Medyascope.tv

David Thomson: Fransa’nın IŞİD karşısındaki kırılganlığı giderek artacak

13 Kasım’da Paris’te IŞİD’in gerçekleştirdiği terör saldırıları ardından Fransa’nın ünlü internet gazetesi Mediapart için gazeteci David Thomson ile “Fransa’nın IŞİD karşısındaki kırılganlığı giderek artacak” başlığını taşıyan bir röportaj yayınladı. Joseph Confavreux’in gerçekleştirdiği röportajı Haldun Bayrı, Türkçeye cevirdi. Orijinal yayını bu linkten okuyabilirsiniz.

“Fransa’nın IŞİD karşısındaki kırılganlığı giderek artacak”

RFI’de (Fransa’nın uluslararası radyo yayını) gazeteci olan David Thomson yıllardır cihadcı nebulayı araştırıyor; özellikle de Fransa ve Tunus’ta. Geçen yıl Les Français djihadistes (“Cihadcı Fransızlar”) adlı bir kitabı yayımlandı. Cihadcıların anlattıklarıyla zenginleştirilmiş bir baskısı da Ocak 2016’da çıkacak. Kendisiyle, 13 Kasım saldırılarından sonra, Fransız cihadcıların oynadıkları rol üzerine konuştuk:

Kimliği teşhis edilen Fransız kamikaze’sinin profili size tanıdık geliyor mu? 

Thompson: Bu kişi Fransız cihadcılarının sosyolojisindeki bir yüzü temsil ediyor. Ağır suçlara karışan büyük sabıkalıların arasından çıkan kesimi; aşırı şiddet uygulamaya en çok eğilim gösteren kesimi. Bu “aile”ye dahil olan kimseler suç dünyasından cihada geçtikleri zaman yaşam tarzlarında pek değişiklik olmuyor. Aynı şiddeti, bu sefer yeni dinî kanaatleriyle meşrulaştırarak muhafaza ediyorlar. Ama bunu abartmayalım: Cihadcılığın Fransız versiyonu, daha önce hapse girmiş sabıkalıların güzergâhlarına indirgenemez. Fransa’da ve Tunus’ta güzergâhlarını araştırdığım bireyler arasında, polisin hiç bilmediği kimseler de bulunuyor. Güney Fransa’daki Sémaphore saldırısına karışan delikanlılardan biri, Eski Fransa nostaljisi yapar gibi görüneceğim ama, orta-üst sınıftan iyi aile çocuğu klişesine denk düşmektedir. Müslüman cemaatiyle hiçbir bağı yoktur, polisle hiç sorunu olmamıştır. Onun için herşey bilgisayarının karşısında gerçekleşmiştir.

Açıkça tanımlanmış bir tip-profil olmaması istihbarat servislerinin işini ne bakımdan karmaşıklaştırıyor?

Thompson: Bulup ortaya çıkarma, gözetleme, dolayısıyla önlem alma hususundaki tüm zorlukların kaynağı bu. Bu hâdise neredeyse her ailenin başına gelebilir. Çoğu erkek; özellikle de alt tabakanın yaşadığı mahallelerden çıkıyorlar. Buradaki varoş kültürünü Suriye’ye ithal ediyorlar. Fakat onları banliyö-yabancı işçi göçü-yoksulluk-suç işleme denklemine hapsetmek abes olur. Doktorların, tıp öğrencilerinin, mühendislik öğrencilerinin de gittiklerini gördük. Bununla birlikte, o çevreye yakın olanların hepsi biliniyor ve fişleniyor; tabii ki onların sürekli gözetim altında oldukları anlamına gelmiyor bu. Kızlar ise dövüşmüyorlar ve neredeyse hiçbir zaman geriye dönmüyorlar. Kayda geçen 250 geri dönüş vakası içinde sadece beş kız var. Onlardaki hakim profil de yine orta sınıf kökenli mühtedi (sonradan İslam’ı seçmiş) olmaları.

Fransız topraklarında ilk kez patlayıcı kuşak kullanılması dışında, 13 Kasım trajedisi bize ne öğretiyor? 

Thompson: Bu aşamada çok temkinli konuşmak gerekse de, bu olayda şimdiye kadar hiç görülmemiş bir özellik var; iki kamikaze’nin cesetlerinin yakınında Suriye pasaportları bulundu. Fransızca konuşulan ülkelerin cihadcılarıyla zaten başı yeterince ağrıyan Fransa’nın kırılganlığının giderek artacağının işareti bu. Hele göçmen akışına sızan unsurların gözetlenmesi de gerekirken…

Fransa’dan katılan cihadcılar, kendilerine verilen propaganda ve adam devşirme görevlerinin ötesinde, IŞİD aygıtında komuta görevlerine de erişiyorlar mı?

Thompson: Operasyonlar çerçevesinde, hem Irak’ta hem Suriye’de anahtar konumdaki kişiler Iraklı. Libya’dan Nijerya’ya kadar her yeni İslam Devleti “vilayeti” ilanı için, önce Iraklı bir elçinin gönderilmesi, hatta adam ve para gönderilmesi gerekiyor. Hiyerarşinin tepesinde yine de önemli makamlara gelmiş on kadar Fransız bulunuyor; bunların üçü askerî emir, ikisi de dinî yetkili.

Irak ve Suriye’ye 571 Fransız uyruklu kişinin gittiğini ve bunların 141’inin öldürülüp 245’inin ülkeye geri döndüklerini belirten resmî istatistikleri güvenilir buluyor musunuz? 

Thompson: 2012-2013 dönemindeki rakamlar açık bir biçimde meseleyi küçük gösteriyordu; yer saptama düzeneğini kurmak için geç kalındığından, önceden yerleşmiş bazı gönüllüler tespit edilemedi. Tanıklarımın biri yolda başından geçenleri ve yol etaplarını “live-tweet” ile bildiriyordu [Twitter üzerinden gerçek zamanda mesajlar yayıyordu].  Aynı şekilde, oğlunun radikalleştiğini kentindeki karakola bildirmeye giden bir babaya, “Beyefendi, siz fazla televizyon seyrediyorsunuz!” denmişti. Buna karşılık, 2014 ilkbaharından beri sayı tespitinde gerçeğe daha çok yaklaşıldığı açık. Hâdisenin boyutu hafif küçültülse bile, hata payı bence bugün daha mütevazı.

Bunlar da ilginizi çekebilir: