İSTANBUL (Medyascope, ANKA) – 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları, yükseköğretime erişimdeki eşitsizlikleri yeniden gündeme taşıdı. Devlet üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 99,5’e ulaşırken son üç yılda yaklaşık 236 bin kontenjanın azaltılması ve tercih oranlarındaki düşüş dikkat çekti.

2026 YKS’ye giren 2 milyon 255 bin adayın yalnızca yüzde 32,4’ü bir yükseköğretim programına yerleşti. Tercih yapan 1 milyon 279 bin adayın 548 bini herhangi bir programa yerleşemezken devlet üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 99,5’e ulaştı. Son üç yılda devlet üniversitelerinin kontenjanlarında yaklaşık 236 binlik düşüş yaşanırken son sınıf öğrencilerinde tercih yapma oranı yüzde 45,7’ye geriledi. Peki, üniversiteye erişimdeki tabloyu yalnızca kontenjanlarla açıklamak mümkün mü?
2026 YKS sonuçları, üniversiteye erişimdeki eşitsizliklerin yanı sıra yükseköğretim sistemindeki kontenjan politikasına ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme taşıdı. Devlet üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 99,5’e ulaşırken son yıllarda kontenjanların azaltılması ve öğrencilerin tercih yapma oranındaki düşüş, gençlerin üniversiteye erişimi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koydu.
Üniversiteler doldu, kontenjanlar daraldı
2026 YKS yerleştirme sonuçlarında devlet üniversitelerindeki doluluk oranı yüzde 99,5’e, örgün yükseköğretim programlarında toplam doluluk oranı ise yüzde 94,2’ye ulaştı. YÖK Başkanı Erol Özvar, devlet üniversitelerindeki doluluk oranını “tarihi doluluk” olarak nitelendirdi. Ancak bu yüksek doluluk oranı, kontenjanların önemli ölçüde azaltıldığı bir dönemde ortaya çıktı. Devlet üniversitelerindeki lisans ve ön lisans kontenjanları 2023’te 717 bin 525 iken, 2026’da 481 bin 684’e geriledi. Böylece üç yılda yaklaşık 236 bin kontenjan azaltıldı. 2026’da belirlenen 481 bin 684 kontenjanın 479 bin 392’si dolarken yalnızca 2 bin 292 kontenjan boş kaldı. YÖK, bu değişimi 2023-2025 döneminde uygulanan “kontenjan dönüşümü” politikasıyla açıklıyor. İstihdam imkânları daralan programlarda kontenjanların azaltıldığını, yapay zekâ, siber güvenlik, harita ile gemi ve deniz teknolojileri gibi alanlarda ise artırıldığını belirtiyor. Bu dönemde 462 lisans programının 197’sinde toplam 118 bine yakın kontenjan düşürüldü. Dolayısıyla yüzde 99,5’lik doluluk oranı tek başına üniversiteye erişimin arttığını göstermiyor. Nitekim 2026 YKS’de tercih yapan 1 milyon 279 bin 439 adayın 548 bin 585’i herhangi bir programa yerleşemedi.
Üniversite tercihi yapan adayların oranı da son yıllarda geriledi. Yerleştirme puanı hesaplanan adaylar arasında tercih yapanların oranı 2019’da yüzde 63,2 iken 2022’de baraj puanlarının kaldırılmasıyla yüzde 73,4’e çıktı. Bu oran 2026’da yüzde 58’e geriledi. Düşüş, lise son sınıf öğrencilerinde daha belirgin. Bu grupta tercih yapma oranı 2022’de yüzde 59,4 iken 2026’da yüzde 45,7’ye düştü. 2026’da puanı hesaplanan son sınıf öğrencilerine ilişkin veriler ise şöyle:
- Puanı hesaplanan: 766 bin 971 öğrenci
- Tercih yapan: 350 bin 354 öğrenci
- Bir programa yerleşen: 218 bin 441 öğrenci (%28,5)
Tercih yapmama eğilimi yalnızca sınav başarısıyla açıklanmıyor. Özellikle büyükşehirlerde barınma, ulaşım ve yaşam maliyetleri, mezuniyet sonrası iş bulma süresinin uzaması ve bazı bölümlerdeki düşük ücretler gençlerin üniversite tercihlerini etkileyen unsurlar arasında gösteriliyor.
Aynı sınav, farklı sonuçlar: Lise türü belirleyici mi?
2026 YKS verileri, öğrencilerin üniversiteye erişiminde lise türleri arasındaki farkı da ortaya koyuyor.
- Özel lise ve özel fen liseleri: Puanı hesaplanan 77 bin 183 öğrencinin 25 bin 312’si tercih yaptı, 19 bin 403’ü bir programa yerleşti. Tercih yapanlar arasındaki yerleşme oranı yüzde 76,7 oldu.
- Meslek ve mesleki teknik liseleri: Puanı hesaplanan 472 bin 931 öğrencinin 279 bin 8’i tercih yaptı, 108 bin 510’u bir programa yerleşti. Tercih yapanlar arasındaki yerleşme oranı yüzde 38,9’da kaldı.
Meslek lisesi mezunlarında yerleşilen programların niteliği de dikkat çekiyor. Bir programa yerleşenlerin yüzde 84,5’i ön lisans veya açıköğretim programlarına yerleşirken, lisans programlarına yerleşenlerin oranı yaklaşık yüzde 15’te kaldı. Veriler, aynı sınava giren öğrencilerin üniversiteye erişiminde lise türüne göre önemli farklar bulunduğunu gösteriyor. Özel lise ve meslek lisesi mezunlarının yerleşme oranları arasındaki fark, yükseköğretime erişimdeki eşitsizlik tartışmasını yeniden gündeme getiriyor.








