İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope ve İklim Haber işbirliğiyle hazırlanan COP31 Yolu programında bu hafta, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı, Barış Doğru’ya konuk oldu. Programda, emisyon azaltımının uygulanabilirlik koşulu olarak değerlendirilen adil geçiş ile COP müzakereleri ele alındı.
Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- COP31 Yolu programında Ayşe Ceren Sarı adil geçişin emisyon azaltımındaki rolünü değerlendirdi.
- Sarı, adil geçiş politikalarının bölgesel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak planlanması gerektiğini vurguladı.
- Adil geçiş kavramı, Paris Anlaşması’nda yer almasına rağmen son yıllarda somut bir çerçeve kazandı.
- Türkiye’nin adil geçiş finansmanı mekanizması için güçlü bir ulusal stratejiye ihtiyaç var.
Medyascope ve İklim Haber işbirliğiyle hazırlanan COP31 Yolu’nun bu bölümünde Barış Doğru, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Araştırma Direktörü Ayşe Ceren Sarı ile emisyon azaltımının uygulanabilirlik koşulu olarak değerlendirilen “adil geçişi” değerlendirdi. Adil geçişin yalnızca enerji teknolojilerinin dönüşümü olarak yorumlanmaması gerektiğini belirten Sarı, üretim yapısından yatırım akışlarına, bölgesel ekonomik yapılardan istihdam modellerine kadar geniş bir dönüşüm sürecini ifade ettiğini söyledi.

Sarı, adil geçiş politikalarının bölgesel farklılıklar gözetilerek planlanması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Dönüşümün etkileri ve faydaları belirli bölgelerde yoğunlaştığından, adil geçiş havza planlaması ve bölgesel kalkınma perspektifiyle ele alınmalıdır. Her bölgenin farklı ihtiyaçları ve dinamikleri olduğundan, ulusal düzeyde tanımlanırken bölgesel düzeyde planlanmalıdır.”
Adil geçiş kavramının ilk kez 2015 yılında Paris Anlaşması’nın giriş bölümünde yer aldığını hatırlatan Sarı, uzun süre ilkesel düzeyde kalan bu yaklaşımın son yıllarda daha somut bir çerçeveye kavuştuğunu belirtti.
Geçtiğimiz yıl Brezilya’da düzenlenen COP30’da Belem Eylem Planı’nın kurulması kararının önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Sarı, bunun adil geçişin kurumsallaşması açısından önemli bir adım olduğunu öne sürdü.
Türkiye adil geçişe hazır mı?
Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31’e de değinen Sarı, adil geçiş tartışmalarının yeni bir aşamaya taşınmasının beklendiğine dikkat çekerek, “Adil geçiş, artık azaltım ve uyum gibi iklim politikasının ana başlıklarından biri haline gelmiştir. Ve bunda sendikaların ve emek örgütlerinin uzun yıllardır sürdürdüğü çalışmaların çok önemli katkısı bulunuyor” dedi.
Programda, “Türkiye İçin Adil Geçiş Finansmanı Mekanizması Önerisi” başlıklı rapor ele alındı. Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ayşe Ceren Sarı, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için güçlü bir ulusal stratejik çerçeveye ihtiyaç olduğunu söyledi. Sarı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Temel bulgularımız, güçlü bir ulusal stratejik çerçeve ve Ulusal Adil Geçiş Fonu kurulmadan bu sürecin doğru bir şekilde ilerlemesinin çok zor olduğu yönünde. Diğer bir zorunluluk ise çok katmanlı bir yönetişim yapısı. Tüm düzeylerde katılımcılık olmadan adil geçiş kurgulanması imkânsız.”





