Ölümünün 40. yılında fotoğraflarla Oğuz Atay

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Oğuz Atay, hukukçu Cemil Atay ile ilkokul öğretmeni Muazzez Zeki’nin evliliğinden 12 Ekim 1934’te Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Cemil Atay 3 dönem CHP vekilliği yaptı. Muazzez Atay’ın ise Oğuz Atay henüz beş yaşındayken okumayı öğrenmiş olmasında ve kültürel gelişiminde büyük etkisi vardır.

çocukluk

Baba, Oğuz Atay’ın kardeşi Okşan ile daha fazla ilgilenirken Muazzez Atay’ın 1964 yılındaki ölümüne kadar Oğuz ile daha fazla ilgilendiği gerçektir. Hatta Oğuz Atay ‘Babama Mektup’ta “Duygularımın romantik bölümünü, sen kızacaksın ama, annemden tevarüs ettim” diyecektir.

Babası Cemil Atay (ortada):

baba

Annesi Muazzez Atay, yeğeni Füruzan ile:

muazzez atay

 

Atay haşarı değil sakin ve sessiz bir çocukluk dönemi geçirir. Sürekli odasına kapanarak çocuk kitapları, dergileri okuyan bir çocuktur. 1940 yılında Devrim İlkokulu’na okumayı bildiği için ikinci sınıftan başlar, ancak okulla arası hiçbir zaman iyi olmaz. 40’lı yılların ortasında daha sonra Ankara Koleji’ne dönüşen TED Yenişehir Lisesi’ne girer. Atay’ı kültrel anlamda bu dönem içinde yönlendiren kuzeni Füruzan’dır, klasikleri ilk onun önermesiyle okumaya başlar.

1950

 

Okulu sevilmeyen bir yer olarak gören Atay, bu dönemde resim derslerini sever, çizmeye başlar ve tiyatro oyununda yer alır. Lisenin 1950-1951 dönemine ait ‘Meşale’ yıllığına karikatür çizer ve karikatürde okulu ‘asan’ bir çocuk ve ‘küplere binmiş’ bir adam yer alır:

meşale yıllığı - karikatür - 1951

Oğuz Atay 51 yılında liseyi bitirip İTÜ sınavlarına girer ve inşaat fakültesini kazanır. Aile de onunla birlikte İstanbul’a taşınır. Derslere ilgisiz olan Atay üniversite döneminde Hegel, Marx ve Lenin’in kitaplarıyla tanışır. Yakınlaşmasına neden olanlardan birisi de arkadaşı Turhan Tükel’dir. Üniversitede derslerle ilgili sorunlarını anlattığı tek kişi hocası Mustafa İnan’dır.

1953 yılında İTÜ’de çekilmiş fotoğraf: (Oğuz Atay yukarıda sağdan ikinci kişi)

itü - 1953 - yukarıdan sağdan ikinci

1957 yılında askere alınan Atay, bu dönemde Cevat Çapan ve onun aracılığıyla Vüsat O.Bener ile tanışır. Vüsat O.Bener dönemi anlatırken “Benimle ilişkisi ‘aman ne dost ne insan adam’ bazında değildi. Çarpışacağı, tartışacağı bir adam olarak ilgisini çekmiştim” der. Bu dönemde sosyalist çevrenin çıkardığı “Pazar Postası” dergisine dahil olur. Çapan, Atay’ın dergideki rolünü ‘her şeye koşturan bir libero’ olarak tanımlar. Bununla paralel Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümü’nde öğretim üyeliğine başlar.

Pazar Postası’nın dağılmasıyla ‘Olaylar’ adıyla kurulmuş arkadaşı Turhan Tükel, Cevat Çapan, Gencay Gürsoy, Halit Refiğ gibi isimlerin dahil olduğu dergiye dahil olur. Ancak dergi yakın zamanda dağılır. Derginin dağılması ve sosyalist görüşteki Atay’ın içine kapanmasına sebep olur.

1960 oğuz atay

arkadaşları

Atay derginin dağılmasının ardından Fikriye Fatma Gürbüz ile evlenir ve Özge adında bir çocukları da olur. İlk iki romanının ana kişilerini de eşlerinden ayıran Atay 6 yılın ardından Fikriye ile ayrılır.

Oğuz Atay, Fikriye ve kızı Özge ile:

fikriye ile kızları özge

Bu dönemde yazmaya yoğunlaşan Atay, Nabokov, Joyce, Hesse, Kafka ve tabii ki Dostoyevski gibi yazarları okur. Dostoyevski onun için bir yazar değil bir ‘ruh eşi’dir. İkisi de teknik bölüm okumuş, bir dönem sosyalist görüşlerden taraf olmuş, eserlerinde ruhsal sıkıntılara yoğunlaşmıştır. Bu etki ölümüne kadar sürer.

Arkadaşı Uğur Ünel’in nişanlısı eski nişanlısı Sevin Seydi ile bir süre Beyoğlu’nda birlikte otururlar. Fakat Seydi 1970 yılında İngiltere’ye yerleşir ve zorunlu ayrılık yaşanır. Atay, iki kitabını da Sevin Seydi’ye adarken, Cevat Çapan “Sevin Seydi, Atay’ın tutkusuydu, en karanlık yönüydü” ifadelerini kullanır.

Atay, Tutunamayanlar’ı 1970’de bitirir ve TRT Roman Ödülü’nü kazanır. Kitabı yazdıktan sonra basılması için yayınevi arar, çoğu yayınevi basmayı kabul etmez ancak Hayati Asılyazıcı kitabı 71 yılında basar. Kitabın değeri ilk yıllarda anlaşılmaz, yoğun şekilde eleştirilir. Yıldız Ecevit’e göre Selim karakteri Atay’ın çocukluk ve gençlik dönemiyle tamamen bağdaşmaktadır. Atay röportajda: “Selim öldü. Selimlik de ölmüştür. Başarının insanı sevimsizleştirdiğini yazmıştım bir yerde; fakat tutunamayanlığın sevimliliğine de kimsenin yanaşmadığını görüyorum. Neden yanaşsınlar? Bir arkadaşımın dediğine göre, ben romanda herkesi bir bakıma tutunamayanlığa çağırıyormuşum. Henüz bir karşılık alamadım” der. Atay Selim’i intihar ettirerek, Turgut Özben’i evlendirerek öldürür. 

Tutunamayanlar kitabının yayınlanmadan önceki ilk hali:

tutunamayanlar

tutunamayanlar2

Tehlikeli Oyunlar’daki Hikmet Benol da bir tutunamayandır. Yine insanın iç sıkıntılarını, uzun monologları bu kitapta da yansıtmıştır. Atay, Tutunamayanlar’ı ve Tehlikeli Oyunlar’ı Beyoğlu’nda yaşadığı iki ayrı evde yazar. 

Tehlikeli Oyunlar’ın ilk baskısı: 

tehlikeli oyunlar ilk baskısı

Tutunamayanlar’ı yazdığı ev:

tut yazıldığı ev

Tehlikeli Oyunlar’ı yazdığı ev: 

teh. yazıldığı ev

1973’te Korkuyu Beklerken’i yazan Atay, Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan, Oyunlarla Yaşayanlar’ı yayınlar. Sekiz öyküden oluşan Korkuyu Beklerken’de okuduğu yazarların etkisi görülür.

Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnan kitabının ilk baskısı: 

mustafa inan ilk baskı

Atay, Yeni Ortam gazetesinde muhabir olan Pakize Kutlu ile 1972’de bir söyleşi sebebiyle tanışır, 1974 yılında evlenirler.

pakize ile nikah

Oyunlarla Yaşayanlar’ın oynanması için arkadaşlarından yardım isteyen Atay’ın oyunu Atay hayatını kaybettikten 2 yıl sonra 1979’da Ankara Yeni Sahne’de oynanır.

oyunlarla yaşayanlar

Eylembilim kitabı Atay’ın ölümüyle yarıda kalır. Ölümünün ardından Günlük’ün sonunda bulunduğu kısa haliyle yayımlanır. 1976’da hastalanır, hafif bir hastalık gibi düşünür ancak hastalık gittikçe kötüleşir. Beyninde iki tümör olduğu anlaşılan Atay, 22 Aralık’ta Londra’da Royal Marsden Hospital’da tedavi görür. İki tümörden yalnız biri alınır ancak Atay 13 Aralık 1977’de hayatını kaybeder.

Bazı fotoğraflar Yıldız Ecevit'in "Ben Buradayım" kitabından kendi izniyle kullanılmıştır
Bazı fotoğraflar Yıldız Ecevit’in “Ben Buradayım” kitabından kendi izniyle kullanılmıştır

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus