İSTANBUL (Medyascope) – Rivayet Muhtelif ‘in bu bölümünde Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu, CHP’de zamanın ruhunu, liberal demokrasinin yaşadığı küresel krizi, CHP’nin karşı karşıya olduğu krizi ve muhalefetin nasıl bir yol izlemesi gerektiğini Hilmi Hacaloğlu’na değerlendirdi. Yaycıoğlu, yaşananların yalnızca bir parti meselesi olmadığını, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devleti mücadelesinin merkezine yerleştiğini savundu.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu, liberal demokrasinin küresel krizine ve CHP’nin karşılaştığı sorunlara dikkat çekti.
- Yaycıoğlu, partilerin eski gücünü kaybettiğini ve yeni siyasi hareketlerin ortaya çıktığını belirtti.
- İktidar, normal demokratik süreçleri durdurarak ‘Ben gitmiyorum’ mesajı veriyor.
- CHP, mevcut iktidar mimarisi içinde alternatif olmaktan çıkarılmak isteniyor.
- Toplumda yoğun bir değişim isteği var, ancak mevcut koşullar iktidarın aradığı toplumsal rızayı üretmiyor.
Prof. Dr. Ali Yaycıoğlu, liberal demokrasinin yaşadığı küresel krizi ve CHP’nin karşı karşıya olduğu krizi değerlendirdi. Yaycıoğlu, 1945 sonrası şekillenen ve soğuk savaşın ardından küreselleşen liberal demokratik modelin ciddi bir kriz yaşadığını söyledi. Bu düzenin hem ekonomik hem de siyasal ayağında sarsıntılar yaşandığını belirten Yaycıoğlu, dünyanın yeni bir dönüşüm sürecine girdiğini ifade etti.

Parti siyasetinin dönüşümü
“Şu anda dediğim gibi evrenselleşmiş bir siyasal modelin buhranını yaşıyoruz” diyen Yaycıoğlu, bu sürecin demokrasinin sonu anlamına gelmediğini, ancak parti merkezli parlamenter sistemlerin eski gücünü kaybettiğini söyledi. Yaycıoğlu’na göre Macron hareketi, Trump’ın MAGA hareketi ya da Avrupa’daki yeni siyasi oluşumlar, geleneksel parti yapılarının aşındığını gösteriyor.
Ali Yaycıoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Partilerin hakim olduğu ve büyük oranda parti temsiline dayanan parlamenter demokratik sistem yavaş yavaş tasfiye oluyor. Eski büyük partilerin güç kaybettiğini görüyoruz. Fransa Sosyalist Partisi, Almanya Sosyal Demokrat Partisi gibi Avrupa siyasetinin uzun yıllar belirleyici aktörleri olan partiler artık eski etkilerine sahip değil. Türkiye’de de ittifak kavramının bugün bu kadar gündemde olması tesadüf değil. Çünkü geleneksel parti yapılarının yerini giderek farklı ittifak modelleri ve yeni siyasal birliktelikler alıyor. Bu yeni oluşumlar, çoğu zaman farklı liderler etrafında kümelenen ve normal şartlarda bir araya gelmesi beklenmeyen grupları buluşturabiliyor. ABD’de Donald Trump etrafında şekillenen MAGA hareketi buna örnek gösterilebilir.”
“İktidar gitme alternatifini dondurdu”
Yaycıoğlu, normal demokratik süreçlerin işlemesi halinde AKP iktidarının sona yaklaşmış olduğunu savundu. Ancak iktidarın bu süreci durdurduğunu ifade ederek “İktidar, iktidardan gitme alternatifini dondurdu, durdurdu. Topluma ‘Ben gitmiyorum’ mesajı verdi” diye konuştu.
Yaycıoğlu’na göre iktidar yalnızca siyasi rakiplerini engellemeye çalışmıyor, aynı zamanda devlet ve rejimi de içine alan daha kapsamlı bir dönüşüm projesi yürütüyor. Ancak bu projenin topluma açık biçimde anlatılmadığını belirten Ali Yaycıoğlu, toplumun önemli bir bölümünde değişim isteğinin güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü söyledi.
“Toplumda çok yoğun bir değişim isteği var. Bu net” diyen Yaycıoğlu, mevcut ekonomik ve sosyal koşulların iktidarın aradığı toplumsal rızayı üretmediğini savundu.
“CHP’nin iradesi yok sayılıyor”
İktidarın yeni bir siyasal mimari kurmaya çalıştığını ve bu mimaride farklı aktörlere belirli roller tanımlandığını söyleyen Yaycıoğlu, CHP’nin de bu tasarım içinde varlığını sürdüren ancak iktidar alternatifi olmaktan çıkarılmış bir konuma itilmeye çalışıldığını ifade etti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarih boyunca birçok dönüşüm geçirdiğini hatırlatan Yaycıoğlu, bugün yaşananların sıradan bir değişim süreci olmadığını savundu.
“Partinin iradesi yok sayılıyor” diyen Yaycıoğlu, milyonlarca üyeye ve geniş bir örgüt yapısına sahip bir partinin tabanının etkisizleştirilmeye çalışıldığını söyledi.








