0’dan 200’e: Ramil Guliyev artık Dünya Şampiyonu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Londra’da düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası erkekler 200 metre final turunda yarışan milli atlet Ramil Guliyev altın madalyalı ilk Türk sporcu oldu. Dünya şampiyonu olmayı başaran milli atlet Ramil Guliyev  20:09’luk derecesiyle, otoritelerce yarışın favorisi olarak görülen ve  200-400 dublesi yapmak isteyen Güney Afrikalı Wayde van Niekerk’in iki salise önünde dünya şampiyonluğuna ulaştı. Niekerk 20.11 ile gümüş, Trinidad Tobagolu Jereem Richards ise 20.11 ile bronz madalya kazandı. Niekerk, Richards’ı saniyenin binde biri farkla geçerek ikinciliği elde etti.

ramil-guliyev_1504875

Türkiye adına 2011’de yarışmaya başlayan Azeri asıllı Ramil Guliyev, gençler kategorisinde dereceleriyle adından söz ettiren bir isimdi. 200 metrenin U20 tüm zamanlar listesinde Usain Bolt’tan sonraki en hızlı ismi Guliyev. 2013’te Rio’da düzenlenen Olimpiyat oyunlarında 20:43’lük derecesi ile sekizinci, 2015’te Bejing’te düzenlenen Dünya Şampiyonası’nda 20:11’lik derecesiyle altıncı sırayı elde etti. Fenerbahçe’nin sporcusu olan Ramil Guliyev, 20.09’luk derecesiyle Türkiye’ye erkekler 200 metrede ilk altın madalyasını kazandırarak tarihe geçti.

DG5avZVWAAA0spU

Aynı zamanda Türkiye’nin sprint kategorisindeki çıkışını zirveye taşıyan bir başarı geldi Guliyev’den. Zira Guliyev-Jak Ali Harvey-Emre Zafer Barnes ve İzzet Safer geçen sene  Türkiye rekorunu yenileyip Olimpiyat’a gitmişlerdi. Yiğitcan Hekimoğlu’nu da bu takımın bir parçası sayabiliriz. Bununla birlikte geçtiğimiz ay Mizgin Ay, Yıldızlar’da 100 metre şampiyonu ve 200 metre üçüncüsü oldu. Yıldızlar Türkiye rekortmeni Şevval Ayaz da 100 metre engellide parlak bir gelecek vadediyor.

Guliyev’in altın madalyası Azeri basınında da geniş yer buldu. Medya Günlüğü’nün derlediği haberde, Azatlık gazetesi , “Azerbaycan asıllı sprinter dünya şampiyonu oldu” başlığını kullandı. Yeni Müsavat gazetesi, “Günün fotoğrafı: Vefakar çocuğun şampiyonluğu” başlığı altında şunları yazdı: “Bu bizim çocuğumuzdur, bizim altın çocuğumuz. Ramil Guliyev. Londra’daki Dünya Şampiyonası’nın altın madalyalısı. Dünyanın en hızlı iki adamından biri.”

Azeri basınında,  Azerbeycan’da atletizme yeteri kadar önem verilmediğinden dolayı,  Guliyev’in Türkiye’deki tesisleri ve imkanları göz önüne alarak Türkiye adına yarışmaya başladığının ancak her koşulda bu başarının her iki ülkeyi de gururlandırdığının altı çizildi.

Ramil Guliyev’in başarısını ve adım adım zirveye taşıdığı kariyerini Eurosport spikeri Uygar Karaca’ya sorduk.

Ramil Guliyev’in başarısı Türkiye atletizm tarihinin en büyük başarısı

Guliyev’in başarısı  Türkiye atletizm ve spor tarihinin bireysel anlamdaki başarı listesinde herhalde bir numarada olacaktır,  Tabii yılların birikimi, o yüzden çok önemli bence. Daha önce bu seviyeyi hep zorlayan, Avrupa ikinciliği kazanan, Dünya şampiyonalarında ve Olimpiyatlar’da final koşan bir sporcu olarak her sene dereceleri ya belirli bir seviyede tuttu ya da geliştirdi. Ramil Guliyev’in kendi açısından bu istikrarlı gelişimi sürdürmesi ve bunu bir Dünya şampiyonasında, en uygun fırsatı bulmuşken altın madalya ile bitirmesi, bireysel anlamda ve Türkiye spor tarihi açısından müthiş bir olay. Bir de bunun Dünya spor tarihi açısından literatüre girişi var, Van Niekerk’in 200 metre zaferini engelleyen adam olarak her zaman hatırlanacak. Daha önce 200 metrede Dünya şampiyonu olan son Avrupalı Kostas Kenteris’di Yunanistan’dan. Kenteris 2001’de altın madalyayı almıştı ki o da 2000 Olimpiyat şampiyonu olarak oraya gelmişti. Ramil Guliyev’in şansı da yaver gitti, onu da söyleyelim. Bolt’un 200’den çekilmesi, Makwala’nın aynı gün iki seri koştuktan sonra final koşması, van Nikerk’in biraz dikkatinin dağılması gibi faktörlerde vardı.  Sürpriz bir 200 metre kadrosu vardı finalde,  Jereem Richards, üçüncü olan sporcu, ilk büyük finalindeydi. Nethaneel Mitchell-Blake yeni bir şampiyon Britanya’dan, Abdul Hakim Sani Brown yine genç bir sporcu Ameer Webb ki aha önce geçmişti onu Guliyev Paris’te, bu şekilde değerlendirebiliriz.

Kişisel gelişim süresinde Türkiye, Guliyev adına önemli bir zıplama tahtası oldu

Çok parlak bir gençler kariyeri olduğu kesin, 2011’de Türkiye pasaportunu aldı ama 2013’e kadar yarışamamıştı. Zaten o dönemde Dünya Gençler Şampiyonas’ında, Dünya Yıldızlar’da 200 metrede ikinciliği vardı, Azerbaycan adına yarıştığı dönemde. Dünya Şampiyonası finali koşmuştu yine o dönem. Türkiye adına yarışmaya başladıktan sonra tabii başka bir seviyeyi yakaladı.

Türkiye için yarışmaya başladıktan sonra, derecesini yirmi saniyenin altına indirdi. Hatta, bir önceki Dünya şampiyonasında Türkiye rekorunu kırmıştı hemen ardından Zagreb’de de bu rekoru geliştirdi. 2015’te 20 saniyenin altına indi. Kişisel gelişim süresinde Türkiye onun adına önemli bir zıplama tahtası oldu. Zaten kendisi de röportajlarında söyler bu durumu. Rusya adına da yarışma durumu vardı ancak Rusya’da gelişiminin yavaş olacağını ve bürokratik olarak engellerin olacağını fark etmiş ve Türkiye adına yarışmaya başlamıştı.

Bu Dünya Şampiyonası’nda aldığı madalyanın sürpriz gibi görünmesi aslında daha önce büyük şampiyonlarda bir altın madalyası olmamıştı.  Bu sene kendisini çok iyi bilerek yarıştı Ramil Guliyev, derecelerini belirli bir seviyede tutmaya başladı. Bu sene ilk defa 10 saniyenin altına indi 100 metrede. Avrupa’da bunu başarabilen sporcu sayısı çok azdır, hem 100 metrede 10 saniyenin altına inebilen hem de 200 metre de 20 saniyenin altında koşabilen.

Tabii Türkiye’de kulüpler şampiyonasındaki rekabet, bence Ramil’in gelişmesinde bir etken. Ama en önemlisi sabrederek, birkaç sene uluslararası müsabakalarda yer almamayı göze alarak, bu zıplama tahtasını çok iyi değerlendirdi.

Guliyev kendini gerçekleştirmek isteyen, doğru ortamı ve imkanları arayan birisi

Guliyev kendisini gerçekleştirmek isteyen bir adamdı. Potansiyelini biliyordu, gençler kariyerinde yapabileceklerinin farkına varmıştı ama yapabileceklerini gösterebileceği o doğru ortamı arıyordu. Bazen elinizde önemli yetenekleriniz olsa bile, size doğru bir ortam sunulmaz ise başarılı olamazsınız.  Ramil de kendi şansını kendisi yarattı. Tabii her şey de çok iyi gitmedi Ramil’in hayatında.  İlerlemesi ve zirve noktasına gelişi dışarıdan bakılınca düz bir yol gibi gelebilir ama çok engelli bir yol. Çok fazla rakibiniz var ve kendinizde sakatlık riski var. Christophe Lemaitre bile bunu başaramadı, bu başarıyı yakalaması için en önemli adaylardan birisiydi özellikle büyük şampiyonlarda altın madalya almaya en yakın Avrupalı o olmuştu ama o bile başaramadı bunu. Herkes için, önüne sunulan ve sunulmayan imkanları düşündüğümüzde herkes için, kendi adına ve kendi hayatına dair çıkarabileceği dersler olduğunu düşündüğüm bir zafer bence. Çünkü favori olmadığınız bir yarışta, favori olarak gösterilmeyeceğiniz bir yarışta, kendinizi iyi bildiğiniz, kendinize inandığınız için de, bir idealin peşinden koştuğunuz için kazanıyorsunuz. Bugünlerde bir idealin peşinden koşmak bu kadar zorken üstelik. Artık insanlar pek bir şeye inanmıyorlar, kendilerine dahi inanamıyorlar. Ramil herşeyden önce kendine inandı, son röportajlarında bunu söylüyor. “Dünya şampiyonasında altın madalya alacağım” demedi ama en azından madalya alabileceğini hep belirtti. 100 metre de koşmaktan feragat ederek, bu başarıya ulaştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus