Selim Kuneralp ve Senem Görür Yücel ile Kordiplomatik (50): Azerbaycan, Türkiye’den uzaklaşıyor mu?

İSTANBUL (Medyascope) – Türkiye ile Azerbaycan arasında son dönemde yaşanan gerilim, iki ülkenin ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı mı? Kordiplomatik’in yeni bölümünde emekli Büyükelçi Selim Kuneralp ile İlham Aliyev’in Ankara’ya gelmemesini, Bakü’nün İsrail ile ilişkilerini, Türkiye’nin Ermenistan politikasını ve bölgesel gelişmeleri konuştuk.

Türkiye ile Azerbaycan arasında yıllardır “tek millet, iki devlet” sloganıyla tanımlanan ilişkiler, son dönemde karşılıklı açıklamalar ve diplomatik gelişmelerin gölgesinde tartışılıyor. Karabağ’ın kimin sayesinde kazanıldığına ilişkin söylemler, Azerbaycan’daki başörtüsü tartışmalarının Türkiye’ye yansımaları ve Bakü’nün İsrail ile yakın ilişkileri, Ankara ile Bakü arasındaki görüş ayrılıklarını daha görünür hale getirdi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmaması da ilişkilerin geleceğine yönelik soru işaretlerini artırdı.

Kordiplomatik’in yeni bölümünde emekli büyükelçi Selim Kuneralp, iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları yalnızca son haftalarda yaşanan gelişmelerle açıklamanın mümkün olmadığını dile getirdi. Kuneralp’e göre sorunun kökeninde, Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını kazanan ülkelere yönelik geliştirdiği “ağabeylik” anlayışı bulunuyor.

“Başka bir ağabeye ihtiyaçları olmadığını hissettirmeye başladılar”

Türkiye’nin 1990’lı yıllardan itibaren Kafkasya ve Orta Asya’daki Türk devletleri üzerinde kendisine bir liderlik rolü biçtiğini anlatan Kuneralp, bu yaklaşımın zamanla bölge ülkelerinde rahatsızlık yarattığını söyledi.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan devletlerin başlangıçta Türkiye ile yakın ilişkiler geliştirdiğini hatırlatan Kuneralp, ekonomik ve siyasi koşulların değişmesiyle birlikte bu ülkelerin Ankara’ya duyduğu ihtiyacın da azaldığını belirtti.

Kuneralp, bu değişimi şöyle anlattı:

“Türkiye böyle o bölgede kendisine bir ağabey rolü yapıştırdı. İlk başlarda bu ülkeler Sovyetler Birliği’nden yeni ayrılmışlardı. Daha yeni örgütlenmeye, yapılarını oluşturmaya çalışıyorlardı. Türkiye bütün bu ülkelere, Azerbaycan da dahil, ağabeylik yapıyordu. Ama bir müddet sonra bu çok fazla hoşlarına gitmemeye başladı.”

Bölge ülkelerinin uzun yıllar Rusya’nın ve Sovyetler Birliği’nin egemenliği altında yaşadığına dikkat çeken Kuneralp, “Başka bir ağabeye pek fazla ihtiyaçları olmadığını yavaş yavaş hissettirmeye başladılar” dedi.

Başörtüsü tartışması neden krize dönüştü?

Kuneralp, Sovyetler Birliği’nin bıraktığı laik ve seküler devlet geleneğinin Azerbaycan ve Orta Asya ülkelerinde güçlü biçimde varlığını sürdürdüğünü söyledi. Buna karşılık Türkiye’de dinin devlet ve toplum hayatındaki etkisinin giderek arttığını, bunun da bölge ülkelerinde rahatsızlık yarattığını belirtti.

Kuneralp’e göre Azerbaycan’daki başörtüsü tartışmasının Türkiye’den gelen tepkilerle diplomatik bir soruna dönüşmesi, Ankara’nın komşu ülkelerin iç meselelerine müdahil olma eğiliminin son örneklerinden biri.

BM Genel Sekreterliği yarışı: Azerbaycan Türkiye’ye mesaj mı veriyor?

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerindeki gerilim, Birleşmiş Milletler’in yeni genel sekreterinin belirlenmesi sürecindeki diplomatik tercihler üzerinden de tartışılıyor.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreteri Feridun Sinirlioğlu’nun BM Genel Sekreterliği için olası adaylığına ilişkin haberler bir süredir gündemde. Azerbaycan’ın ise Birleşik Arap Emirlikleri’nden adaylığını açıklayan Nusaybe’yi desteklemesi, bu tercihin Türkiye’ye yönelik siyasi bir mesaj olup olmadığı sorusunu doğurdu.

Kuneralp, Azerbaycan’ın BM Güvenlik Konseyi üyesi olmadığına ve genel sekreterin belirlenmesinde ilk aşamada doğrudan oy kullanmayacağına dikkat çekti. Buna rağmen Bakü’nün adaylardan birine açık destek vermesinin zamanlamasını anlamlı bulduğunu söyledi:

“Azerbaycan’ın şimdiden bir tutum almasına gerek yoktu. Güvenlik Konseyi üyesi değil. Niçin ihtiyaç duyuyorsun kendini böyle ortaya atıp da ben bunu destekliyorum demeye? Bu belli ki sempatik olmayan bir tutum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş