Tek gezegen, tek iklim: İkinci yılında Paris İklim Anlaşması

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Paris, iki yıl aradan sonra bugün tekrar bir iklim zirvesine sahne oluyor. İki yıl önce bugün imzalanan Paris İklim Anlaşması’nın ardından, ülkeler bu kez yeşil yatırımlarla ilgili finansman desteği ve önlemler konusunda toplanıyorlar. ‘Tek Gezegen Zirvesi’ olarak gerçekleştirilen toplantı Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Bankası tarafından organize ediliyor. Toplantıya 100’den fazla hükümet temsilcisi, iş dünyası, bankalar ve sivil toplum kuruluşlarından katılım var. Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de katılımcılar arasında. Merak edilen konulardan biri, Donald Trump yönetimindeki ABD’nin toplantıya katılıp katılmayacağıydı. Trump, zirveye iklim konusunda özel bir temsilci gönderiyor.

file

Macron: “Bir şok gerekiyor”

İklim Anlaşması’nın ve bugün yapılan Tek Gezegen Zirvesi’nin öncülerinden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yaptığı konuşmada; “üretim tarzımızda bir şoka ihtiyacımız var, fosil üretimden vazgeçmeli ve yeşil enerjiye geçiş yapmalıyız” dedi. Macron daha önce de, “bu şekilde olduğu gibi üretmeye ve yatırım yapmaya devam edersek, yarın milyarlarca mağdurun sorumlusu olabiliriz. Ben böyle bir yönetici olmak istemiyorum, öyleyse harekete geçelim” demiş ve İklim Anlaşması’nın yürürlüğe girmesi yönünde uluslararası bir öncülük göstermişti.
4-lhicB_

Zirvede ne konuşuluyor?

Bugünkü zirvenin esas konusunu oluşturan dört sorun bulunmakta. İklim değişikliği ile ilgili yatırımların finansmanı nasıl sağlanabilir? İklim değişikliği konusundaki yatırımlar özel sektörde nasıl ana-akım hale getirilebilir? Devlet-dışı aktörlerin yerel ve bölgesel eylemleri nasıl katkı sunabilir? Ekolojik bir dünyaya geçişte hangi politikalar uygulanabilir?

Kaynaklara göre, toplantıya katılım gösteren kişi ve kurumların esas sorunu yeşil iklim politikalarının finansmanı ve gelişmekte olan ülkeleri bu konuda destekleyecek önlemler. Macron, bugünkü toplantının amacının artık bir bildiri yazmak değil, herkesi bağlayacak somut adımlar atmak olduğunu belirtti. Bu noktada önlemlerin ikiye ayrıldığı söylenebilir: (1) Yeşil enerjiye geçiş ve bunun finansmanı, (2) Fosil yakıt (kömür, petrol gibi) üretimini kademeli olarak ortadan kaldıracak siyasal ve ekonomik önlemler.

Why-Solar-Powered-Energy-is-Better-than-Fossil-Fuels_pollution-550x350

New Climate Economy Vakfı’nın yaptığı araştırmaya göre 2030 yılına kadar yapılacak yeşil enerji geçişi için 90 milyar dolarlık altyapı değişimine ihtiyaç bulunmakta. Birleşmiş Milletler’in iklim uzmanları bunun gibi bir dönüşüm için sadece siyasal kararların eksik kalacağını duyurdu. BM’ye göre finans dünyasının da bu doğrultuda yeniden şekillendirilmesi gerekiyor.

İklim Anlaşması değişiklik yaratabildi mi?

Peki Paris İklim Anlaşması imzalandıktan sonra iki yıl içerisinde herhangi bir değişim oldu mu? Uzmanlar, anlaşmanın sonuçlarının “Paris etkisi” olarak adlandırıldığını belirtip, harekete geçiren bazı yönleri olduğunu ifade ediyorlar. Bu konuda artan duyarlılık belirtilirken şu örnek veriliyor: 1997 yılında imzalanan Kyoto Protokolü’nün yürürlüğe girmesi yedi yılı bulurken, Paris İklim Anlaşması hemen bir yıl sonra 2016 yılında yürürlüğe girdi. 195 ülke tarafından imzalanan anlaşma, 170 ülke tarafından da onaylandı. Türkiye de onaylayan ülkelerden biri.

Trump yönetimindeki ABD anlaşmadan çekileceğini açıklasa da uzmanlar protokolün teknik detayları gereği ABD’nin ancak 2020 Kasım ayında çekilebileceğini belirtiyorlar. Ancak bu dönemde ABD yeniden başkanlık seçimine gitmiş olacak. Öte yandan, ABD’de hükümet dışı aktörler anlaşmaya taraf olduklarını belirttiler. ‘Biz Hala Buradayız’ (We Are Still In) inisiyatifi, anlaşmayı uygulayacağını belirten eyaletler, belediyeler ve şirketlerden oluşuyor. Bu inisiyatif, ABD nüfusunun yarısını ve 6.2 trilyon dolarlık bir ticari değeri de temsil ediyor.

images

Peki anlaşma neden önem arzediyor? BM raporlarına göre, eğer hükümetler ve şirketler mevcut politikalarını ve yatırımlarını değiştirmezse 2100 yılında 3.2 derecelik bir sıcaklık artışı öngörülüyor. Bu ise gezegen için ciddi bir tehdit demek. Daha fazla sel, kuraklık, su kaynaklarının yok oluşu, iklim sebepli göçler ve doğal felaketler demek oluyor. Bu doğrultuda, ülkeler ve şirketler bazı önlemler almak zorunda. Fransa 2050’ye kadar iklim mevzuatını değiştirmeyi planlıyor. Birleşmiş Milletler ise Eylül 2018’e kadar sıcaklık artışını 1.5 derece ile sınırlayacak bilgiyi raporlaştıracağını açıkladı.

Uzmanlara göre şimdiden rüzgar ve güneş enerjisinden üretilen elektrik miktarı bazı ülkelerde öne geçmiş durumda. Almanya bunlardan biri. Çin ise 2020 için koyduğu güneş enerjisi gücünü şimdiden yakalamış durumda. Anlaşmanın sonuçları gereği şirketler ve bankalar da fosil ve karbon üretim yatırımlarını kademeli olarak terkettiklerini açıkladılar. Sözgelimi, dünyanın en büyük 37 bankası, fosil enerji yatırımlarını yüzde 22 oranında düşürdüklerini belirtiyorlar.

Otomobil şirketleri de anlaşma gereğince elektrikli araç üretimini ileriki yıllarda arttıracaklarını açıkladılar. Bazı ülkelerde benzin ve dizel araçların satışının kademeli olarak yasaklanacağını açıklamış durumda. Bugünkü toplantıyla daha fazla adımın atılacağı tahmin ediliyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus