İSTANBUL (Medyascope) – Toplum ve Siyaset programında Gülener Kırnalı, her hafta uzman akademisyenler, araştırmacılar ve yazarlarla Türkiye’nin ve dünyanın gündemindeki kritik başlıkları masaya yatırmaya devam ediyor. Toplum ve Siyaset’in “NATO 3.0 ve Türkiye: Trump baskısı, savaşa hazırlanan Avrupa ve F-35 düğümü” başlıklı bu bölümünde Gülener Kırnalı, Prof. Dr. Sinem Akgül Açıkmeşe ve Prof. Dr. Özgür Özdamar ile Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ni konuştu. Programda zirvenin NATO’nun yeni güvenlik mimarisi açısından anlamı, Trump yönetiminin ittifak üzerindeki etkisi, Avrupa savunmasının geleceği ve Türkiye’nin NATO içindeki değişen konumu ele alındı.
Videonun özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Toplum ve Siyaset programında Gülener Kırnalı, NATO Zirvesi’ni ele aldı.
- Prof. Dr. Sinem Akgül Açıkmeşe, zirveyi uygulama zirvesi olarak değerlendirdi ve dönüşüm sürecini açıkladı.
- Prof. Dr. Özgür Özdamar, zirvenin savunma harcamaları ve Ukrayna’ya destek etrafında şekillendiğini belirtti.
- Türkiye, Avrupa savunma projelerinden dışlanmaktan rahatsızdır; bu durum siyasi engellerle bağlantılıdır.
- S-400 krizi ve F-35 programı konuları, Türkiye’nin NATO’daki konumu açısından tartışıldı.
Kadir Has Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Sinem Akgül Açıkmeşe, Ankara Zirvesi’nin NATO tarihi açısından “tarihi” bir zirve olarak değil, daha çok önceki zirvelerde alınan kararların uygulanmasına dönük bir “uygulama zirvesi” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıkmeşe’ye göre NATO 3.0 tek bir zirvede ilan edilen bir dönüşüm değil; Ukrayna savaşı, Rusya tehdidinin yeniden merkezileşmesi ve Trump’ın müttefikler üzerindeki savunma harcamalarını artırma baskısıyla şekillenen uzun bir dönüşüm süreci.
NATO Zirvesine katılan ve orada konuşulanları birinci elden takip etme fırsatı bulan, Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Özdamar ise zirvenin iki ana eksen etrafında şekillendiğini belirtti: savunma harcamaları ve Ukrayna’ya destek. Özdamar’a göre Trump, Avrupa’nın daha fazla savunma harcaması yapması yönündeki tartışmayı büyük ölçüde kazandı. Avrupa’nın artık Amerikan bütçesiyle güvenlik sağlayamayacağını kabul ettiğini söyleyen Özdamar, zirvede Ukrayna’ya yönelik askeri desteğin de Rusya-NATO ilişkilerinin geleceği açısından kritik bir başlık haline geldiğini vurguladı.

Türkiye’nin AB savunma projelerinin dışında bırakılması
Programda Avrupa savunmasının güçlenmesi ve NATO-AB ilişkileri de tartışıldı. Açıkmeşe, zirvede ABD ile “Avrupalı müttefikler ve Kanada” arasında yapılan ayrımın transatlantik ittifak içindeki çatlağı görünür kıldığını belirtti. Türkiye’nin ise NATO üyesi olup AB üyesi olmaması nedeniyle Avrupa savunma mekanizmalarından dışlanmaktan rahatsız olduğunu söyledi. Özdamar da Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesine rağmen AB savunma projelerinin dışında bırakılmasının rasyonel olmadığını, bunun siyasi nedenlerle ve özellikle Kıbrıs-Yunanistan eksenindeki engellerle bağlantılı olduğunu ifade etti.
Söyleşinin son bölümünde Türkiye’nin NATO’daki konumu, S-400 krizi, F-35 programına dönüş ihtimali ve CAATSA yaptırımları ele alındı. Açıkmeşe, S-400 meselesinin NATO açısından yalnızca Türkiye ile ABD arasında ikili bir mesele olarak görülemeyeceğini, Türkiye’nin NATO içindeki konumu bakımından temel kriz alanlarından biri olduğunu söyledi. Özdamar ise Trump’ın Türkiye’ye F-35 ve CAATSA konusunda olumlu mesajlar vermesine rağmen, hukuki ve siyasi engellerin çok güçlü olduğunu vurguladı. Özdamar’a göre Trump’ın kişisel olarak bu dosyayı çözmek istemesi mümkün olsa da, Kongre onayı ve CAATSA yasası nedeniyle F-35 meselesinde yeni bir sayfa açılması kolay görünmüyor.








