COP31 Yolu (3) – Av. Özlem Altıparmak anlattı: COP31’de kadınlar olmayacak mı?

İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope ve İklim Haber işbirliğiyle hazırlanan COP31 Yolu programının bu bölümünde Dr. Barış Doğru’nun konuğu Avukat Özlem Altıparmak oldu. Altıparmak, iklim krizinin toplumsal cinsiyet eşitliği ve insan hakları ile olan derin bağlantısını değerlendirdi ve sordu: COP31’de kadınlar olmayacak mı?

İnsan hakları, doğa ve toplumsal cinsiyet alanlarında çalışan hukukçu Özlem Altıparmak, COP31 Yolu dizisinin yeni oturumunda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferanslarında toplumsal cinsiyet tartışmasının gelişimini anlattı. Toplumsal cinsiyet konusunun COP belgelerine ilk kez 2010 yılında Meksika’nın Cancún kentinde düzenlenen COP16’da girdiğini belirten Altıparmak, 2015 yılındaki Paris İklim Anlaşması’nın konunun uluslararası iklim gündemine girmesi için önemli bir adım olduğunu belirtti.

Mor ve yeşil dönüşüm

2014 Lima (COP20) Eylem Planı’nın toplumsal cinsiyet ve iklim değişikliği ilişkisi için temelleri oluşturduğunu dile getiren Altıparmak, kadınların iklim değişikliğinin sonuçlarından eşitsiz bir şekilde etkilendiğini; bunun hayati bir bilgi olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Çoğu insanın düşündüğünün aksine iklim krizi cinsiyetsiz ya da nötr bir kriz değil; kadınlar, kız çocukları, LGBT+ bireyler, yoksul ve kırsalda yaşayan kadınlar bu krizin sonuçlarını çok daha ağır yaşıyor. Bunun nedeni yalnızca biyolojik kırılganlık değil, toplumsal roller, mülkiyet ve toprağa erişimdeki eşitsizlikler ile kadınların karar alma mekanizmalarında yeterince yer bulamaması. Ayrıca çoğu zaman görünmeyen bakım sorumluluğu meselesi de yeşil dönüşüm tartışmalarının merkezinde yer alıyor. Bu nedenle kadınlar yalnızca “yeşil dönüşüm” değil, toplumsal cinsiyet eşitliğini de içeren “mor ve yeşil dönüşüm” talebini yükseltiyor.”

COP31’de kadınlar
COP31 Yolu (3) – Av. Özlem Altıparmak anlattı: COP31’de kadınlar olmayacak mı?

“Kadın kelimesi sadece bir kez, tarımsal üretim konusunda geçti”

Türkiye’nin COP31 Eylem Gündemi konusundaki yaklaşımını da eleştiren Altıparmak, halihazırda ortaya çıkan Action Agenda’da toplumsal cinsiyetin bulunmadığını; kadın kelimesinin bile sadece bir kez tarımsal üretim konusunda geçtiğini vurguladı. Kadın ve toplumsal cinsiyet kelimelerini bile kullanmaktan çekinen bu yaklaşımın, COP31 gündeminde önemli gelişme ve adımlar yaratmasının çok zor olduğunu söyleyen Altıparmak, bu konuda iklim, kadın ve insan hakları hareketinin harekete geçmesi ve ortak bir çalışmaya girişmelerinin önemini vurguladı. Geçtiğimiz yıl ilan edilen COP30 Belém Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nın (Belém GAP) önemli bir zemin oluşturduğunu; burada alınan kararların uygulamaya geçmesi için COP31’de önemli bir fırsat olduğunu dile getiren Altıparmak, “Eylem Planı’nda kadın iklim aktivistlerinin korunması için özel mekanizmalar yaratılması konusunda kararlar var. Akbelen’de termik santrala karşı zeytinliklerini koruyan aktivist Esra Işık’ın tutuklanması bunun tamamen tersi bir duruma işaret ediyor. Ancak bu yeni mekanizmalar bu aktivistlerin haklarının korunması için önemli olanaklar içeriyor. COP31’de bu kararların somuta geçirilmesi için Türkiye kadın ve iklim hareketinin şimdiden uğraşmaya başlaması lazım” diye konuştu.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.