Özgür Özel: “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun savunmasının duyulması”

İSTANBUL (Medyascope) – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının kısıtlandığını belirterek, mahkemenin savunma süresini bilinçli şekilde sınırlandırdığını söyledi. Özel, “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun kendisini savunması ve bunun duyulmasıdır” dedi.

Rejimin en büyük korkusu
Özgür Özel: “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun savunmasının duyulması”
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının kısıtlandığını iddia etti.
  • Özel, mahkemenin, İmamoğlu’nun kapsamlı savunmasını ötelemek için çeşitli yollar denediğini belirtti.
  • İmamoğlu’nun savunmasına yalnızca birkaç saat süre tanındığını ve bunun adil yargılanma hakkına aykırı olduğunu vurguladı.
  • Özel, benzer davalarda savunma süresinin daha geniş uygulandığını ifade ederek, adaletsizliğe dikkat çekti.
  • Sonuç olarak Özel, bu davada hukukun sonunda kazanacağına inandığını ifade etti.

CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 59’u tutuklu, 414 sanıklı İBB davasının 64. gününde duruşmayı takip etti.

Cezaevi çıkışında basın mensuplarına açıklamada bulunan Özel, İmamoğlu’nun yaşadığı diploma iptali, gözaltı ve tutuklama süreçlerini hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu’nun ilk günden beri ‘İlk savunmayı ben yapmalıyım. Çünkü mesele bu insanlarla ilgili değil. Hedef benim. Onun için bırakın bu masum insanlarla uğraşmayı, bırakın onları’ dediğine dikkat çeken Özel, mahkeme başkanının Ekrem İmamoğlu’na savunma yaptırmamak için, mümkün olduğu kadar geç yaptırmak için, ona mümkün olduğu kadar az söz vermek için elinden ne geliyorsa yaptığını söyledi.

“Savunma hakkı kısıtlandı”

Özel, mahkeme başkanının duruşmanın başından bu yana Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını sürekli ertelediğini ve söz hakkını mümkün olduğunca sınırlamaya çalıştığını söyledi. Daha önce İmamoğlu’na, hakkındaki tüm suçlamalara kendi savunması sırasında ayrıntılı biçimde yanıt verebileceğinin ifade edildiğini belirten Özel, yargılamanın son aşamasına gelindiğinde ise bu yaklaşımın değiştiğini öne sürdü.

Mahkeme başkanının davayı 9 Temmuz’da tamamlamak istediğini söyleyen Özel, buna karşın İmamoğlu’nun “örgüt yöneticisi” olduğu iddiasıyla dosyadaki çok sayıda eylemden sorumlu tutulduğunu ve bunların tamamına ilişkin savunma yapmasının beklendiğini ifade etti. İmamoğlu’nun kapsamlı savunmasını üç ila dört gün içinde tamamlayabileceğini söylediğini aktaran Özel, mahkemenin ise savunma, avukat beyanları ve tutukluluk değerlendirmesini tek gün içinde bitirmekte ısrar ettiğini belirtti.

Savunma hakkının evrensel hukuk ilkelerinden biri olduğunu vurgulayan Özel, “Savunma hakkı kısıtlanamaz” ilkesinin açık olmasına rağmen mahkemenin İmamoğlu’na yalnızca birkaç saatlik süre tanımak istediğine dikkat çekti. Dosyada 143 ayrı eylem bulunduğunu hatırlatan Özel, bu kadar kapsamlı suçlamaya birkaç saat içinde yanıt verilmesinin istenmesini adil yargılanma hakkıyla bağdaştırmadığını söyledi.

Mahkemenin dosyadaki bazı sanıklara tek bir eylem için bir tam gün savunma süresi tanıdığını belirten Özel, buna karşın İmamoğlu’nun yüzlerce sayfalık dosya kapsamındaki suçlamaları çok daha kısa sürede yanıtlamasının istenmesini eleştirdi. Özel, bu yaklaşımın savunma hakkını fiilen sınırlandırdığını belirterek, yargılamanın bu şekilde sürdürülmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Geçmiş davaları örnek gösterdi

Özgür Özel: “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun savunmasının duyulması”

Özel, savunma hakkının en ağır dönemlerde bile daha geniş uygulandığını savunarak 12 Eylül askeri darbesi sonrasında görülen davaları örnek gösterdi. DİSK Ana Davası’nda Abdullah Baştürk’ün 21 celsede toplam 109 gün savunma yaptığını hatırlatan Özel, Baştürk’ün yalnızca kendisini değil işçi sınıfını da savunduğunu söyledi. Duruşmayı izleyen eski DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin de aynı davada üç gün, Fehmi Işıklar’ın ise yedi gün boyunca kesintisiz savunma yaptığını belirten Özel, darbe dönemlerinin hukuksuzlukla anılmasına rağmen savunma hakkının bugünkü yargılamadan daha geniş kullanıldığına dikkat çekti.

Özel, benzer bir durumun FETÖ dönemindeki davalarda da yaşandığını hatırlattı. Danıştay saldırısı hükümlüsü Alparslan Aslan’ın Ergenekon davasında 76 saat boyunca savunma yaptığını hatırlatan Özel, “FETÖ yargısı bile ‘savunma hakkı kısıtlanamaz’ diyerek buna izin verdi” dedi. Buna karşın, dört seçim kazanmış ve 16 aydır hakkında yoğun bir karalama kampanyası yürütüldüğünü söylediği Ekrem İmamoğlu’na yalnızca birkaç saatlik savunma süresi verilmek istenmesini eleştirdi.

Eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun yargılandığı davaya da değinen Özel, Alemdaroğlu’nun avukatı Metin Çetinbaş’ın 45 saat boyunca savunma yaptığını hatırlattı. Mahkeme başkanının ise bugün duruşmaların uzamasından İmamoğlu ve diğer sanıkları sorumlu tuttuğunu belirten Özel, bu yaklaşımın mahkemenin tarafsızlığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu söyledi.

Mahkeme başkanının duruşmada yaptığı bazı değerlendirmelerin, davaya ilişkin kanaatini henüz yargılama tamamlanmadan ortaya koyduğunu belirten Özel, başkanın sanıkları davayı uzatmaya yönelik ortak hareket etmekle suçladığını ifade etti. Bunun, İmamoğlu’nun suç örgütü yönettiği iddiasını peşinen kabul eden bir yaklaşım olduğunu savunan Özel, Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun adil yargılanma hakkını korumak adına bu tabloya müdahale etmesi gerektiğini söyledi.

“Savunma yapmasın diye süre sınırlandırılıyor”

Rejimin en büyük korkusu
Özgür Özel: “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun savunmasının duyulması”

Özel, mahkeme başkanının yalnızca İmamoğlu’nun değil, diğer sanıklar ile avukatlarının savunmalarını da süre yönünden sınırlandırdığını belirtti. Fatih Keleş’in avukatına, müvekkiline yöneltilen onlarca eylemi anlatması için yalnızca bir dakikalık süre verildiğini söyleyen Özel, benzer uygulamaların daha önce Murat Ongun ve avukatları açısından da yaşandığını belirtti. Bu kararların tamamının üst mahkemeler açısından bozma gerekçesi oluşturacağını savunan Özel, buna rağmen mahkeme heyetinin asıl amacının davayı sağlıklı yürütmek değil, İmamoğlu’nun kapsamlı savunma yapmasını engellemek olduğunu söyledi.

İktidarın en büyük korkusunun İmamoğlu’nun duruşmada yapacağı savunmanın kamuoyuna ulaşması olduğunu öne süren Özel, aylardır iktidara yakın medya organlarında dile getirilen pek çok iddianın iddianamede yer almadığını söyledi. İmamoğlu’nun savunması sırasında bu iddiaların tek tek çürütüleceğini söyleyen Özel, İBB lojmanlarında para bulunduğu, binlerce cep telefonu dağıtıldığı ya da KİPTAŞ üzerinden usulsüz konut verildiği yönündeki iddiaların ne iddianamede ne de savcılık makamının dosyasında bulunduğunu belirtti.

Özel, İmamoğlu’nun elindeki belge ve bilgilerle bu iddialara duruşmada ayrıntılı yanıt vermeye hazırlandığını belirterek, savunma süresinin sınırlandırılmasının da bu nedenle istendiğini söyledi. İktidarın aylar boyunca kamuoyuna servis edilen bilgilerin mahkeme salonunda tartışılmasını istemediğini söyleyen Özel, savunmanın kısa tutulmasının arkasında bu kaygının bulunduğunu belirtti.

Mahkeme başkanının savunma tamamlanmadan duruşmayı sonlandırmak istediğini vurgulayan Özel, “İki saatte hepsine cevap ver” anlayışıyla hareket edildiğini savundu. Bu yaklaşımın adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını belirten Özel, savunmanın tamamlanmasına fırsat verilmeden duruşmanın kapatılmasının hukuki değil, siyasi bir tercih olduğunu söyledi.

Savcıya ve mahkeme heyetine tepki gösterdi

Özel, duruşma sırasında savcının mahkeme heyetine müdahale ettiğine de dikkat çekti. Savcının, İmamoğlu hakkında disiplin hükümlerinin uygulanmasını istediğini söyleyen Özel, bunun yargılama usulü açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Savcının hakime hangi işlemi yapacağını söyleyecek konumda olmadığını belirten Özel, bu durumu yargı bağımsızlığına aykırı olarak değerlendirdi.

İmamoğlu hakkında, “Ben buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldim” sözleri nedeniyle hem duruşma salonundan çıkarılmasının istendiğini hem de yeni bir soruşturma başlatıldığını belirten Özel, bu yaklaşımı eleştirdi. İmamoğlu’nun yalnızca kendisine yöneltilen suçlamaları değil, yürütülen soruşturma sürecini de sorguladığını ifade eden Özel, buna rağmen savunma hakkının daha da sınırlandırıldığına dikkat çekti.

Savunma hakkının suçlamaların ağırlığına göre değişmeyeceğini vurgulayan Özel, tarihte en ağır suçlamalarla yargılanan kişilere dahi geniş savunma imkânı tanındığını söyledi. Bu kapsamda Nürnberg Mahkemeleri’ni örnek gösteren Özel, Nazi Almanyası’nın önde gelen isimlerinden Hermann Göring’in, milyonlarca insanın ölümünden sorumlu tutulmasına rağmen dokuz gün boyunca kesintisiz savunma yaptığını hatırlattı.

Özel, “Dünya kadar insanın katledilmesinden sorumlu tutulan sanıklar dokuz gün boyunca dinlenirken, Ekrem İmamoğlu’na birkaç saatlik süre verilmek isteniyor” diyerek iki yargılama arasında karşılaştırma yaptı. Savunma hakkının kutsal olduğunu ve hiçbir koşulda sınırlandırılamayacağını söyleyen Özel, İmamoğlu’na tanınan sürenin hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.

Fidel Castro ve Mandela’yı örnek gösterdi

ejimin en büyük korkusu
Özgür Özel: “Rejimin en büyük korkusu, İmamoğlu’nun savunmasının duyulması”

Özel, tarihte siyasi davalarda yapılan savunmaların yalnızca sanıkların kendilerini değil, yargılayan sistemi de sorguladığını belirterek, Fidel Castro ve Nelson Mandela’nın yargılandıkları davaları örnek gösterdi. Fidel Castro’nun 1953 yılında Batista rejimi tarafından yargılanırken yaptığı “Tarih beni beraat ettirecektir” savunmasını hatırlatan Özel, o dönemde söylenen sözlerin yıllar sonra tarih tarafından doğrulandığına dikkat çekti.

Benzer şekilde Nelson Mandela’nın 1964 yılında Rivonia Davası’nda yaptığı savunmaya da değinen Özel, Mandela’nın “Ölmeye hazırım” diyerek tamamladığı konuşmasının bugün demokrasi mücadelesinin simgelerinden biri olarak görüldüğünü ifade etti. Özel, Ekrem İmamoğlu’nun duruşmada kullandığı “Ben buraya yargılanmaya değil, yargılamaya geldim” sözlerinin de bu tarihsel örnekler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İmamoğlu ve diğer sanıkların masumiyetine inandıklarını dile getiren Özel, davanın hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğünü belirtti. Arkadaşlarının suçsuz olduğundan ve tarihin doğru tarafında durduklarından emin olduklarını ifade eden Özel, geçmişte darbe dönemlerinde ve otoriter rejimlerde yargılanan isimlerin sonunda haklı çıktığını, bugün de benzer bir sürecin yaşandığını söyledi.

Savunmanın susturulmak istenmesinin nedeninin, İmamoğlu’nun mahkeme salonunda kamuoyuna seslenme imkânı bulması olduğunu vurgulayan Özel, 12 Eylül döneminde darbecilerin, FETÖ davalarında ise dönemin yargı mensuplarının dahi savunma hakkını bugünkünden daha geniş kullandırdığını söyledi. Bugün karşı karşıya oldukları tablonun ise çok daha ağır olduğunu savunan Özel, buna rağmen mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.

“Bu davada sonunda hukuk kazanacak”

Özel, tutuksuz yargılanmasına karar verilen sanıklar adına ailelerin sevincini paylaştıklarını ancak dosyada hâlâ çok sayıda tutuklu bulunmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Aradan 16 ay geçmesine rağmen onlarca kişinin tutuklu yargılanmaya devam ettiğini belirten Özel, bunun hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını vurguladı.

Sürecin sonunda hukukun üstün geleceğine inandığını dile getiren Özel, geçmişte darbe dönemlerinde kurulan yargılamaların ve hukuksuz uygulamaların nasıl tarihin ve toplumun vicdanında mahkûm edildiğini hatırlattı. Bugün İBB davasında yaşananların da ileride aynı şekilde değerlendirileceğini ifade eden Özel, yargılama sürecine ilişkin eleştirilerini yineledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş