Mastodon, kurucuları ve gitaristleri Brent Hinds‘ın ölümünün ardından ilk albümlerini çıkardı. Marrow Deep, grup üyelerinin yas ile başa çıkmalarını anlatırken, eski tarzlarına dönme çabalarını da hissettiriyor. Peki Marrow Deep ne kadar iyi? Ya da gerçekten iyi mi?

Yanlış anlaşılmasın. Marrow Deep harika bir albüm. Çıktığı günden bu yana aralıksız dinliyorum.
Albümde kötü şarkı yok. Barbarians Blood, grubun eski günlerini hatırlatan olağanüstü bir giriş şarkısı. Albümün çıkış single’ı Your Ghost Again, grubun Blood Mountain zamanını hatırlatan sertlikte sludge-thrash rifflerine sahip. Poisonous Weapons, midenize vuran basıyla ve Troy Sanders’ın adeta ulumasıyla sizi duvardan duvara çarpan, mid-tempo bir sertlik abidesi.
Clutch’tan Neil Fallon, Queens of the Stone Age’dan Josh Homme, Joe Duplantier (Gojira), Randy Blythe (Lamb of God) ve Nate Newton (Converge) albümde misafir sanatçı. Yine olağanüstü bir şarkı olan The Vanishing‘in giriş basını Black Sabbath efsanesi Geezer Butler çalıyor. Prodüksiyon çok ama çok iyi. Artık gruba tam zamanlı katılan klavyeci João Nogueira şarkılara saykodelik bir hava katıyor. Davulcu ve vokalist Brann Dailor ise Crack the Skye’dan bu yana ki en iyi performansını gösteriyor – özellikle Golden Spires şarkısında.
Peki her şey bu kadar iyiyken niye başyapıt ya da en iyi albümlerden biri diyemiyorum Marrow Deep için? Bunun için grubun eski işlerine bakmamız gerek.
Mastodon Heavy Metal tarihinin en önemli gruplarından biri.
Remission, Leviathan ve Blood Mountain da metal tarihinin en iyi üçlemelerinden biri. Bu albümlerin en önemli ortak özelliği, steril bir prodüksiyona teslim edilmemiş yapıtlar olmaları. Ham, kirli, sert ve vahşiler…
Mastodon artık o dönemki gibi ses çıkarmıyor. Hem 2021’deki Hushed and Grim hem de Marrow Deep, çağımızın hastalığı olan over-production’a çok iyi örnekler -ki bence Hushed and Grim de mükemmel bir albüm. Bana kalırsa albümün bir diğer sorunu da Brann Dailor’un, diğer vokalist Troy Sanders’dan daha az söylemesi. Son sorunsa, grubun bu albümde bir klişeye kapılması: Sert gir, sonra bir yerde yumuşak çal, sonra yine serte dön. In the Ruins ve Moth and Bone bu klişenin en iyi örnekleri.

Brent Hinds sonrası Mastodon
Bunda Brent Hinds’ın kaybının da rolü büyük şüphesiz.
Mastodon üyeleri, yapabilselerdi, Hinds ile sonsuza dek çalarlardı. Ama son derece sorunlu bir dehaydı Brent Hinds. Kurucusu ve en yaratıcı üyesi olduğu Mastodon onu Mart 2025’te kovdu. Diğer grup üyeleri onun alkol bağımlılığı yüzünden sürekli konser kaçırmasını, çıktığı zaman kötü çalmasını artık daha fazla kabul edemedi. Tedavi olması için çaba gösterildi. Ayrılık şoku devam ederken Hinds, Ağustos 2025’te Atlanta’da geçirdiği bir trafik kazasında öldü.
2009 tarihli Crack the Skye, Brann Dailor’un intihar eden kız kardeşi Skye’ın anısına yazıldı. The Hunter, Brent Hinds’ın ağabeyinin ölümüyle mücadele etmesini anlatıyor. 2017 tarihli Emperor of Sand adeta bir kanser metaforu. Gitarist Bill Kelliher annesini yeni kaybetmişti. Marrow Deep farklı bir yas albümü. Bu kez kendilerinden biri gitmişti.
Mastodon yeni bir döneme giriyor. Hinds sonrası dönemde grubun yeni arayışlara girmesi normal sayılmalı. Marrow Deep iyi bir albüm. Mutlaka dinleyin.








