ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster, Türkiye ve Katar’ı hedef tahtasına koydu

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı HR McMaster, Türkiye ve Katar’ın “radikal ideolojilerin yeni sponsorları” olarak niteledi.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Policy Exchange tarafından Washington’da düzenlenen dış politika toplantısında İngiliz mevkidaşı Mark Sidwell ile bir araya gelen McMaster, ABD Başkanı Donald Trump’ın Pazartesi günü yeni bir ulusal güvenlik stratejisi sunacağını açıkladı.

Söz konusu stratejinin, ABD’nin menfaatleri için hayati önem taşıyan 4 madde üzerine kurulacağını ekleyen McMaster, maddeleri şöyle sıraladı: ABD vatanını ve Amerikan halkını korumak, Amerikan refahını geliştirmek, barışı güç kullanarak korumak ve Amerikan nüfuzunu arttırmak.

Bugün de Türkiye Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada McMaster’ın sözlerine ‘hayret verici, temelsiz ve kabul edilemez” diyerek tepki gösterdi.

Üç küresel tehdit: Revizyonistler, terörü destekleyenler ve cihatçı radikal gruplar”

McMaster, ABD çıkarlarına yönelik olarak üç küresel tehdit bulunduğunu ve bunların ikisinin Ortadoğu’da olduğunu söyledi. Küresel tehditler arasında, ‘revizyonist güçler’ olan Çin ve Rusya ile ‘terörü destekleyen, toplu katliama yönelik silahların peşinden giden’ İran ve Kuzey Kore’yi sayan McMaster, üçüncü tehdidin de cihatçı radikal gruplar olduğunu söyledi.

“Radikal İslamcı ideoloji açık bir şekilde tüm medeni insanlara yönelik büyük bir tehdit” diyen McMaster, Suudi Arabistan’ın yıllar önce bazı terör örgütlerini desteklediğini, günümüzdeyse Suudi Arabistan’ın yerini Türkiye ve Katar’ın aldığını savundu ve şöyle dedi: “Destek bugün çoğunlukla Katar’dan ve Türkiye’den geliyor.”

Siyasal İslam, Müslüman Kardeşler ve diğer İslamcı siyasi örgütler hakkındaki görüşleri sorulan General McMaster, eski İngiliz diplomat Sir John Jenkins’in ve kendisinin bu konuyla ilgili olarak 2014’de yaptığı değerlendirmenin “büyük hayranı” olduğunu söyledi ve “radikal İslamcı ideoloji tüm medeni insanlara karşı açık bir tehdit” dedi.

McMaster: “AKP, Müslüman Kardeşler’in bir diğer modeli”

Müslüman Kardeşler’in her kanadının birbirinin aynı olmadığını vurgulayan McMaster, bireysel özgürlüklere saygı duyan muhalif gruplar kurmaya ve 2013 yılında devrilen eski Mısır cumhurbaşkanına atıfla başka bir “Mursi modelinden” kaçınmaya çağırdı. Öte yandan McMaster, 2011’deki Arap Baharı ve Hüsnü Mübarek’in düşüşünden sonra Müslüman Kardeşler’in el altından çalışarak muhalefeti tekelleştirdiğini de söyledi.

McMaster’ın konuşmasında Türkiye ile ilgili bir diğer önemli noktaysa AKP’yi “Müslüman Kardeşleri’in bir diğer modeli” olarak tanımlaması oldu. McMaster, AKP iktidarı hakkında da “Sivil toplum aracılığıyla faaliyet göstererek iktidarı tek partide topladılar, ne yazık ki bu Türkiye’nin Batı’dan uzağa savrulmasına neden olan bir sorun” dedi.

İran konusunda, Tahran’daki hükümeti “hem hilekar bir rejim hem de revizyonist bölgesel bir güç” olarak tanımlayan McMaster, İran’ın temsilcilerine verdiği desteği ve nükleer silahlanmasını engellerken bir yandan da “özellikle Suriye’deki istikrarı bozucu eylemlere karşı savaşmak gerek” diye konuştu. Nükleer anlaşma dışında yaptırımların aranması gerektiğini dile getiren McMaster, anlaşmanın kendisini İran’a yönelik stratejinin odak noktası haline getiren Obama yaklaşımını da terk etmek gerektiğini savundu.

HR McMaster kimdir ?

HR McMaster, ABD’nin 26. Ulusal Güvenlik Danışmanı. ABD Başkanı Donald Trump, Şubat ortasında istifa eden Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’in yerine 21 Şubat 2017’de Herbert Raymond McMaster’ı atamıştı.

ABD ordusunda korgeneral olan McMaster, Irak ve Afganistan’da görev yapmış, bu hükümetlerin yolsuzlukla mücadeleleri üzerine çalışmalar yürütmüştü.

(McMaster Irak'ta görevdeyken)
(McMaster Irak’ta görevdeyken)

Terörle mücadele stratejisti olan ve askeri tarih üzerine doktora derecesi bulunan McMaster, 2005’te Irak’ın Telafer kentindeki ABD operasyonlarını komuta etmiş ve ABD Ordusunda uzun dönem planlamalardan sorumlu birimin başkanlığını yapmış bir isim.

Şubat ayında göreve gelen McMaster, “ulusal güvenlik” konusunda ABD yönetiminin 1 numaralı pozisyonu olan Ulusal Güvenlik Danışmanlığı’nı 286 gündür yürütüyor.

Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın bunu demesi neden önemli?

Tam adı “Assistant to the President for National Security Affairs” (“Ulusal Güvenlik Konularında Başkan Yardımcısı”) olan bu pozisyon, Beyaz Saray’da ulusal güvenlik konusunda Başkan’ın baş danışmanlığı görevini yürütüyor. Yani, ABD’nin güvenliği, güvenlik stratejileri ve ABD’nin çıkarlarına uygun bir şekilde güvenlik politikalarının şekillenmesi gibi son derece kritik konularda Washington’daki en önemli isim. Yani söz gelimi ABD Ortadoğu’da yürüttüğü politikalarda bir değişikliğe gidiyorsa bunu belirleyen ve dile getiren isim Ulusal Güvenlik Danışmanı.

ABD’nin ulusal güvenlik politikalarını resmi olarak belirleyen Ulusal Güvenlik Konseyi’nin de Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı ile birlikte başkanlığını yürüten Ulusal Güvenlik Danışmanı, Soğuk Savaş döneminde ulusal güvenliğin birincil öncelik haline dönüşmesi üzerine oluşturulmuş bir makam.

1953 yılında Robert Cutler, ABD’nin ilk Ulusal Güvenlik Danışmanı olmuştu. 1969 yılında ABD Başkanı Nixon’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak seçtiği Henry Kissinger, Gerald Ford’un başkanlığında da bu görevini sürdürdü ve 1970’lerde ABD’nin dış siyasetini ve güvenlik politikalarını belirleyen isim oldu. Daha önce Ulusal Güvenlik Danışmanlığı yapmış isimler arasındaysa Zbigniew Brzezinski, Robert McFarlane, Colin Powell, Condoleezza Rice gibi isimler de var.

McMaster daha önce ne demişti?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Şubat ayında göreve getirdiği Ulusal Güvenlik Danışmanı H. R. McMaster, göreve geldiği hafta ekibiyle yaptığı toplantıda Ulusal Güvenlik Konseyi’nin yürüteceği politikalara dair bilgiler vermiş ve burada yaptığı açıklamada Trump yönetiminin söyleminin aksine “radikal İslamcı terörizm” etiketlemesinin, terörle mücadelede yanlış bir yol olduğunu belirtmişti.

Toplantıya katılan üyelerin New York Times’a aktardığı bilgilere göre, McMaster, “radikal İslamcı terörizm” ifadesinin terörle mücadelede faydalı olmadığını çünkü teröristlerin “İslam’ı yansıtmadığını” söylemişti.

Birinci Körfez Savaşı’nda gösterdiği cesaret nedeniyle “gümüş yıldız” madalyası ile ödüllendirilen ve ABD ordusunun Afganistan ve Irak misyonlarında görev alan McMaster’ın Ortadoğu ve radikal İslam hakkında Trump ile ters düşen ifadeleri, düşüncelerini söylemekten çekinmeyen ve otoriteyi sorgulayan bir kişi olarak tanınıyor olmasına yorulmuştu.

mcmaster

General McMaster’ın söylemi, terörist faaliyetleri İslam’dan ayıran ve terörizmle mücadelede ABD’nin Müslüman müttefiklerine yardım etmesi gerektiğini savunan eski başkanlar Barack Obama ve George W. Bush’un söylemlerine daha yakın olarak değerlendiriliyor.

New York Times’a konuşan Brookings Enstitüsü araştırmacısı William McCants, McMaster’ın ifadelerini “yeni patronun jargonunun ve dünya görüşünün reddi” olarak nitelendirmiş, “McMaster, aynı Obama gibi, ABD’nin ‘din savaşı’ üzerinden cihatçı propaganda değirmenine su taşımaması gerektiğine inanıyor. Devlet kurumlarındaki bürokratlar, McMaster’ın savunduğu şeylere son derece açlar” demişti.

Türk Dışişleri Bakanlığı: “McMaster’ın açıklamaları hayret verici, temelsiz ve kabul edilemez”

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında “ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı H.R. McMaster’ın, bir düşünce kuruluşu tarafından dün (12 Aralık) Vaşington’da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada ülkemizi ve hükümetimizi hedef alan ifadelerde bulunduğu üzüntüyle öğrenilmiştir.” denildi

Açıklamada “Ülkemizin terörizm ve radikalizmin her boyutuyla nasıl bir mücadele verdiğini en iyi bilmesi gereken bir makamda bulunan Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın gerçeklikle bağlantısı olmayan iddiaları hayret verici, temelsiz ve kabul edilemez niteliktedir.” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca “Dost ve müttefik olarak görmeye devam ettiğimiz ABD’nin ülkemize aynı yaklaşımı sergilemesini ve her ne sıfat altında olursa olsun YPG gibi terör örgütlerine desteği bırakarak, geleneksel müttefiklik ilişkilerimiz ve uluslararası meşruiyete uygun şekilde ülkemizin kararlılıkla sürdürdüğü terörizm ve radikalizmle mücadelesine daha somut ve etkin destek vermesini beklemekteyiz. ” çağrısı yaptı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus