Duran Kalkan: “CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene ne yapmazlar?”

Duran Kalkan

İSTANBUL (Medyascope) – PKK yöneticilerinden Duran Kalkan, CHP’ye yönelik yargı ve polis müdahalesinin yalnızca iktidar mücadelesiyle açıklanamayacağını söyledi. Kalkan, yaşananları Kürt sorunu ve demokratikleşme süreciyle ilişkilendirerek “CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene, özgürlüğünü isteyene, Türkiye’ye demokrasi isteyene ne yapmazlar ki?” dedi.

Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Duran Kalkan, CHP’ye yönelik müdahaleleri sadece iktidar mücadelesiyle açıklamanın doğru olmadığını belirtti.
  • Kalkan, CHP’deki yargı ve polis müdahalesinin Kürt sorunu ve demokratikleşme süreciyle bağlantılı olduğunu vurguladı.
  • Kalkan, CHP’ye yapılan müdahalelerin demokratik siyaset açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti.
  • Kalkan, iletişim eksikliğinin çözüm sürecini olumsuz etkilediğini ve düzenli iletişimin şart olduğunu söyledi.
  • Kalkan, demokratik siyasetin önü açılmadan çözüm sürecinin ilerleyemeyeceğini belirtti.
Bilmeniz gerekenler

PKK’nın feshinden sonra kurulan Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi ve örgütün eski yöneticilerinden Duran Kalkan, Medya Haber televizyonunda yayınlanan röportajında CHP’ye yönelik yargı ve polis müdahalesini değerlendirdi. Kalkan, yaşananların yalnızca AKP’nin iktidar mücadelesi ya da CHP içindeki tartışmalarla açıklanamayacağını, Kürt sorunu ve demokratikleşme süreciyle de doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi.

CHP Genel Merkezi’ne yönelik müdahaleyi “utanç verici” olarak nitelendiren Kalkan, “Cumhuriyeti kurmuş partinin merkez binası bugün bombardıman altındaydı” dedi. Kalkan, siyasetin toplumun ortak yaşam işlerini birlikte kararlaştırma alanı olması gerektiğini belirterek, “Bu olayları görünce insan o bilgilerle pratiğin hiç benzeşmediğini görüyor” ifadelerini kullandı.

“Özgür Özel Kürtlerden söz etti, Kürt halkı dedi”

Kalkan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Kürt sorununa ilişkin açıklamalarına dikkat çekerek, “Özgür Özel Kürtlerden söz etti. Kürt halkı dedi. Kürtlerin hakları dedi. Devlet Bahçeli hemen tepki gösterdi. Biz onu gördük, dinledik. Gözümüz açık, aklımız var” diye konuştu.

Kalkan, geçmişte Turgut Özal ve Necmettin Erbakan’ın da Kürt sorununa yaklaşımları nedeniyle hedef haline geldiğini hatırlattı. Özgür Özel’e de benzer bir yaklaşım sergilendiğini belirten Kalkan, “Bu bağı görmek lazım. Bu bakımdan geri adım atmamaları önemli. Sürece sahip çıkması önemli” dedi.

“CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene ne yapmazlar?”

Kalkan, CHP’ye yönelik müdahalenin demokratik siyaset açısından ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi. “Cumhuriyeti kuran partinin başına bunlar gelirse, hatta Türk’ün partisi ifade ediliyor, böyle olursa hangi siyasetçinin siyasal güvencesi var?” diye soran Kalkan, şöyle devam etti:

“Mevcut durum CHP yönetiminin, CHP kongrelerinin başına bunlar gelirse başkalarının başına neler gelmez ki? Şimdi bütün arkadaşlar dikkatle izliyorlar, bakıyorlar. Herkes duruma bakıyor. CHP’ye bile böyle yapanlar, Kürt’ün adını söyleyene, özgürlüğünü isteyene, kimliğini isteyene, Türkiye’ye demokrasi isteyene ne yapmazlar ki? Her şeyi yaparlar, çok inandırıcılıkları kalmıyor.”

Kalkan, CHP yönetiminin bu süreçte geri adım atmamasının önemli olduğunu söyledi. Ancak yaşananların yalnızca “koltuk kavgası” olarak görülmesi halinde demokratik bir direniş çizgisinden uzaklaşılacağını savundu.

İmralı görüşmeleri ve “yol haritası” tartışması

Röportajda İmralı’da uzun süre görüşme yapılmamasına da değinen Kalkan, 27 Mart tarihli görüşmeden sonra 50 günü aşkın süre “mutlak tecrit” uygulandığını söyledi. Son görüşmenin ardından ne konuşulduğunun DEM Parti heyeti tarafından açıklanması gerektiğini belirten Kalkan, sürecin açık ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Kalkan, 27 Mart görüşmesinde Abdullah Öcalan ile devlet yetkilileri arasında bir yol haritası üzerinde mutabakata varıldığını, ancak bu yol haritasının işletilmediğini ifade etti. Kalkan’a göre, Nisan ortasına kadar yasa taslağının hazırlanması, bu taslağın İmralı’da ve hareketin yönetiminde tartışılması, Nisan sonunda da bazı temel yasaların çıkarılması bekleniyordu.

“Bu kadar net, somut bir yol haritası 27 Mart tarihli görüşmede oluşturuldu” diyen Kalkan, “Fakat hiçbir şey gelmedi. Nisan ortası geçti, Nisan sonu geçti, Mayıs ortası oldu. Yine bir şey gelmedi” ifadelerini kullandı.

“Düzenli bir iletişim yok”

Kalkan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin sağlıklı ilerleyebilmesi için İmralı ile düzenli iletişim kurulması gerektiğini söyledi. Ayda bir kez yapılan birkaç saatlik görüşmenin ağır sorunların çözümü için yeterli olmadığını belirten Kalkan, son dönemde bunun da aksadığını dile getirdi.

Kalkan, “Düzenli bir iletişim yok. Sağlıklı bir ilişki olamıyor” dedi. Hareketin 27 Şubat çağrısına ve 12. Kongre kararlarına bağlı olduğunu söyleyen Kalkan, “Biz karar aldık. Önder Apo çağrı yaptı. 27 Şubat çağrısı. Hareketimiz 12. Kongre’yle yanıt verdi buna. Temel kararlar aldık” diye konuştu.

Kalkan, buna rağmen iletişimin kesildiğini, ardından basın üzerinden kamuoyunun yönlendirilmeye çalışıldığını savundu. “Bu tür iletişimlerle olmaz” diyen Kalkan, “Böyle yapıp iletişimi kesip, ondan sonra basın üzerinden, psikolojik savaş kapsamında aramıza bir sürü şey söyleyip, Türkiye kamuoyunu, dünya kamuoyunu yalan yanlış bilgilerle doldurmaya çalışmak, her şeyden önce dürüstçe bir yaklaşım değildir” dedi.

“Demokratik siyasetin önü açılmalı”

Kalkan, sürecin ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’ın “özgür yaşar ve çalışır koşullara” kavuşmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini söyledi. Demokratik siyaset alanı açılmadan çözüm sürecinin ilerleyemeyeceğini savunan Kalkan, “Demokratik siyasetin önü açılsın” dedi.

Kalkan, hareketin silahlı mücadeleyi durdurma kararının yanında demokratik siyaset stratejisini benimsediğini belirterek, “Biz demokrasi için, Kürtlerin özgürlük hakları için mücadele edenler, bundan sonra demokratik siyaset stratejisiyle mücadele edeceğiz dedik. Hiçbir şey etmeyeceğiz, vazgeçtik, dağılıp gidiyoruz demedik” diye konuştu.

Kalkan, demokratik siyasetin önü açılmadığı sürece çözümden söz edilemeyeceğini ifade etti: “Silahlı mücadeleyi sona erdirdiğimize evet diyorlar. Ama demokratik siyaset yapmamızın önünü açmıyorlar. Demokratik siyaset olmazsa bu sorun nasıl çözülür?”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş