Öcalan: “Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir?”

Abdullah Öcalan

İSTANBUL (Medyascope) – DEM Parti İmralı heyeti, PKK lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmenin ardından Öcalan’ın gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Öcalan, CHP’ye yapılan polis baskını için “Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir?” diye sordu.

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • DEM Parti İmralı Heyeti, 24 Mayıs’ta Abdullah Öcalan ile görüştü. Açıklamada CHP Genel Merkezi’ne müdahale öne çıktı.
  • Öcalan, “Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir?” dedi.
  • Öcalan, yaşananları demokrasi eksikliğiyle ilişkilendirdi. “Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur” ifadelerini kullandı.
  • Öcalan, sürecin yasal zemine kavuşması gerektiğini söyledi. “Çerçeve bir yasa” çağrısı yaptı ve “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne katkı istedi.

DEM Parti İmralı heyeti, İmralı adasına giderek PKK lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan, Mithat Sancar ve Faik Özgür Erol’un dün İmralı Adası’nda gerçekleştirdiği 4,5 saatlik görüşmenin detayları yazılı açıklama ile kamuoyuna duyuruldu.

Heyet, dün 1,5 ay sonra İmralI’da Öcalan ile görüşmüştü.

Öcalan, mutlak butlan kararını ve polisin CHP Genel Merkezi’ne müdahalesini Türkiye’deki demokrasi sorununun bir sonucu olarak değerlendirdi. “Bir siyasi partinin genel merkezine kapısını balyozla kırarak girmek demokraside olacak şey midir?” diye soran Öcalan, yaşananların Türkiye’deki demokrasi sorununun sonucu olduğunu söyledi.

Öcalan CHP’ye polis baskını için ne dedi?

Öcalan, CHP’ye yönelik uygulamaları “doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla” ilişkilendirdi. “Cumhuriyet Halk Partisine yönelik uygulamalar ve yaşanan gelişmeler, doğru işleyen bir demokrasinin ve demokratik siyasetin olmamasıyla ilgilidir” diyen Öcalan, şöyle devam etti:

“İşleri bu noktaya getiren sebep budur; cumhuriyetin temelindeki demokrasi ilkesinden yoksunluktur. Demokrasiye sanki bir lüksmüş, demagojiymiş, lafazanlıkmış gibi yaklaşarak önemsememenin sonuçları vahim bir hatadır. Cumhuriyetin demokratik niteliğini geliştirmek kadar aciliyet taşıyan bir durum yoktur.”

Öcalan, İmralı’da yürütülen süreci de bu demokrasi vurgusuyla birlikte değerlendirdi. “Biz bu ülkede bunun zeminini geliştirmeye ve imkanlarını büyütmeye çalışıyoruz” diyen Öcalan, çözüme doğru yasal adımlar atılırken cumhuriyetin “demokratik bir çıkışa” ve “demokratik bir hukuka” hazırlanması gerektiğini söyledi.

İlgili haberler:

“Parti içi ve partiler arası demokrasi eksikliği”

Öcalan, açıklamasında Türkiye’deki demokrasi sorununun parti içi ve partiler arası demokrasi eksikliğiyle de bağlantılı olduğunu belirtti.

“İmralı’da çözüme doğru yasal adımlara giderken cumhuriyeti demokratik bir çıkışa, demokratik bir hukuka hazırlamayı çok önemsiyoruz” diyen Öcalan, bunu “hem parti içi hem partiler arası demokrasi eksikliğini de gidermeye yönelik bir adım” olarak gördüklerini ifade etti.

Öcalan, hedefi şöyle tarif etti:

“Tüm çabaların karşılığı, cumhuriyeti demokratik bir içeriğe ve kültüre kavuşturmak, bunları güvence altına alan sağlam bir hukuk sistemi kurmak olacaktır. Bu temelde herkesi Barış ve Demokratik Toplum Sürecine katkı sunmaya çağırıyorum.”

“Çerçeve bir yasa demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir”

Açıklamada Öcalan’ın yasal düzenleme çağrısı da öne çıktı. “Tüm yapılanların yasal bir temele kavuşması önemlidir” diyen Öcalan, beklenti halinin sürmesinin risk ürettiğini söyledi. Öcalan, “Beklentide kalmak, beklenti halini sürdürmek sadece risk üretir. Kaybedecek zamanımız yoktur” ifadelerini kullandı.

Bütün aktörlerin tarihsel sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini belirten Öcalan, TBMM’ye de işaret etti: “Bütün aktörlerin bu tarihi sorumluluk anlayışla hareket edeceğine ve TBMM’nin de çalışmaları bu hassasiyetle yürüteceğine inanıyorum.”

“Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenleme süreci”

“Kürt meselesinin yıllarca kilitlediği bir durumu aşmaya çalışıyoruz” diyen Öcalan, şiddet öğesinin “çözüm sistematiğiyle” aşıldığını söyledi.

“Kürtlerin demokratik cumhuriyete entegrasyonunun anlamı budur. Kürt meselesinin yıllarca kilitlediği bir durumu aşmaya çalışıyoruz. Kürt meselesinden kaynaklı şiddet öğesi, çözüm sistematiğiyle aşılıyor. Bu sürece Türk-Kürt ilişkilerini yeniden düzenleme, çağdaşlaştırma, modernleştirme süreci de diyebiliriz.”

“Demokrasinin yanındayız”

DBP Genel Merkezi de bir açıklama yayımlayarak CHP Genel Merkezi’ne polis baskınını kınadı. Bu operasyonların siyasi olduğunun vurgulandığı açıklamada, “Bu kararla birlikte halkın demokrasiye ve hukuka olan inancı büyük bir zarar görmüştür. Karar, salt CHP’ye yönelik değil, demokratik toplum ve siyasete karşı bir karar olarak görülmelidir. Karardan hemen sonra CHP Genel Merkezi’nin polis zoruyla basılması ve ortaya çıkan şiddet görüntüleri siyasi bir darbe olarak şimdiden tarihe geçmiş durumdadır. Ana muhalefet partisinin genel merkezine yönelik hiçbir meşruiyeti olmayan hukuk dışı bu el koymayı asla kabul etmiyoruz” denildi.

Açıklamada şunlar söylendi:

“Polis zoruyla gaz ve copla genel merkez binasını basmak şiddet yoluyla muhalefetin baskı altına alınması anlamına gelmektedir. Sorun karşılıklı uzlaşma ve diyalog kanallarının açık tutulmasıyla çözülebilecekken ortaya çıkan görüntüler demokratik siyaseti darbelemiş, toplumu daha fazla kutuplaştırmıştır. Muhalefetin baskı ve tasfiye aracına dönüştürülen yargı eliyle dizayn edilmek istendiği bu süreç toplumsal barışa büyük bir darbe vurmuştur. Barış ve demokratik toplum sürecini tartıştığımız bugünlerde yaşanan antidemokratik uygulamalar, toplumun ülkede demokrasiye olan inancını sarsmıştır, demokrasinin olmadığı, demokrasiye darbenin gerçekleştiği bir ülkede demokratik toplumun ve demokratik cumhuriyetin inşası zora girecektir. DBP olarak her koşulda demokrasinin yanında yer aldığımızı, hukuk ve adalet ilkesinden yana tavır aldığımızı özellikle belirtmek isteriz. Geçmişte bu tür baskıların en ağırını yaşamış bir parti olarak CHP’ye yapılan bu zulmü kabul etmiyoruz. Pusulası demokrasi olmayan yaklaşımlardan vazgeçilmesi gerekmektedir. Yıllarca baskı ve saldırılara maruz kalmış bir parti olarak hukuktan ve demokrasiden yana tavır almaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyoruz.”

Apocu Hareket Yönetimi de bir açıklama yayımladı. Açıklamada, CHP’ye mutlak butlan kararı verilmesi “saldırı” olarak nitelendirildi. Bu saldırının barış ve demokratik toplum sürecine yönelik sabotaj olduğunun ifade edildiği açıklamada, “Bu saldırı barış ve demokratik toplum sürecine bir sabotaj ve provokasyon olarak değerlendirilirse; böyle değerlendirme yapanlara kim yanlış söylüyorsunuz, diyebilir” denildi.

“CHP’ye yönelik saldırının tüm siyasi alana yöneleceği açık”

Açıklamada şunlar söylendi:

“Yine AKP iktidarı barış ve demokratik toplum sürecini araçsallaştırıyor, kendi parti çıkarı için kullanıyor, diyenlere kim yanlış söylüyorsunuz diyebilir? DEM Parti haklı olarak CHP’ye yönelik saldırı sadece CHP’yi ilgilendirmiyor, dedi. CHP, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına oy verdiğinde, demokrasi güçleri bu size de döner, demiştir. CHP’ye yönelik böyle bir saldırının tüm siyasi alana yöneleceği de açıktır. Bu açıdan bu yönelime karşı çıkmak demokrat olmanın ve demokrasi gereğidir. CHP içindeki iç mücadele şöyle ya da böyle olabilir. Butlan kararı ve sonrası yaşananları sadece CHP ile ilgili görmek; bu yönelimin içeriğinin yaratacağı sonuçları anlamamak olur. Bu saldırı Türkiye’de özgürce demokratik siyaset yapılabileceğine yönelik kuşkuları daha da artırmıştır. Biz, Özgürlük Hareketi olarak barış ve demokratik toplum sürecini sonuca götürmek için bundan sonra da üzerimize düşeni yapacağız.  Rêber Apo’nun barış ve demokratik toplum sürecini başarıya götürme çabalarına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Ancak bu çabaların sonuç vermesi için Rêber Apo’nun ve Özgürlük Hareketi üyelerinin demokratik siyaset yapacak konumda olması gerekir. Hem Önderlik bir mahkûm olarak tutulacak hem de barış ve demokratik toplum sürecinden sonuç beklenecek! Bu, mevcut sürecin karakterini anlamamaktır.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.