikir birliği olduğunu söyledi.

Ekonominin ardından en büyük ortak gündemin adalet olduğunu söyleyen Seda Demiralp, adalet kavramının, seçmen grupları arasında farklı şekillerde algılandığının altını çizdi.

Demiralp, muhalefet seçmeninin adaleti daha çok siyasi ve demokratik bağlamda değerlendirirken, iktidar seçmeni için gelir adaletsizliği ve suç oranları gibi doğrudan günlük hayatı etkileyen unsurların daha belirleyici olduğunu belirterek bu durumun seçmenin somut yaşam koşullarına dokunan meselelerde daha benzer tepkiler verdiğini, ancak soyut siyasi kavramlarda ayrıştığını gösterdiğini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.