Ceyda Akbulut yazdı: Kederli yol arkadaşım Wout van Aert

Bisiklet tutkunlarının favori klasiği Paris-Roubaix’de 123’üncü edisyonun galibi Belçikalı Wout van Aert oldu. Dünya şampiyonu Tadej Pogacar’ı yenen Van Aert’ın hikâyesinde hem mutluluk hem de gözyaşları gizli.

Kederli yol arkadaşım
Ceyda Akbulut yazdı: Kederli yol arkadaşım Wout van Aert

Bisiklet sporu kesinlikle nankör değildir. Kazanan da kaybeden de, hatta bu yolda acı çeken ama adı bile anılmayan da değerlidir.

Yarışlarda uzun saatler birbiriyle omuz omuza giden bir renk cümbüşü gibi görünen kalabalık gruba peloton denir. Peloton olmadan yarışılamaz, bisikletçiler önce kol kola girmeden finişe ulaşamaz. Bu renk cümbüşünün içinde en popüler, en çılgın, en başarısız, en sessiz ve en kederli bir aradadır. Bisiklet tutkunları da bu grupta kime nasıl değer vereceğini iyi bilir. En popülere saygı duyar, çılgınla çılgın olur, başarısıza başarısız demez, sessize dost eli uzatır, kederliyi yol arkadaşı bilir. Hatta mağlup olanları da kazanandan çok bağrına basar. Kaybedenlerin istikrarlı biçimde kahramanlaşabildiği yegâne spordur bisiklet.

Son yıllarda iki tekerin kaybedeni deyince akla gelen kahraman Wout van Aert’tı. Belçikalı bisikletçi devamlı kaybeden biri değildi. Hatta onun öyküsü, yolculuğuna dev başlayıp türlü bahtsızlıklarla boynu bükük hâle gelmesinden ibaretti. Henüz kariyerinin başında, yolculuğa onunla aynı yaşta başlayan Hollandalı Mathieu van der Poel ile bir “ezeli rekabet”in içine girmişti. Fakat zaman geçtikçe ikilinin yolları ayrıldı. Biri zafer üstüne zafer dedi, diğeri hem kazandı hem de defalarca dramatik biçimde kaybetti.

Wout van Aert için bisikletin kederlilerinden biri olduğunu söylemek kolay değil aslında. Fransa Turu’nda 10 kez etap zaferi tatmış herhangi bir bisikletçi için üzülmek mümkün olmamalı mantıken. Fakat bir zamanlar korakor kapışabildiği rakiplerinin bugün geldiği seviyeye bakınca ondan beklenilenin çok daha fazlası olduğu da ortada. Fiziksel avantajları, kuvveti, hızı, zekası ve çocukluk yıllarından itibaren geliştirdiği teknik meziyetiyle birlikte, bisiklette bahar aylarında koşulan taşlı klasiklerde onu kürsünün zirvesinde görememek çoğu bisikletseveri üzüyordu bu sebeple. Üstelik kaybedişleri öyle dramatik hâle gelmeye başlamıştı ki onun adına hayıflanma, gittikçe yoğunlaşan ve başkalaşan bir ritüel hâline gelmişti artık. Sadece Wout van Aert’ın değil, sanki bisiklet tutkusunun harla yaşandığı Belçika’nın üzerinde bir lanet varmış gibi hissediliyordu âdeta.

Belçikalı, kariyerindeki en büyük çıkışlarından birini 2020’de Milano-Sanremo zaferi ile yapmıştı. Beş anıtsal klasikten biri olan bu İtalya yarışı, büyük bisikletçilerin imza zaferlerinden biri anlamına geliyordu. Wout da ezeli rakibi Mathieu’den önce anıtsal klasiklerden birini kazanmayı başarmıştı. Aynı sene koronavirüs sebebiyle kış aylarında yapılan bahar klasiği Ronde van Vlaanderen’da ise Hollandalı galip gelmişti. Wout sprintte şampiyonluğu kıl payı kaçırmıştı ve ikincilikler o günden sonra alışkanlık olacaktı.

2020’den bu yana Mathieu ilk anıtsal klasik zaferine yedi tanesini daha ekleyip bir de dünya şampiyonluğu kazandı. Wout ise Olimpiyat Oyunları, dünya şampiyonaları ve anıtsal klasiklerde tam 12 kez kürsüye çıktı ama hiçbirinde kazanamadı. Yıllarını büyük turları kazanmaya çalışan takım arkadaşlarına yol kaptanlığı yaparak geçirdi. Takımının aldığı neredeyse her genel klasman zaferinde onun emekleri gizliydi. Tüm yıldızların imrenerek baktığı bir takım arkadaşı oldu.

Bireysel mücadelelerinde ise kayıplarını hep en büyük yarışlarda tattı. Ya yine kıl payı mağlup oldu ya da dramatik problemler ve sakatlıklar yaşadı. Hayalini kurduğu taşlı klasik Paris-Roubaix zaferine çok yakınken lastik patlattığı da oldu, formda girdiği bahar sezonunda, tam da büyük yarışlardan önce köprücük kemiği ve kaburga kırığı yaşadığı da. Gözyaşlarını gizlemeyen Belçikalıyla birlikte izleyenler de dizlerini dövmeye alışmıştı artık. Tam iyileşti derken dizinden de ağır yaralanınca geri dönülemez şekilde en iyi günlerine henüz ulaşamadan sporun zirve basamaklarına veda etmiş gibi göründü.

Tüm olanlardan sonra 2026’da bahar sezonuna radarın altında başladı. Herkes ismini ve yapabileceklerini biliyordu ama büyük lokma o değildi artık. Sanremo’da üçüncü, Ronde’de dördüncü oldu. En büyük hedefi Fransız klasiği Paris-Roubaix’ydi. Önceki haftalarda yine ona yakışır şekilde son derece dramatik kayıplar yaşamıştı. Bir yarışta tek başına zafere giderken finişe metreler kala yakalanmış, bir diğerinde de Mathieu van der Poel ile kilometrelerce yol gidip onun takım arkadaşına yenilmişti. Roubaix tek umuduydu artık.

Taşlı klasiklerin büyük kapanışı olarak bilinen bu Fransa yarışı, anıtsal klasiklerin birçoklarınca en sevilenidir. Kuzeyin Cehennemi veya Klasiklerin Kraliçesi olarak anılır. En vahşi, en acımasız, en zor ve en şansa dayalı anıt yarışıdır. Wout van Aert için ise kariyerinin en parlak olabilecek yıllarını yaşadığı şanssızlıklarla geçirmesine rağmen, biçilmiş kaftandır. Doğduğu ülkenin kültürü dahil sahip olduğu tüm özellikler bu yarışı kazanabilmesi için ona bahşedilmiştir âdeta.

Geçtiğimiz pazar kendisine çok uyan bu klasikte ihtiyacı olan tek şey, Wout ile pek de sıkı fıkı olmayan şanstı. Gücüne de yüreğine de güveniyordu çünkü. Nihayet bu kez yarışına mal olacak herhangi bir problem yaşamadı. Zorlu koşullarda çoğu rakibi gibi o da mekanik aksaklık sebebiyle bisiklet değiştirdi ama bu, performansını engelleyen bir sıkıntı değildi.

Büyük güne favori olarak başlayan ikili, takvimde kazanmadık yarış bırakmak istemeyen ve sürdüğü her kilometrede rekorlar elde eden Tadej Pogacar ile peş peşe dördüncü Roubaix zaferini yakalayıp tarihe geçmek isteyen Mathieu van der Poel’du. Wout kimsenin yenemeyecekmiş gibi göründüğü bu büyük ikiliyi yenmeyi başardı. İkonik Roubaix velodromu Andre-Petrieux’de Tadej’i arkasında bıraktı. Finişten geçerken 2018’de aynı yarışta kaybettiği takım arkadaşı Michael Goolaerts’i anmak için parmağını göğe uzattı. Sonra gözyaşlarına boğuldu.

Wout van Aert başına gelen tüm talihsizliklerle birlikte dev zaferleriyle ve yine dev kaybedişleriyle hatırlanacak bir sporcu. Onu parçalanmış mayosu ve kırık bisikletiyle yolun ortasında gözyaşı dökerken de hatırlayabilirsiniz, yüzlerce taraftarın tutkulu çığlıkları eşliğinde Montmartre sokaklarında zafere ulaştığı tarihi anla da. Bisikletseverler onu hep kederli yol arkadaşı olarak görecek. Ama artık o, Paris-Roubaix şampiyonu bir kederli yol arkadaşı.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.