Obama yönetiminin önde gelen isimlerinden Gordon: “Türkiye artık güvenilir bir müttefik değil, kendi öncelikleri olan bir Ortadoğu ülkesi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD eski Başkanı Obama’nın ilk döneminde Avrupa ve Avrasya İlişkilerinden sorumlu Dışişleri Bakan yardımcılığı, ikinci döneminde ise Ortadoğu Kıdemli Sorumlusu olarak Beyaz Saray’da görev yapan Philip Gordon, Financial Times gazetesi için kaleme aldığı makalede ABD-Türkiye ilişkilerinin onarılmaz şekilde hasar aldığını, sona erme ihtimali bulunduğunu yazdı.

Obama dönemi öncesinde Washington’ın önde gelen düşünce kuruluşlarından Brookings’de çalışan ve yönetimde görev almadan önce Ömer Taşpınar’la birlikte “Türkiye’yi Kazanmak’’ adlı kitabı (https://www.amazon.com/Winning-Turkey-Partnership-Brookings-Publications/dp/0815732155 ) yazan Gordon’ın makalesi “Türkiye ve ABD’nin umut vaat eden ortaklığının sonu” başlığını taşıyor. Gordon, ABD’nin artık Türkiye’ye “görmek istediği gibi bir ülke” olarak değil, “şu an olduğu haline” göre muamele etmesi gerektiğini savunuyor.

(Gordon'un Ömer Taşpınar ile birlikte kaleme aldığı "Türkiye'yi kazanmak" isimli kitap)
(Gordon’un Ömer Taşpınar ile birlikte kaleme aldığı “Türkiye’yi kazanmak” isimli kitap)

Yazısına, ilk Obama yönetimi sırasında Dışişleri Bakanlığı’ndaki Avrupa bölümünü devraldığında en parlak dış politika ufuklarından birinin Türkiye olduğunu belirterek başlayan Gordon, Türkiye’nin o dönem büyük bir heyecanla AB üyeliğini istediğini, Afganistan, Irak ve Ortadoğu barışı konularında ABD ve AB’yle yakın işbirliğini yaptığını hatırlatıyor.

O dönemki Türkiye’yi “Büyüyen ekonomisini reformdan geçiren, basın özgürlüklerini genişleten ve asker vesayetini siyaset dışına iten popüler bir liderin yönetimindeki çoğunluğu Müslüman olan bir ülke” olarak betimleyen Gordon, Obama’nın da tam da bu nedenle, “bir Ortadoğu ülkesinin, Müslüman, demokratik ve Batı yanlısı olabileceğini gösterebileceği” umuduyla ilk dış gezisine Türkiye’yi eklediğini yazıyor.

“İlişki büyük olasılıkla artık tamir edilemez hale geldi”

Ancak Gordon bugün itibarıyla bu vizyonun darmadağın olduğunu savunuyor ve  “ilişki büyük olasılıkla artık tamir edilemez hale geldi” diyor. Washington’da, Türkiye’yi en iyi bilen isimlerin başlarında gelen Gordon’a göre, Amerikan yönetiminin, Trump’ın Erdoğan gibi güçlü liderlere duyduğu yakınlıkla işlerin düzeltebileceğine dair umutları da sönmüş durumda: “Bunun yerine iki ülke ana güvenlik çıkarlarının nasıl kökten ayrıştığını görüyor. Hızla, kolayca kontrolden çıkabilecek karşılıklı bir kırgınlık döngüsüne giriyorlar.”

(Soldan sağa: Philip Gordon, ABD eski Başkanı Barack Obama ve ABD Dışişleri eski Bakanı Joohn Kerry)
(Philip Gordon; ABD eski Başkanı Barack Obama ve ABD Dışişleri eski Bakanı John Kerry ile birlikte)

15 Temmuz sonrası tutuklanan ABD vatandaşlarının Fethullah Gülen’in iadesi halinde salıverileceklerine dair imaları hatırlatan Dışişleri eski Bakan Yardımcısı, Türkiye’nin bu tutuklulara pazarlık kozu muamelesi yapmaya başlamasıyla Washington’ın kaygılarının arttığını kaydediyor. Konsolosluk çalışanın tutuklanmasıyla yaşanan son krize de değinen Gordon tırmanan gerilimin başta Türkiye olmakla birlikte her iki ülkenin iş çevrelerine ve turizm sektörüne zarar vereceğini belirtiyor.

“ABD artık ‘yeni Türkiye’ye uygun mukabele etmeli”

İki ülkenin bölgesel çıkarlar açısından da tehlikeli bir şekilde birbirlerinden uzaklaştıklarını yazan Gordon, “Türkiye’nin Hamas, Müslüman Kardeşler ve Libyalı militanlar gibi İslamcı gruplara açık desteği”, Katar ile artan askeri ilişkileri ve Rus hava savunma sistemlerine yönelmesinin aradaki uçurumu derinleştirdiğine dikkat çekiyor ve ekliyor:

“Türkiye’nin jeopolitik önemi göz önüne alındığında Amerikalıların bir süredir bu gerçekleri görmezden gelmek istemeleri anlaşılabilir. Ama artık Türkiye’yi, benzer zihniyette, yakın ve güvenilir bir müttefik gibi değil, olduğu gibi –kendi değer ve öncelikleri olan bir Ortadoğu ülkesi gibi- görüp, buna göre muamele etmeye başlamasının zamanı geldi. Bu da mümkün olduğu yerde işbirliğine devam edip, illüzyona kapılmadan, Erdoğan’ın ABD vatandaşlarını rehin almaya başlaması gibi farklılar ortaya çıktığında kararlı bir şekilde karşısında durmayı gerektirir.  Erdoğan geçen Ağustos’taki bir mitingde tutuklu takasını ilk kez gündeme getirdiğinde, “Artık eski Türkiye yok. Burası Yeni Türkiye” demişti. Haklı ve ABD’nin de artık buna uygun mukabele etmesi gerekir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus