İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Türkiye ile Azerbaycan arasında başörtüsü yasaklarıyla başlayan ve İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmamasıyla görünür hale gelen diplomatik krizi değerlendirdi.
Ruşen Çakır, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne katılmamasını Ankara’ya verilmiş doğrudan bir diplomatik mesaj olarak yorumladı. İki ülke arasında patlak veren bu yeni dönemi masaya yatıran Çakır, krizin arka planında yalnızca başörtüsü yasağının olmadığını; Bakü’nün Karabağ operasyonları sonrasında Ankara’nın “ağabey” rolü üstlenmesinden duyduğu rahatsızlığın ve her iki ülkenin İsrail ile kurduğu ilişkilerin de etkili olduğunu söyledi.
“Cılız tepkiler geldi ama bunu bile Bakü yönetimi kabullenemedi”
Çakır, krizin tetikleyicisi olarak Azerbaycan’da okullarda uygulanan başörtüsü yasaklarını ve bu yasaklara Türkiye’den gelen sınırlı tepkileri gösterdi. AKP iktidarının başörtüsü yasağına karşı tarihsel duruşunu hatırlatan Çakır, Bakü’nün bu konudaki en ufak eleştiriye bile tahammül edemediğini belirtti:
“Görünüşteki neden şu, Azerbaycan’da başörtüsü okullarda yasaklandı, tedbirler alındı. Ailelerden gözaltına alınanlar, hatta tutuklananlar olduğu söyleniyor ve Türkiye’de buna yönelik birtakım tepkiler oldu. Normalde AKP iktidarının en temel meşruiyet alanlarından birisi 28 Şubat sürecindeki başörtüsü yasağı iken, yanı başındaki kardeş ülkede başörtüsü yasağına karşı çok daha güçlü tepki olması gerekirdi. Cılız tepkiler geldi ama bunu bile Bakü yönetimi kabullenemedi.”

“Türkiye’nin bir tür ağabey gibi davranmasından duyulan rahatsızlık var”
Krizin sadece başörtüsü meselesiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Çakır, Karabağ savaşının ardından Türkiye’de oluşan havanın Azerbaycan’da tepkiyle karşılandığını ifade etti. İki ülke arasındaki “tek millet, iki devlet” söylemine rağmen Bakü’nün bağımsız hareket etme isteğini öne çıkardığını söyleyen Çakır, partinin ve iktidarın duruşunu şu sözlerle eleştirdi:
“Karabağ’ın Azerbaycan tarafından alındığı günleri hatırlayın. O günlerde Türkiye’de öyle bir imaj yaratıldı ki, Ankara örtülü bir şekilde bu olaya dahil olduğu için Azerbaycan bu zafere ulaşabildi gibi bir hava yaratıldı. Bakü’den ise isim vermeden ‘Biz ne yaptıysak kendi imkanlarımızla yaptık’ gibi açıklamalar gelmişti. Tek millet, iki devlet ama Azerbaycan’da Türkiye’nin bir tür ağabey gibi davranmasından duyulan rahatsızlık olduğunu görüyorum.”

“İsrail’in bölgede en iyi ilişkisi olan ülke Azerbaycan, Ankara ağzını açmıyor”
Ankara ve Bakü arasındaki ilişkilerde İsrail bağının da önemli bir değişken olduğuna değinen Çakır, Azerbaycan’ın İsrail ile kurduğu yakın ilişkilere Türkiye’nin resmi düzeyde itiraz etmediğini hatırlattı. Çakır, iktidar çevrelerinin bu konudaki sessizliğini şöyle değerlendirdi:
“İsrail’in bölgede, yakın coğrafyada en iyi ilişkisi olan ülke Azerbaycan. Bunu en iyi Türkiye biliyor ve Ankara bu konuda ağzını açmıyor. Hakan Fidan’ın gittiği o zirvede İsrail Cumhurbaşkanı Herzog konuşmacıydı ve Fidan salonu terk etti. Ama ezici çoğunluğu Müslüman ülkelerden olan bu toplantıya Azerbaycan pekala İsrail’in en üst düzey isimlerini çağırabiliyor ve bundan hiçbir şekilde rahatsızlık duymuyor.”
“Dışişleri Bakanı ile samimi fotoğraf vermekle olmaz”
Çakır, her iki tarafın da zarar gördüğü bu krizin yalnızca bakanlar düzeyindeki temaslarla aşılamayacağını kaydetti. İki ülke liderinin doğrudan bir araya gelmesi gerektiğinin altını çizen Çakır, krizin geleceğini şu sözlerle özetledi:
“Bu kriz nasıl düzelir? Dışişleri Bakanı ile sıcak samimi fotoğraf vermekle olmaz. İki ülkenin devlet başkanlarının, yani Aliyev ile Erdoğan’ın yan yana fotoğraf vermeleri gerekir. Şu haliyle bakıldığı zaman Aliyev gelmeyerek krizin varlığını göstermek ve bundan rahatsızlık duymadığını ilan etmek istedi. Başarılı oldu ama tekrar söylüyorum, iki tarafın da kaybettiği bir kriz yaşanıyor.”







