Nuray Mert’in Cumhuriyet’teki yazılarına son verildi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

2015’ten beridir Cumhuriyet Gazetesi’nde haftada iki gün  köşe yazısı yazan Nuray Mert’in yazılarına son verildi. Alınan kararı Nuray Mert’e Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Erinç iletti.  Erinç, kararın, Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Cumhuriyet yöneticilerinin bilgisi dahilinde alındığını ifade etti. Bu kararın gerekçesi olarak ise “Nuray Mert’in son dönemdeki yazılarının Cumhuriyet’in yayın ilkeleriyle ters düşmesi” olarak ifade edildi.

nuraymert-
Nuray Mert

Nuray Mert’in, son günlerde özellikle evrim teorisi ve müftülere nikah yetkisine ilişkin yazıları dikkat çekmişti. Söz konusu yazılar şöyle:

Müftü nikâhı ve İslami rejim (4 Ağustos 2o17)

“…müftülüklere nikâh yetkisine gelince, kusura bakmayın ama bu değişikliğin dini düşünce ve yaşam tarzını dayatma ile alakası yok. Tam da bu nedenle, ateşli itirazların çoğu havada kalmaya mahkûm. Müftülüklerde kıyılan nikâh, şeri çerçevede değil, mevcut medeni kanunun nikâha ilişkin mevzuatına uygun olacak, yani nikâhını müftülükte kıyan dört eş ile evlenmeye kalkışamayacak, ‘eşini talakı selase’ ile boşayamayacak, vs. Öyle bir düzenleme olsaydı, çok ciddi bir gelişme olurdu, olmadığına göre müftünün nikâh kıyma yetkisi olması neden sorun yaratsın? Tam tersine, ‘imam nikâhı’ adı altında, hiçbir yasal güvencesi olmayan akitlerin ve bunların yaratacağı suiistimalleri önlemek açısından faydalı bir sonucu olabilir. İçinde müftü lafı geçti diye muhalefet etmek, tam da iktidar partisinin fazlasıyla işine yarayacak bir tutum. Dahası hakkaniyetli değil, evliliğe dair hukuki çerçeve değişmediği durumda nikâh kıyan memurun din görevlisi olması neden sorun olur? Bırakın isteyen istediği makamda nikâhını kıydırsın…”

Yazının tamamı için tıklayınız

‘Evrim teorisi’ (28 Temmuz 2017)

…biyoloji bilimi evrim teorisi çerçevesinde çalışma hipotezleri ile yoluna devam eder, benzeri her durumda olduğu gibi, bu hipotezler yanlışlanabilirlik ölçüsü ile değerlendirilir. Diğer taraftan, bilimsel düşüncenin insanın var oluşa dair sorulara cevap vermesi beklenemez. Şu veya bu dine inananlar, bu konularda dogma olarak kabul ettikleri çerçevede anlamlandırmalara inanırlar. O da adı üzerinde ‘inanç’ meselesidir, aynı dogmaya inanmayan kimseye ‘hakikat’ diye dayatılamaz, sadece farklı anlam dünyalarının kapısını açar. Keşke, yetkin felsefeci ve ilahiyatçılar bu konularda daha fazla söz söylese, de şu sığ pozitivizm sularında boğulma tehlikesi geçirmesek. Ama, en kötüsü, otoriter bir rejimi sorgulamanın, siyasi itirazın yolunun buralardan geçmesi, muhalif düşüncenin bu sığ sularda boğulması. Mevcut iktidar tam da bu zeminde yol alıyor, tam da bu nedenle siyasi sorunları gölgeleyecek adımlar ile muhalefeti manipüle etmeyi başarıyor…

Yazının tamamı için tıklayınız

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus