İSTANBUL (Medyascope) – Arjantin’den Türkiye’ye iade edilen Serkan Kurtuluş yeniden gündemde. Hakkında 33 ayrı suçlama bulunan Kurtuluş’un adı FETÖ Borsası, Can Dündar’a yönelik suikast girişimi ve Süleyman Gencel’e yönelik saldırı iddialarıyla anılıyor.

“Suç örgütü lideri olmak” suçlamasıyla dokuz yıldır hakkında kırmızı bülten bulunan Serkan Kurtuluş, Arjantin’de tutulduğu cezaevinden Türkiye’ye gönderildi. İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, tutuklanmasına karar verdiği Kurtuluş hakkında cinayetten yağmaya, tehditten suç örgütü kurmaya kadar uzanan 33 ayrı suçlama bulunuyor.
Kamuoyunun yakından tanıdığı isimlerden biri olan Kurtuluş’un adı, 2016’da gazeteci Can Dündar’a yönelik silahlı saldırıyla ilgili tartışmalarda da gündeme gelmişti.
Serkan Kurtuluş’a yöneltilen suçlamaların merkezinde İzmir’de Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduğundan şüphe edilen kişilerden tehditle para toplayan bir yapının başında olması yer alıyor. Bu yapı hazırlanan iddianamede “FETÖ Borsası” olarak adlandırılıyor. Mafya-siyaset-emniyet üçgeninde yaşandığı iddia edilen bu olay, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından İzmir’de patlak vermişti.
Serkan Kurtuluş neyle suçlanıyor?

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Serkan Kurtuluş’un merkezinde yer aldığı öne sürülen yapının işleyişine, para trafiğine ve bazı iş insanlarına yönelik baskı iddialarına ilişkin ayrıntılara yer verildi. DW’den Alican Uludağ’ın haberine göre Serkan Kurtuluş’la ilgili suçlamalar şöyle:
- Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduğu öne sürülen iş insanlarının isimlerinin yer aldığı bir liste üzerinden hareket etmek. İş insanlarına, “Sizi devlet nezdinde aklayacağım” vaadinde bulunarak para talep etmek ve yüklü miktarlarda para almak.
- Dönemin İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Kudret D. ve eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ile bağlantılı bir yapı içinde faaliyet göstererek Gülen yapılanmasına yönelik soruşturmalarda adı geçen kişileri para karşılığında kurtarabileceği izlenimi yaratmak.
- Emniyet müdürünün makamında yapılan görüşmeleri, söz konusu kişilere güven vermek amacıyla kullanmak.
- Gülen yapılanması soruşturması kapsamında adı geçen bazı kişilerin kaçırılması ve baskı altına alınmasıyla bağlantılı olmak.
- Çekilen özel fotoğrafların baskı ve para talebi amacıyla kullanılmasına ilişkin olaylarda adının geçmesi.
- 2017 yılındaki faaliyetlerinin ardından Gürcistan’daki hesaplarına 702 bin 800 dolar gönderilmesi.
- Bazı iş insanlarından, haklarındaki soruşturmaların çözülmesi karşılığında para alınmasına aracılık etmek.
- Savcılık tarafından “nitelikli yağma”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “suçluyu kayırma”, “soruşturmanın gizliliğini ihlal etme”, “kişisel verilerin hukuka aykırı verilmesi” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlamalarıyla ilişkilendirilmek.
Can Dündar’a suikast girişimi ve Dündar’ın Kurtuluş’u Arjantin’de cezaevinde ziyareti

Serkan Kurtuluş’un adı, 2016’da gazeteci Can Dündar’a İstanbul Adliyesi önünde düzenlenen silahlı saldırının ardından da gündeme gelmişti. Dündar, daha sonra Arjantin’de tutuklu bulunan Kurtuluş’u cezaevinde ziyaret ettiğini ve kendisiyle yaklaşık üç saat görüştüğünü açıkladı.
Dündar’ın aktardığına göre Kurtuluş, dönemin istihbarat birimlerinde görevli bir kişi tarafından çağrıldığını, görüşmede kendisine Dündar’ın fotoğrafının gösterildiğini ve gazetecinin “cezalandırılması” gerektiğinin söylendiğini iddia etti. Kurtuluş’un, aynı dönemde ABD’li din insanı Andrew Brunson’a yönelik olası bir saldırı planından da söz ettiği aktarıldı.
Can Dündar, 2025’te yayımlanan kitabında Buenos Aires’teki cezaevinde gerçekleştirdiği görüşmeye de yer verdi. Kitaba göre Kurtuluş, kendisine yönelik suikast planının ayrıntılarını isimler, tarihler ve olay örgüsüyle anlattı.
Dündar, kitapta Kurtuluş’u, kendisine yönelik saldırı planını uygulamayı reddeden kişi olarak tanımladı. Cezaevindeki görüşmenin beklediğinden farklı bir atmosferde geçtiğini belirten Dündar, Kurtuluş’un görüşmeye kurabiye ve portakal suyuyla geldiğini, kendisinin ise o dönemde hapiste yazdığı kitabı yanında götürdüğünü aktardı.
Can Dündar ve gazeteci Erk Acarer’in YouTube’da yayımlanan programında da bu konu yeniden gündeme geldi. Dündar, Kurtuluş’un Türkiye’ye iadesinin yalnızca bir suç örgütü liderinin yakalanması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Kurtuluş’un, İzmir’deki siyasi, emniyet ve yargı çevrelerine ilişkin önemli bilgilere sahip olduğunu öne süren Dündar, bu bilgilerin kamuoyuna açıklanması hâlinde çok sayıda ismin tartışmaların odağına yerleşebileceğini söyledi.
Dündar, Kurtuluş için “Gerçeklerin üzerini örtmek için getirdiler. Çok şey biliyor; bildiklerini anlatırsa burada ne Binali Yıldırım kalır ne Nükhet Hotar kalır ne istihbarat ne yargı kalır. Küçük bir dişli diyoruz kendisine ama büyük çarka dair çok şey bilen bir dişli” ifadelerini kullandı.
Serkan Kurtuluş kimdir?

Kurtuluş’un adı ilk kez 2016’da Rusya’ya ait savaş uçağının Suriye sınırında düşürülmesinin ardından gündeme geldi. Uçağın pilotunun öldürülmesine ilişkin görüntülerde yer alan Alparslan Çelik ile birlikte İzmir’de yakalanan Kurtuluş’un aracında uzun namlulu silahlar ve mühimmat ele geçirildiği öne sürüldü.
Ancak Serkan Kurtuluş’un kamuoyunda tanınmasına yol açan asıl süreç, İzmir merkezli “FETÖ Borsası” soruşturması oldu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Gülen yapılanmasıyla bağlantılı olduğu öne sürülen iş insanlarından para toplandığı, bazı isimlere soruşturmalardan kurtulabilecekleri yönünde güvence verildiği ve bu süreçte emniyet ile siyaset çevrelerinden bazı isimlerin devreye girdiği iddia edildi.
İddianamede, Serkan Kurtuluş’un dönemin İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Kudret Dikmen ve AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş ile bağlantılı bir yapının merkezinde yer aldığı öne sürüldü. Savcılık, söz konusu yapılanmayı “FETÖ Borsası” olarak tanımladı.
Kurtuluş’un adı, soruşturmada itirafçı olduktan sonra 2019’da evinde öldürülen eski AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Ahmet Kurtuluş cinayetiyle de anıldı. Daha sonra organize suç örgütü lideri Sedat Peker de yayımladığı videolarda Ahmet Kurtuluş’un “FETÖ Borsası” sürecinde kullanıldığını ve cinayetin arkasındaki ilişkilerin araştırılması gerektiğini savundu.
2020’de Arjantin’de yakalanan Serkan Kurtuluş, iltica başvurusunda bulunduktan sonra sessizliğini bozarak çeşitli açıklamalar yaptı. Eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Nükhet Hotar, emniyet mensupları, savcılar ve bazı siyasetçilerle ilgili iddialar ortaya attı.
Kurtuluş’un en dikkat çekici iddialarından biri, gazeteci Süleyman Gencel’e yönelik 2013’teki saldırıyla ilgiliydi. Kurtuluş, Arjantin’de verdiği bir röportajda, Gencel’in Nükhet Hotar’ın talimatıyla darp edildiğini ve saldırıyı organize eden kişinin kendisi olduğunu öne sürdü.
Gazeteci Can Dündar’a yönelik suikast girişimi de Kurtuluş’un adının karıştığı bir başka dosya oldu. Dündar, Arjantin’deki cezaevinde Kurtuluş’la görüştüğünü ve Kurtuluş’un kendisine, geçmişte bir istihbarat görevlisi tarafından Dündar’ın “cezalandırılması” için görevlendirildiğini anlattığını aktardı. Kurtuluş’un bu görevi yerine getirmediğini iddia ettiği belirtildi.
Hakkında “suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “tasarlayarak öldürme”, “kasten öldürme”, “öldürmeye teşebbüs”, “nitelikli yağma”, “tehdit”, “şantaj”, “silahla yaralama” ve “suç örgütüne üye olma” da dahil olmak üzere 33 ayrı suçlama bulunan Kurtuluş, altı yıl Arjantin’de tutuklu kaldıktan sonra Kurtuluş, 14 Ağustos 2026’da Türkiye’ye iade edildi. 15 Hafta sonu İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuklanan Kurtuluş’un, önümüzdeki dönemde birçok dosya kapsamında yeniden yargı önüne çıkması bekleniyor.








