BOP nedir, ne değildir? Prof. İlhan Uzgel ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

 

 

 

Prof. Dr. İlhan Uzgel söyleşisinin tam metni:

Yayına hazırlayan: Ali Mert İnal

Medyascope TV’nin özel yayınından merhaba. Bu saatte Kürdistan referandumuyla birlikte tekrar gündeme gelen Büyük Ortadoğu Projesi yani BOP’u konuşacağız. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün eski bölüm başkanı İlhan Uzgel ile konuşacağız bugün. Kendisi gazete Duvar’da bir yazı yazdı ve Kürdistan referandumunun bu BOP’la alakası yoktur, BOP bambaşka bir şeydir dedi. Biz şimdi Sayın Uzgel’e soracağız. Aslında BOP nedir, ne değildir? Hocam merhaba hoş geldiniz.

İlhan Uzgel: Hoş bulduk merhabalar.

Hemen uzatmadan sorayım, BOP nedir?

İlhan Uzgel: Vallahi BOP nedense bütün bu coğrafyada, uluslararası alanda, ortaya atanda yani Amerika Birleşik Devletleri’nde hiçbir şekilde Türkiye’de tartışıldığı, anlaşıldığı gibi algılanmadı. Yani bir tek Türkiye BOP’u nasıl söyleyeyim çok ters bir yerinden anladı. O da hani Türkiye’deki bu popüler kültürün, popüler siyasal kültürün bir yansıması olarak ortaya çıktı onu söyleyeyim öncelikle. Bu coğrafyada hiçbir ülke Türkiye’deki kesimlerin gördüğü gibi görmedi onu bir defa vurgulayayım. En çok Türkiye’de tartışıldığını söyleyeyim. BOP 2000’lerin başında yani 2004-2002 arası geliştirilen ve ortadoğudaki İslamcı hareketleri küresel sisteme entegre etme projesinin adıydı, bu bir siyasetti, bir açılımdı hatta adı “initiative”dir bunun, proje de değildir. Biz Kürt açılımı falan derken İngilizce’ye çevirirken initiative diyoruz. Yani bu tür bir açılımdı aslında girişimdi, bir denemeydi. Önemli bir denemeydi bence. Yani çok geniş bir coğrafyayı kapsıyordu. Toplumsal boyutları daha güçlü bir denemeydi. Fakat başarısız oldu. Başarısız olunca da başka bir dinamik girdi işin içine. Daha çatışmaya doğru savruldu bölge. İsterseniz hani içeriğini daha fazla açabilirim merak ederseniz.

Yazınızda diyorsunuz ki İslamcıların meşhur siyaseti dahil edilerek ılımlaştırılması politikasıydı diyorsunuz. Daha çok hedef ülkeler vardı burada galiba, daha sonra Afrika ülkeleri de alındı ve Genişletilmiş Ortdaoğu Projesi olarak yansıdı. Türkiye burada hedef ülke miydi?

İlhan Uzgel: Bir kere şuydu, yani şuradan çıktı ortadoğunun, özellikle Arap ülkelerinin durumu içler acısıydı. Ve bunu da ilk ortaya koyanlar kaplamlı bir şekilde Arap uzmanlar oldular. Onlar Birleşmiş Milletler’in bu insani gelişim endeksi diye bir şey var her yıl periyodik olarak yayınlanan bunun altında Arap coğrafyasındaki toplumsal koşulları incelediler ve bir rapor hazırladılar. Aslına bakarsanız BOP denen metin -o bir metindir, belgedir- ve internetten hala ulaşılabiliyor ilk versiyonuna, ona dayanılarak hazırlanmıştı. Mesela şöyle bir şey söyleyeyim size: 22 Arap ülkesined 1 yılda basılan, çevrilen kitap sayısı Yunanistan’da basılan kitap kadar diyor. Yani sosyoekonomik veriler o kadar kötüye gidiyordu ki yani bu haliyle küresel sistemde üretici de olamıyor tüketici de olamıyor. O yüzden burada müthiş bir biliyorsunuz sosyoekonomik olarak gelir düzeyi ve eğitim düzeyi düştükçe nüfus artışı yükseliyor, hızlanıyor. Dolayısıyla hani burada çok geniş bir genç kitle oluşacak, önümüzdeki 5, 10, 20 yıllık süreçlerde bunlar radikal İslamcı olur diye endişe vardı Batı’da. Yani daha sosyolojik ve demografik temelli bir çalışmaydı o. O yüzden de bunları yani İslamcı hareketler içinde emeli enerjilerini buraya yöneltsinler zaten öyle olacaktı, başka seçenek görünmüyordu. Onlar da iktidara bir pazarlıkla gelsinler. Batı karşıtlığı yapmasınlar, piyasa ekonomisini benimsesinler yani İsrail düşmanlığını bıraksınlar, onlara da iktidar yolu açılsındı. Yani esas fikir buydu. Bu inanır mısınız 10 yıllık dilimde o kadar çok tartışıldı, bunun üzerine o kadar çok kitap, makale, rapor üretildi ki fakat maalsef onların hiçbiri Türkiye’de görülmedi. Hani BOP doğrudan Amerika’nın Türkiye’yi , Ortadoğu’yu bölme projesi olarak sunuldu ve tanımlandı. Ve bu inanılmaz bir şekilde Amerika’ya inanılmaz bir şekilde son beş yıldır mesela bir tane atıf bulamıyorsunuz. Hani böyle BOP demiyorlar abi onlar, Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi diyorlar. Bu hiç tartışılmıyor bile ama Türkiye’de nedense bazı medya dili bu kavramı hiç bırakmıyor. Sürekli bunun üzerinden tartışmaya devam ediyor. Bu yüzden de burada bi sorun var demek için öyle bir şey yazdım. Sosyolojik bir programdı bu.

Yani aslında derdiniz biraz teknik bilgiydi. Bu iş aslında budur demek gibi bir şeydi. Biraz ders vermek gibi bir şeydi.

İlhan Uzgel: Yani öyle demek istemem ama yani mesela Condoleezza Rice’ın bir şeyi inanır mısınız ben günlük medyayı takip ediyorum. Her hafta en az bir köşe yazarı ona atıf yapıyor. Yani 22 ülkenin sınırları değişecek diye yazdılar zaten. Hayır yazmadılar yani açıp bakarsanız orada duruyor makale. Bir baksalar çünkü zaten demezler öyle şeyleri. Amerika mesela Suudi Arabistan’da kadınlara arana kullanma hakkı verin diyebilir. Bu iç işlerine karışma sayılmıyor ama Ameirka hiçbir ülkeye, Kuzey Kore’ye bile sınırlarını değiştireceğim demez yani. Şöyle, bir siyaseti izlemek vardır, hani bunu dillendirmek var. Bunu söylemezler, yazmazlar, resmi kayda düşürmezler bu tür şeyleri. Ama bunlar Türkiye’de hiç önemsenmedi hani böyle bir elde zaten Amerika bölmek istiyor diyince bir kanıt göstermek gerekiyor. Kimsenin de nasıl olsa gidip bakmayacağını bildikleri için rahatça yazdılar. O yüzden ona bir cevaptı belki.

Tabi bir de şu var tabi Recep Tayyip Erdoğan’ın “BOP’un eşbaşkanıyız” cümlesi var ki bu telaffuz edilen bir cümle. Ben televizyon muhabirliği yaptığım dönemde bunu duydum ama burada galiba başka bir şeyden bahsediyordu yani bir sivil toplum örgütleri, uluslararası sivil toplum örgütlerinin Türkiye’de sivil toplum örgütünün bulunması gibi bir durum var heralde. Bunu da açar mısınız? Tayyip Erdoğan BOP eşbaşkanıyım diyerek neyi kastetti?

İlhan Uzgel: Yani bu çok dillendirildi, muhalefet de bunu kullandı. Anlaşılabilir bir şey hani muhalefet buradan hükümeti eleştirmek ve zayıflatmak istiyor, elinde fazla da araç yok zaten o dönemde özellikle. Ya orada kastedilen şuydu, BOP denilen şey Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın bir girişimi aslına bakarsanız. Hani reform yapın diyor. Biz bunu çok farkedemedik ama biz aslında Türkiye’de çok reform yaptık. Fakat bunu BOP’la ilişkilendirmedik. Hani AB raporlarının çoğu şeydir, bu çerçevede yapıldı aslında. Yani biz bunu çok canlı ve doğrudan, bizim gözümüzün önünde yaşandı BOP aslına bakarsanız. Şey işte biliyorsunuz Refah Partisi içinden bir grup Milli Görüş gömleğini çıkardı, ılımlılaştılar. O dönemde İsrail’le ilişkiler de gayet iyiydi. Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda ciddi reformlar yapıldı. Amerika ile ilişkiler gayet iyiydi her şeye rağmen. Piyasa ekonomisi konusunda zaten kimse eline su dökemezdi, dolayısıyla biz bunu Türkiye’de yaşadık. Türkiye’deki bu modeli şeye aktarın dediler. Sizi örnek alsınlar, sizi model alsınlar hani esas fikir oydu. Erdoğan da bundan bir rahatsızlık duymadı o dönemde çünkü zaten uyguluyor kendisi burada. BOP’un altında bir çok program vardı. Onlardan bir tanesi demokrasi yardım diyaloğu gibi bir programdı. Bu çerçevede mesela Tunus’tan işte Mısır’dan falan çok sayıda sivil toplum kuruluşunun organize ettiği gruplar Türkiye’ye geldiler. TESEV’in düzenlediği bir seri toplantılar var. Yani Türkiye’de bakın işte kadın sosyal hayatın içinde, hukuki düzenlemeler yapıldı vs. Bunları model alın demek için yapılmıştı ve Türkiye’de, Erdoğan kişisel olarak değil tabi ama İtalya ve Yemen’le birlikte bunun eşbaşkanlığını üstlendi. Öyle çok büyük bir şey de değildi. Öyle çok stratejik bir planlama da değil o. Türkiye’de bunu işte TESEV yürüttü bu programları, öncülük etti bu çalışmalara. Hükümet de buna destek oldu. Yapılan şey buydu. Bunun toprakla, bölünmeyle, yüksek stratejiyle falan hiçbir ilgisi yoktu tabii ki.

Hocam BOP meselesini kapatıp yazınızın son bölümündeki ilginç bir cümleye dönmek istiyorum: Ortadoğu’da İslamcı’nın terminal evresini temsil eden IŞİD vardı ve IŞİD bundan sonra misyonu sona erdi. Bundan sonraki dinamikler Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık ilanı, Suriye’de yeni düzenin kurulması gibi Kürt Sorunu eksenli ya da İran’a yönelik yaptırımların sertleşmesinde olduğu gibi daha çok milliyetçilik ve jeopolitik eksenli gerginlikler şeklinde yaşanacak. Bu tespitinizi açmanızı rica edeceğim.

İlhan Uzgel: Tabi. Şimdi İslamcılıkla ilgili, Radikal İslamcılık onun da temelini tabii ki Müslüman Kardeşler oluşturuyor. Onun yani küreselleşmeye uyum sağlamasıydı ve bu daha toplumsal temelliydi. Önünün açılması için siyasi reform gerekiyordu. Yani İslamcıları iktidara taşıyabilmeniz için siyasi bazı reformlar yapmanız gerekiyordu. Orada işte çok direnç gösterdi Bin Ali. Suudi Arabistan’a da çok baskı yapıldı kozmetik reformları hepsi yaptı, Ürdün de yaptı, Cezayir de yaptı ama yetmedi o yüzden Arap Baharı’yla patlak verdi. O şeydi daha sosyolojik temelli bir toplumsal dönüşüm ve tabi ki siyasal dönüşüm projesiydi diyelim. Şimdi bu olmayınca bütün o dinamikler bitti. Dolayısıyla siz İslamcı hareketleri ılımlılaştıramayınca tekrar geri döndünüz işte Mursi’yi getirdiniz, Tunus’ta Ennahda çıktı. Suriye’de zaten devam etmeye gerek kalmadı İslamcılarla çalışmayacaksınız çünkü Esad devrilse yerine İslamcıların, Müslüman Kardeşler’in Suriye kolu gelecekti. Türkiye onu bastıracaktı Katar’la beraber. O yüzden de şimdi o toplumsal evre bitince iş tamamen şeye kaldı Rusya’dan Suriye’ye iş artık daha jeopolitik ve Yani tabii ki şeyin tetiklediği bu dönemde bu siyasal boşluktan faydalanmak isteyen Kürt siyasetinin de etkisiyle biraz daha toprak temelli jeopolitik bir çekişmeye doğru gitmeye başladı. Çünkü IŞİD yani İslamcılıkın bitişinin bir semptomudur. O artık Ortadoğu’da İslamcı harketlerin bir geleceği kalmadı. Biliyorsunuz Müslüman Kardeşler her yerde baskılandı. Bazı ülkelerde Mısır, Suudi Arabistan gibi ülkelerde terör örgütü olarak ilan edildi. Amerikan Dışişleri, Pentagon çok bastırdı ama Dışişleri bunu engelledi. Yapmayın şu an buna hazır değil bölge, çok fazla gerilim olur dedi. Dolayısıyla artık İslamcılıkla ilgili yani İslamcılık ılımlılaşarak mı iktiadar gelsin yoksa ılımlılaşmadan mı kalsın gibi tartışmalar bitti. Bundan sonra ana gündemi Ortadoğu’nun Suriye ve Irak’taki gelişmeler. Bunlar da IŞİD gittikten sonra artık İslamcılıkla, dincilikle, siyasal İslam’la ilgili tartışmalar olmayacak. Yani bu Suriye ve Irak’ta Kürt devleti kurulacak mı, bunlar birleşecek mi, Akdeniz’e ulaşacak mı, İran’a yönelik yaptırımlar nasıl gelişecek, eğer Irak’ta bir Kürt devleti referandumdan sonra bağımsızlığını da ilan ederse kalanlar ne yapacak? Yani burada bir çatışma mı olacak yoksa kalan kısımları Şii bölgesi İran’a mı eklemlenecek? Ortada bir Suni devlet mi… Yani ortadoğunun gündemi buraya doğru kayacak artık. Bunu söylemeye çalışıyorum.

Hocam çok teşekkürler. Heralde son bahsettiğiniz yeni bir makale konusu olacak. Daha da ayrıntılı okumak isteriz.

İlhan Uzgel: Aynen, aynen. Öyle olur muhtemelen.

Çok teşekkürler hocam. İyi günler dileriz, sağolun.

İlhan Uzgel: Ben teşekkür ederim.

Profesör Doktor İlhan Uzgel’le Büyük Ortadoğu Projesi BOP nedir, ne değildiri konuştuk. Arkasından da Ortadoğu’da artık İslami siyasetin yeri olmadığına dair tespitini dinledik. İyi akşamlar.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus