12 Eylül 2026 gecesi başlayıp müteakip günlerde devam eden Ailem Güvende operasyonları, İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütüldü. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 13 Eylül’de yaptığı açıklamaya göre operasyonlar toplam 15 ili kapsadı; 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adlî işlem gerçekleştirildi.[1] Ancak bu 162 kişi gözaltı ya da tutuklama sayısını göstermiyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) doğrulayabildiği verilere göre 21 Eylül itibarıyla en az 117 kişi gözaltına alınmış, en az 83 kişi tutuklanmıştı.[2]
Operasyonların resmî gerekçesi de daha ilk günden yalnızca belirli suçların soruşturulmasıyla sınırlı tutulmadı. Adalet Bakanı Gürlek, operasyonları Cumhurbaşkanlığının 2026–2035 “Aile ve Nüfus On Yılı” vizyonu ve 2026/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilişkilendirdi; çocukların, aile kurumunun ve toplum düzeninin korunmasına vurgu yaptı. Aynı açıklamada soruşturmaların fuhşa aracılık veya yer temini, müstehcen içerik üretimi ve yayılması, çocukların bu içeriklere maruz bırakılması ve bazı derneklerin malî faaliyetleri üzerinde yoğunlaştığı belirtildi. Bakan ayrıca bazı derneklere yurtdışındaki kamu kurumları ve yabancı kuruluşlardan yüksek tutarlarda fon aktarıldığının tespit edildiğini, ancak bu para hareketlerinin soruşturmaya konu faaliyetlerle bağlantısının hâlâ araştırılmakta olduğunu açıkladı.
Operasyonların bütün illerde aynı dosya ve aynı suçlamalar üzerinden yürütüldüğünü söylemek mümkün değil. İstanbul’da dernekler, işletmeler ve kişiler “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “fuhuş”, “müstehcenlik” ve “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak” suçlarından soruşturuldu; Ankara’da özellikle Kaos GL yayın ve sosyal medya faaliyetleri hedef alındı; İzmir ve Aydın’da sosyal medya paylaşımları ile fuhuş iddiaları, Mersin’de ise LGBTİ+ dernekleriyle fuhuş ve müstehcenlik iddiaları iç içe geçti.

İstanbul: 38 şüpheli, 20 tutuklama
İstanbul merkezli operasyon yalnızca İstanbul’la sınırlı kalmadı. İstanbul’da 20, Ankara’da dört, Çanakkale’de üç, İzmir ve Antalya’da ikişer, Ordu, Elazığ, Balıkesir, Aydın, Kırşehir, Iğdır ve Hatay’da birer kişi olmak üzere toplam 38 şüpheli hakkında arama, yakalama ve el koyma işlemi yapıldı. İstanbul’da ayrıca 10 işletme ile altı LGBTİ+ derneğinin bulunduğu toplam 54 ev, işyeri ve dernekte arama gerçekleştirildi. Arama yapılan altı dernek —Hak Eşitlik Varoluş İçin LGBTİ+ Derneği (HEVİ LGBTİ+), LGBTİ+ Aileleri ve Yakınları Derneği (LİSTAG), Sosyal Politika Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Lambdaistanbul LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Pozitif Yaşam Derneği ve Pozitif-iz Derneği— bakımından savcılık, sevk yazısında Türk Medeni Kanunu’nun, derneğin amacının kanuna veya ahlâka aykırı hâle gelmesi durumunda Cumhuriyet savcısına fesih davası açma yetkisitanıyan 89. maddesine de atıf yaptı; ancak bu satırlar yazılırken derneklerin kapatıldığına ilişkin bir mahkeme kararı kamuoyuna yansımış değildi.[3] İlk operasyonda 26 kişi gözaltına alındı. Sonraki yakalamalarla İstanbul dosyasındaki gözaltı sayısı 35’e çıktı. 16 Eylül’de adliyeye sevk edilen bu kişilerden biri savcılık tarafından serbest bırakıldı; 20 kişi tutuklandı, 14 kişi hakkında adlî kontrol kararı verildi. Ayrıca 13 kişi hakkında yakalama kararı bulunduğu bildirildi.[4]
Ankara: Kaos GL ve 13 tutuklama
Ankara ayağının merkezinde Kaos GL bulunuyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturması, Kaos GL’nin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarında çocukların erişimine açık biçimde “müstehcen içerikli paylaşımlar” yapıldığı iddiasına dayanıyordu; basına yansıyan bilgilere göre soruşturma bir ihbar üzerine başlatılmıştı.
Kaos GL’nin yönetim ve denetim kurullarının asil ve yedek üyeleri gözaltına alındı; dernek ofisinde ve kişilerin evlerinde aramalar yapıldı. Kamuya yansıyan bilgilere göre Ankara dosyasında, beş trans kadınla birlikte toplam 20 kişi adliyeye sevk edildi.
Hâkimlik, beş trans kadının tutuklanmasına karar verdi. Kaos GL’nin kurul üyeleri ile gazeteci Tuğba Tekerek’ten oluşan 15 kişiden sekizi —Tekerek ve yedi asil kurul üyesi— tutuklandı, yedek üyelerden oluşan yedi kişi adlî kontrolle serbest bırakıldı. Böylece Ankara’daki toplam tutuklama sayısı 13’e ulaştı.[5] Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Tekerek’in tutukluluğuna itiraz ederek tahliyesini istedi; dilekçede Tekerek’in Kaos GL ile kurumsal ya da yönetsel bir bağı bulunmadığı, soruşturmayla ilişkilendirilen tek içeriğin ise 2024’te telif karşılığında yayımlanan bir haber olduğu belirtildi.[6]
İzmir: 24 şüpheli, 16 tutuklama
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 24 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. Savcılık, kişilerin sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları üzerinden “müstehcenlik” ile “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” suçlarını işlediklerini ileri sürdü. Ayrıca bu faaliyetlerin “toplumun huzur ve sükûnunu bozduğu” iddia edildi.
İlk aşamada 18 kişi yakalandı. 14 Eylül’de adliyeye çıkarılan 18 kişiden 16’sı tutuklandı, 2’si adlî kontrolle serbest bırakıldı. Başsavcılık bu iki kişinin serbest bırakılmasına itiraz etti.[7] 6 kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği bildirildi.
İzmir dosyasında İstanbul ve Ankara’daki kadar ayrıntılı bir “aileyi koruma” ya da LGBTİ+ olmayı “özendirme” gerekçesi kamuya açıklanmış değil. Kamuya yansıyan suçlama daha çok sosyal medya üzerinden müstehcenlik ve fuhuş suçları üzerinde yoğunlaşıyor.
Aydın/Kuşadası: Altı gözaltı, beş tutuklama
Aydın’ın Kuşadası ilçesinde Cumhuriyet Başsavcılığı 6 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. İsnatlar “müstehcenlik”, “fuhşa teşvik, aracılık etmek veya yer temin etmek” ve “uyuşturucu madde bulundurmak veya satın almak” suçlarıydı.
Altı kişi gözaltına alındı ve adreslerinde dijital materyallere el konuldu. Yerel basında, Kuşadası’ndaki bazı gece mekânlarında da aramalar ve kimlik kontrolleri yapıldığı yazıldı. Adliyeye çıkarılan 6 kişiden 1’i savcılıktan serbest bırakılırken 5 kişi tutuklandı.
Bazı yerel haberlerde tutuklananların Kaos GL üyesi olduğu da ileri sürüldü; ancak bu iddia resmî açıklamalarda yer almadı.
Mersin: 36 gözaltı, 28 tutuklama
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda yürütülen operasyonda, basına yansıyan bilgilere göre Mersin’de 33, Ankara, Sakarya ve Antalya’da 1’er kişi olmak üzere toplam 36 kişi gözaltına alındı. Suçlama başlıkları “müstehcenlik”, “fuhşa teşvik”, “fuhşa aracılık” ve “fuhşa zorlama” olarak açıklandı. Adliyeye sevk edilenlerden 28’i tutuklandı, sekiz kişi hakkında adlî kontrol kararı verildi.[8]
Mersin’de operasyonların hedefinde Muamma LGBTİ+ Derneği ile Mersin 7 Renk LGBTİ+ Dayanışma Derneği de bulunuyordu. Her iki dernek hakkında kapatma işlemlerinin başlatılması için yazışma yapıldığı; bu derneklerle ilişkili olduğu belirtilen 14 internet sitesi ile 186 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiği bildirildi.
Gay ya da lezbiyen olmak özendirilebilir mi?
Etrafımızdaki insanların yaşamları, alışkanlıkları, düşünceleri… bizleri etkiler mi? Ona ne şüphe! “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” diye boşuna dememişler. Özellikle çocuklarda, gençlerde öykünme çok daha belirgindir.
Öyle sadece atasözleri falan değil, sosyoloji bilimi de akran gruplarının (peer groups) genç bireyin davranışlarını, zevklerini, dilini, giyim tarzını, siyasal veya kültürel tutumlarını ve normal kabul ettiği davranış kalıplarını etkilediğini belirtiyor. Sosyologlar akran gruplarının çoğu zaman açık bir baskı aracı olmaktan çok, daha ince bir uyum, taklit ve aidiyet mekanizması olarak işlediğini vurguluyorlar. Bu gruplar özellikle çocukluk ve ergenlik sosyolojisinde aile ve okuldan sonra önemli bir ikincil sosyalleşme ajanı olarak ele alınıyor. Velhâsılıkelâm, çocuğunuzun arkadaş ortamında sigara içenler varsa çocuğunuzun sigara içme ihtimali; alkol ya da madde kullananlar varsa çocuğunuzun da bunları kullanma ihtimali yüksek. Sadece bunlar mı? Akran grupları çocuklarımızın siyasal ve kültürel tavırlarını da şekillendirebiliyor.
Peki ya cinsel yönelimlerini? Yani çocuğumuzun akran grupları içinde bir gay ya da lezbiyen varsa çocuğumuz bu yönelimlerden de etkileniyor mu? İşte bu koskocaman bir hayır. Hayır, çocuğumuz çevresindeki insanların cinsel yönelimlerinden etkilenmiyor. Gay ya da lezbiyen olmak, sigara alışkanlığı gibi deneyerek bulaşan ve insanların müptelâsı oldukları kötü bir alışkanlık değil; çünkü zaten bir alışkanlık değil.
Eşcinsellik alışkanlık değildir, çocuklara bulaşmaz
Bir grup bilim insanının bu konuda yaptığı bir çalışmadan bahsetmek istiyorum.[9] Çalışmanın başlığı Same-Sex Sexual Attraction Does Not Spread in Adolescent Social Networks. Tiffany A. Brakefield ve arkadaşları tarafından hazırlanmış; 2013’te çevrimiçi yayımlanmış, 2014’te Archives of Sexual Behavior’da basılmış. Verisi, ABD’deki National Longitudinal Study of Adolescent Health (Add Health) çalışmasından geliyor.
Çalışmanın veri tabanı oldukça güçlü. Add Health’in ilk dalgasında, 7–12. sınıflardaki 90.118 öğrenci, 142 okuldan taranıyor; bunların bir alt örneklemi daha ayrıntılı ev görüşmeleriyle izleniyor. Araştırmacıların kullandığı ayrıntılı örneklem 14.738 ergen. İlk ölçümde ortalama yaş yaklaşık 15,8. Aynı gençlerin arkadaşlık ağları, romantik ilişkileri, cinsel davranışları ve aynı cinse yönelik çekim bildirimleri farklı zamanlarda yeniden ölçülüyor.
Buradaki metodolojik güzellik şu: Araştırmacılar yalnızca “eşcinsel çekim bildiren gençlerin eşcinsel arkadaşları var mı?” diye bakmıyorlar. Çünkü bu, homofili sorununa takılırdı; benzer kişiler birbirlerini arkadaş olarak seçebilirler. Bunun yerine boylamsal veriyi kullanarak, bir arkadaşın önceki özelliklerinin diğer arkadaşın daha sonraki davranış veya çekim örüntüsünü öngörüp öngörmediğine bakıyorlar. Önceki davranış, yaş, cinsiyet, ırk/etnisite, hâne geliri ve ebeveynlerin eğitim düzeyi gibi değişkenleri de kontrol ediyorlar.
Sonuçlar şöyle:
- Bir arkadaş cinsel ilişkiye girmişse, diğer arkadaşın cinsel ilişkiye girme olasılığı anlamlı biçimde artıyor: OR = 1,79. (Not: OR, İngilizce odds ratio, yani iki durum arasındaki istatistikî ilişkinin gücünü gösteren olasılık nispetidir.)
- Bir arkadaş romantik ilişki istemeye başlamışsa, diğerinin de romantik bir ilişki istemesi anlamlı: OR = 2,69.
- Ama arkadaşın aynı cinse yönelik çekim bildirmesi, diğer arkadaşta aynı cinse yönelik çekimin ortaya çıkmasını artırmıyor: OR = 0,96. Bu değer istatistiksel olarak anlamlı değil. Bir başka ifadeyle arkadaş grubunda eşcinsel bir bireyin bulunması, diğer bireylerde aynı cinse yönelik çekimin ortaya çıkmasına neden olmuyor.
Daha da ilginci, araştırmacılar yalnızca arkadaşlara değil kardeşlere de bakıyorlar. Aynı cinse yönelik çekimin kardeşler arasında da sosyal bulaşma göstergesi oluşturduğunu bulamıyorlar. Erkekler, kadınlar, aynı cins kardeşler ve karşı cins kardeşler için ayrı analizlerde de bilimsel açıdan anlamlı bir akran etkisi saptanmıyor.
Statik sosyal ağ analizinde de bir benzer sonuç var. Cinsel olarak aktif gençler arkadaşlık ağlarında kümeleniyor: arkadaşlar arasındaki cinsel aktivite korelasyonu anlamlı düzeyde. Aynı cinse çekim içinse arkadaşlar arasındaki korelasyon yalnızca 0,02; güven aralığı sıfırı kapsıyor ve anlamlı değil. Arkadaşın arkadaşına kadar gidildiğinde de aynı cinse çekim açısından anlamlı bir kümelenme ortaya çıkmıyor.
Türkiye Psikiyatri Derneği (TPD) de bu konuda Ocak 2023’te Türk Tabipleri Birliği ile birlikte şöyle bir basın açıklaması yapmış. Derneğin açıklamasına göre “Cinsellik karmaşık nörokimyasal ve endokrin süreçlerin eşlik ettiği, fiziksel, duygusal, sosyal boyutları ile bedende ve zihinde deneyimlenen ruhsal bir süreçtir…. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğindeki çeşitlilikler birbirlerine üstünlüğü olmayan durumlardır. Bilimsel veriler ışığında bedensel veya ruhsal hastalık olarak tanımlanmamaktadır. İnsanlık tarihine bakıldığında, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğindeki çeşitliliklerin her zaman var olduğu bilinmektedir. (a.b.ç.)”[10]
Derneğin konuya ilişkin açıklamalarında şu ifadeler de yer alıyor: “Son günlerde gündeme gelen, belirli bir cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğinin artacağına dair yapılan açıklama bilimsel bilgi içermeyen, yanlış bir açıklamadır. Herhangi bir cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğinin hastalık olarak tanımlanmasının bilimsel bir dayanağı olmadığı gibi, cinsel yönelim veya cinsiyet kimliklerinin değiştirilebildiğine, yönlendirilebildiğine dair geçerli bilimsel kanıt da bulunmamaktadır. Diğer cinsel yönelimlerde olduğu gibi eşcinsellik de özendirme ile ortaya çıkan bir durum değildir. Konu ile ilgili bilim dallarına ait bilgi birikiminin gösterdiği üzere cinsel çeşitliliğin hastalık veya bozukluk olarak kabul edilip edilmemesi kişilerin cinsel yönelimi üzerinde etki ederek, eşcinselliğin yaygınlığında bir değişikliğe neden olamaz, olmamıştır. Bilimsel olmayan açıklamalar kamuoyunu da yanlış bilgilendirmekte ve ayrımcılık temelli hak ihlallerini, işlenen nefret suçlarını artırmaktadır. (a.b.ç.)”[11]
Özendirme, akran etkisi ve aileyi koruma iddiası
Peki “aileyi korumak” için LGBTİ+’ları görünmez kılmak işe yarar mı? Yaraması için önce şunun doğru olması gerekir: Çocuklar çevrelerinde gay ya da lezbiyen birini gördüklerinde, onunla arkadaşlık ettiklerinde ya da eşcinsellik hakkında bir şey okuduklarında kendileri de gay ya da lezbiyen olabilmeli. Yani ortada gerçekten bir özendirme etkisi bulunmalı.
Bilimsel araştırmalar ise tam tersine işaret ediyor. Yukarıda andığım Brakefield ve arkadaşlarının çalışması, akranların gençleri cinsel aktivite ve romantik ilişki isteği bakımından etkilediğini gösterirken aynı cinse yönelik çekimde böyle bir etki bulamıyor. Araştırmacıların vardığı sonuç, akranların ergenlerin heteroseksüel ya da homoseksüel çekimlerinin yönü üzerinde “çok az ya da hiç etkisi olmadığı” ve cinsel yönelimin sosyal ağlar yoluyla aktarılmadığı yönünde.[12]
Buradaki incelik şu: Araştırma davranış ile yönelim arasındaki farkı da gösteriyor. Çocuk veya genç arkadaşından sigara içmeyi öğrenebilir, arkadaşlarıyla birlikte daha fazla risk alabilir, arkadaş grubunun etkisiyle daha erken cinsel ilişkiye girebilir. Bunlar davranışlardır ve sosyal öğrenmenin konusu olabilirler. Fakat kişinin kadınlara mı, erkeklere mi veya her ikisine mi romantik ve cinsel çekim duyduğu aynı türden öğrenilmiş bir alışkanlık değildir.
TPD’nin açıklamaları da bu konuda herhangi bir belirsizlik bırakmıyor. Derneğin Örgütlenme Sekreteri Uzm. Dr. Ali Gökhan Eşim, 21 Nisan 2026’daki TPD basın toplantısında heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimlerin hastalık olmadığını vurguladıktan sonra, “İnsan cinselliği ve kimliği doğası gereği çeşitlidir; bu çeşitlilik ne bir özenti ne de dışsal telkinlerle oluşan bir durumdur” diyor.[13] Bu, derneğin daha önceki “eşcinsellik de özendirme ile ortaya çıkan bir durum değildir” açıklamasıyla aynı bilimsel çizgiyi sürdürüyor.
Bir şeyi daha ayırmak gerekiyor: Görünürlük başka, yönelim başka. Bir genç çevresinde başka gay, lezbiyen veya biseksüel insanların bulunduğunu gördüğünde, daha önce anlamlandıramadığı duygularını tanıyabilir; bunlara bir isim verebilir; kendisini ifade etmekten daha az korkabilir veya yalnız olmadığını anlayabilir. Daha hoşgörülü bir ortamda LGBTİ+’ların görünürlüğü elbette artar. Ama bu artış, cinsel yönelimin o ortam tarafından üretildiğini göstermez. Bir başka ifadeyle, daha özgür bir sosyo-politik ortamda daha fazla insan LGBTİ+ olduğunu açıkça söyleyebilir; bu, onların birbirlerinden etkilenerek LGBTİ+ oldukları anlamına gelmez.
Üstelik araştırmalar meselenin ters tarafında çok daha somut bir ilişki gösteriyor. LGBTİ+ gençlerin aileleri tarafından reddedilmeleri onların yönelimlerini değiştirmiyor; fakat sağlıklarını ciddi biçimde etkileyebiliyor. Caitlin Ryan ve arkadaşlarının ABD’de yaşayan, beyaz ve Latin kökenli 224 lezbiyen, gay ve biseksüel genç yetişkin üzerinde yaptıkları araştırmada, ergenlik döneminde ailelerinden yüksek düzeyde reddedilme yaşayanların, düşük düzeyde reddedilenlere kıyasla intihar girişimi bildirme olasılıklarının 8,4 kat; yüksek düzeyde depresyon bildirme olasılıklarının ise 5,9 kat daha yüksek olduğu bulundu.[14] Araştırma uyuşturucu kullanımı ve korunmasız cinsel ilişki bakımından da daha yüksek risklerle aile reddi arasında ilişki saptadı. Buna karşılık başka bir araştırmada aile kabulünün daha yüksek benlik saygısı, sosyal destek ve genel sağlıkla ilişkili olduğu; depresyon, madde kullanımı ve intihar düşüncesi ve davranışları karşısında koruyucu bir rol oynadığı görüldü.[15]
Yani iş tam tersine dönüyor. LGBTİ+ görünürlüğünün başka çocukları LGBTİ+ yaptığına dair bilimsel bir kanıt yok; buna karşılık LGBTİ+ bir çocuğun kendi ailesi tarafından reddedilmesinin ona zarar verebildiğine dair güçlü bulgular var. Üstelik LGBTİ+ birey aileye dışarıdan musallat olan biri değil; o ailenin çocuğu, kardeşi, annesi ya da babası olabilir. Aileyi korumaktan söz ediyorsak asıl soru “Çocuğumuzu LGBTİ+ etkisinden nasıl koruruz?” değil, “Çocuğumuz LGBTİ+ ise onu kendi ailesinin dışlamasından nasıl koruruz?” olmalıdır.
Aileyi kimden koruyorsunuz?
Bütün bunlardan sonra mesele yalnızca “LGBTİ+’lar özendirilebilir mi?” sorusu olmaktan çıkıyor. Asıl soru, devletin “aileyi korumak” derken hangi aileyi kastettiğidir. Fuhuş, uyuşturucu ya da müstehcenlik gibi somut suç isnatları, elbette somut delil ve bireysel sorumluluk temelinde soruşturulabilir. Fakat bilimsel olarak desteklenmeyen bir “özendirme” varsayımı, LGBTİ+ derneklerinin, yayınlarının ve görünürlüğünün bizzat aile için tehdit sayılmasına dönüşüyorsa, artık suç soruşturmasından daha geniş bir aile tasavvuru devreye giriyor. Cinsel yönelimin özendirmeyle değiştirilemeyeceğini açıklayan Türkiye Psikiyatri Derneğinin sosyal medya hesabına da erişim engeli getirilmesi,[16] bilimsel itirazın da bu tartışmanın dışında bırakılmak istendiği yönündeki eleştirileri güçlendiriyor.
Burada korunmaya çalışılan şey somut aileden çok, ailenin nasıl olması gerektiğine ilişkin kutsallaştırılmış bir tasavvur gibi görünüyor. Gerçek aileler ise bu kadar yekpare değil: boşananlar, yeniden evlenenler, çocuk sahibi olmayanlar, tek ebeveynler, gay, lezbiyen, biseksüel ya da trans çocuklar aynı toplumsal gerçekliğin içinde. Bu normatif aile tasavvuru yalnız LGBTİ+ bireyi dışarıda bırakmıyor; kadını da bağımsız bir yurttaş olmaktan önce eş ve anne, neslin devamının taşıyıcısı olarak düşünmeye meylediyor. Böylece devletin koruduğu şey aileyi oluşturan insanların somut esenliği olmaktan çıkıp, belirli bir aile biçiminin devamı hâline geliyor. Paradoks da burada: Aileyi korumak adına, gerçek ailenin gerçek üyelerinden bazıları tehdit gibi gösterilebiliyor.
O hâlde başlıktaki soruya dönelim: LGBTİ+’lar içeride; ailemiz gerçekten daha mı güvende? Eşcinselliğin özendirmeyle ortaya çıkmadığını bilim söylüyor. O zaman “aileyi LGBTİ+’lardan korumak”, somut aileyi korumaktan çok kutsal aile tasavvurunu korumaya dönüşüyor. Kirayı, faturayı, kreşi, işsizliği ve aile içi şiddeti bir yana bırakıp aileyi kendi çocuklarından korumaya kalktığımız yerde, korunmuş olan aile değil, yalnızca onun idealize edilmiş bir resmi oluyor.
[1] “Ailem Güvende” Operasyonlarında 162 Şüpheli, 9 Dernek ve 13 İşletmeye Adli İşlem Yapıldı”, Anadolu Ajansı, 13.09.2026, https://aa.com.tr/tr/gundem/ailem-guvende-operasyonlarinda-162-supheli-9-dernek-ve-13-isletmeye-adli-islem-yapildi/4055614, erişim tarihi: 27.09.2026.
[2]Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), “Ailem Güvende Operasyonları: İnsan Hakları Standartları Işığında İzleme ve Değerlendirme Raporu”, 21.09.2026 itibarıyla doğrulanan veriler, https://tihv.org.tr/ozel-raporlar-ve-degerlendirmeler/ailem-guvende-operasyonlari-raporu/, erişim tarihi: 27.09.2026.
[3] “‘Ailem Güvende’ Operasyonunda Savcılık Genel Ahlak Tanımlaması Yaptı, LGBTİ+ Derneklerini Türk Aile Yapısını Zayıflatmakla Suçladı”, T24, a.g.h.
[4] “İstanbul Merkezli ‘Ailem Güvende’ Operasyonunda 20 Şüpheli Tutuklandı”, Habertürk, 16.09.2026, https://www.haberturk.com/gundem/ailem-guvende-operasyonunda-20-tutuklama-3912984, erişim tarihi: 27.09.2026.
[5] “Ailem Güvende Operasyonunda 13 Kişi Tutuklanmıştı: Can Güvenliğinden Endişe Duyuyoruz”, Numedya24, https://www.numedya24.tv/ailem-guvende-operasyonunda-13-kisi-tutuklanmisti-kaos-gl-can-guvenliginden-endise-duyuyoruz/, erişim tarihi: 27.09.2026.
[6] “Gazeteci Tuğba Tekerek’in Tutukluluğuna İtiraz”, Baba Ocağı, https://www.babaocagi.com.tr/gazeteci-tugba-tekerekin-tutukluluguna-itiraz, erişim tarihi: 27.09.2026.
[7] “İzmir’de ‘Ailem Güvende’ Operasyonu: 16 Tutuklama, 2 Serbest Bırakmaya İtiraz”, Demokrat Gündem, https://demokratgundem.com/izmir-ailem-guvende-operasyonu/, erişim tarihi: 27.09.2026.
[8]“Mersin’de ‘Ailem Güvende’ Operasyonunda 28 Şüpheli Tutuklandı”, Demirören Haber Ajansı (DHA), 15.09.2026, https://www.dha.com.tr/yerel-haberler/mersin/akdeniz/mersinde-ailem-guvende-operasyonunda-28-suph-2945406, erişim tarihi: 27.09.2026.
[9] Tiffany A. Brakefield, Sara C. Mednick, Helen W. Wilson, Jan-Emmanuel De Neve, Nicholas A. Christakis ve James H. Fowler, “Same-Sex Sexual Attraction Does Not Spread in Adolescent Social Networks”, Archives of Sexual Behavior, 43(2), 2014, s. 335–344. DOI: 10.1007/s10508-013-0142-9.
[10] Türkiye Psikiyatri Derneği, “Cinsel Kimlikle İlişkili Ayrımcı Tutumlar Kabul Edilemez”, basın açıklaması, Ocak 2023, https://psikiyatri.org.tr/basin/615/cinsel-kimlikle-iliskili-ayrimci-tutumlar-kabul-edilemez , erişim tarihi: 27.09.2026.
[11] A.y.
[12] Brakefield vd., a.g.m., s. 335.
[13]Türkiye Psikiyatri Derneği, “Türkiye Psikiyatri Derneği Yıllık Toplantısı & 4. Uluslararası 28. Ulusal Klinik Eğitim Sempozyumu Basın Toplantısı”, 21.04.2026, https://psikiyatri.org.tr/4111/turkiye-psikiyatri-dernegi-yillik-toplantisi-4-uluslararasi-28-ulusal-klinik, erişim tarihi: 27.09.2026.
[14] Caitlin Ryan, David Huebner, Rafael M. Diaz ve Jorge Sanchez, “Family Rejection as a Predictor of Negative Health Outcomes in White and Latino Lesbian, Gay, and Bisexual Young Adults”, Pediatrics, 123(1), 2009, s. 346–352.
[15] Caitlin Ryan, Stephen T. Russell, David Huebner, Rafael Diaz ve Jorge Sanchez, “Family Acceptance in Adolescence and the Health of LGBT Young Adults”, Journal of Child and Adolescent Psychiatric Nursing, 23(4), 2010, s. 205–213.
[16] “‘Ailem Güvende’ Operasyonunda Erişime Engellenen Türkiye Psikiyatri Derneği’nin Sosyal Medya Hesabı, Türkiye’den Görünmez Kılındı”, T24, https://t24.com.tr/gundem/ailem-guvende-operasyonunda-erisime-engellenen-turkiye-psikiyatri-derneginin-sosyal-medya-hesabi-turkiyeden-gorunmez-kilindi,1349515, erişim tarihi: 27.09.2026.














