Eskişehir, son beş yılda Ankara, Konya ve Kayseri’ye göre neden daha yüksek oranda göç alıyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Konut fiyat endeksini açıklayan Merkez Bankası verilerini nüfus yapısı istatistikleri ile birlikte inceleyip İç Anadolu ve Güneydoğu Bölgeleri’ndeki göçün olası nedenleri üzerinde duracağız.

Merkez Bankası’nın (MB) Pazartesi günü açıkladığı “konut fiyat endeksi”ne göre son bir yılda Türkiye’de konut fiyatları %10,05 arttı. Açıklanan verinin en dikkat çekici başlıkları İstanbul ve Ankara’da konut fiyat artışının enflasyonunun da Türkiye ortalamasının da altında olması, İzmir ve Ege illerinin listenin en üst sıralarında yer almasıydı. Söz konusu veriye göre gayrimenkul fiyat artışında İzmir %18,7’lik artışla birinci sırada. İzmir’i, %17,7’lik artış ile Aydın, Deniz ve Muğla takip ediyor. İstanbul ve Ankara ise sırasıyla %6,29 ve %7,23 fiyat artışlarıyla listenin alt sıralarındalar.

Tablo: TCMB
Tablo: TCMB

Konut fiyatları üzerinden üç büyükşehir ve Ege illerindeki değişimler hakkında birçok yorum yapıldı. Zaten İstanbul ve Ankara’daki gerileme, İzmir ve kıyı Ege illerindeki yükseliş bir süredir bilinen ve dillendirilen konular. O yüzden konut fiyatlarındaki değişimleri iki farklı başlık üzerinden incelenmek daha faydalı olabilir.

Ekonomide yaşanan gelişmeleri, açıklanan verileri sadece ekonomik nedenlerle anlamaya çalışmak çoğu zaman yetersiz kalabilir. Hele o ülkede kuvvetler ayrılığı yoksa, adalet sistemi neredeyse yerle bir olduysa ve tabii ki OHAL ile yönetilen bir ülkeyse ekonomideki gelişmeleri siyasetten bağımsız değerlendirmek hiç mümkün olamaz. MB’nin açıkladığı konut fiyat endeksini bu bağlamda değerlendirirsek karşımıza ilginç sonuçlar ve cevap bekleyen yeni sorular geliyor.

İç Anadolu’nun çekim merkezi: Eskişehir

Konut fiyat endeksinin İç Anadolu Bölgesi verilerine baktığımızda Eskişehir’in diğer illerden çok daha yüksek bir artış yakaladığını görüyoruz. Bunu daha net görebilmek için bölgenin dört büyükşehrine, Ankara, Kayseri, Konya ve Eskişehir’e birlikte bakalım.

Eskişehir son beş yılda Ankara, Kayseri ve Konya’dan “net göç hızı”(*) daha yüksek. TÜİK’in net göç hızı verisine göre, Eskişehir 2015-2016 arasında %13 net göç hızı oranına sahipken bu oran Konya’da %0,8 ve Kayseri’de %0. Ankara’da ise %3,2. Buradan hareketle şu çıkarımda bulunabiliriz: Eskişehir kendi nüfusuna göre daha yoğun göç alması sebebiyle konuta talep artıyor ve bu da konut fiyatlarına yansıyor. Bu bilgiler ışığında şu soruyu sormamız gerekiyor: Eskişehir neden göç alıyor?

Söz konusu büyükşehirlerin ekonomik verilerine, nüfuslarına ve iklim koşullarına bakarak bu soruya cevap bulamayız. Çünkü bu dört ilde de büyük üniversiteler var, işsizlik rakamları birbirine yakın ve hatta Konya’da işsizlik oldukça düşük, Eskişehir nüfus bakımından da diğer şehirlerin gerisinde. Ayrıca, bu illerin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYH) aldıkları paylara da baktığımızda Eskişehir’in geride kaldığını görüyoruz. (Kişi başı gelirde Eskişehir, Konya ve Kayseri’den daha iyi durumda)

Tablo: Emrecan Kaya
Tablo: Emrecan Kaya

Burada Eskişehir’i diğerlerinden ve özellikle de Konya ve Kayseri’den ayıran en dikkat çekici özelliği sosyo-kültürel yapısı ve yerel yönetim anlayışı. Eskişehir 1999 yılından bugüne Yılmaz Büyükerşen (DSP ve CHP) tarafından yönetiliyor ve bunun da bir sonucu olarak kentte farklı yaşam tarzları kendine daha rahat yer bulabiliyor. Çeşitliliğe izin veren bir şehirde yaşayabilme imkânı diğer şehirde yaşayan insanlar için Eskişehir’i çekim merkezi haline getiriyor.

Diğer şehirlerdeki tek tip yaşam biçiminin sadece din ve muhafazâkarlıktan ibaret olmadığını son dönemde artan milliyetçiliğin de söz konusu şehirlerde bir zorunluluk haline geldiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden Eskişehir gibi şehirlerde milliyetçiliğe nispeten daha az maruz kalınacağının düşünülmesi de insanların tercih etme nedenleri arasında.

Çatışmaların etkisi

İkinci başlık ise Güneydoğu’daki değişim. Bu değişimi incelemek için 2014 yılına dönüp o yılki konut fiyat endeksine bakmamız gerekiyor. Çünkü hatırlanacağı gibi 2014 yılında devam etmekte olan “Barış süreci” vardı. Resmen 2013 Newroz’unda başlayan Barış süreci 28 Şubat 2015’de Dolmabahçe mutabakatı sonrası rafa kaldırılıp 7 Haziran seçimleriyle birlikte resmen bitirilmişti. İşte bu dönemde çatışmaların yaşanmaması ve kalıcı barış için umutların artması insanların geleceğe dair kendilerini daha güvenli hissetmelerini sağlamıştı. Bu değişikliğin getirdiği birçok olumlu sonuçtan biri de ekonomideki düzelmeydi. Konut fiyatlarındaki değişimlerden de görüleceği üzere ve pek tabii beklenildiği gibi yoğun çatışmalar o illerdeki ekonomi üzerinde de yıkıcı bir etki yarattı. Zaten illerdeki nüfus değişimlerinden de aynı sonuca varabiliyoruz. TÜİK’in açıkladığı net göç hızı istatistiğine göre çatışmaların yoğun yaşandığı illerden büyük bir göç yaşandı.

Screenshot_6

Barış sürecinden bağımsız olarak zaten yıllardır nüfusları azalan bölgenin Barış sürecinin sonlanmasıyla birlikte bu kayıplarını artırdığını gözlemliyoruz. Ekonomiye etkisini konut fiyatların üzerinden bakmak için 2014 ve 2017 yıllarına ait konut fiyat endekslerini yeterli olacaktır.

2014 Konut Fiyat Endeksi
2014 Konut Fiyat Endeksi
2017 Konut Fiyat Endeksi
2017 Konut Fiyat Endeksi

Barış süreci ve ardından yaşanan çatışmalardan en çok etkilenen şehirler özelinde bu iki tabloya baktığımızda şu sonuçları çıkartabiliriz:

  • 2014’de Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak %15-20 arasında artış yakalarken bu oran 2017’de %0,67 oldu.
  • 2014’de Van, Bitlis, Hakkâri ve Muş %10-15 arasında artış yakalamasına rağmen 2017’de bu oran %5 civarına ulaşabildi.
  • Diyarbakır’da 2014 ve 2017 yılları verilerine göre konut fiyatlarında anlamlı bir farklılaşma yok. 3-4 sene önce gayrimenkul sektörünün yükseldiği söylenen Diyarbakır’da artış %6 ile enflasyon ve Türkiye ortalamasının oldukça altında.

Siyasi atmosferin ekonomiye etkisi

Türkiye’de ekonominin, gelirin ülke geneline homojen bir şekilde yayılmaması çok eskiye dayanan bir sorun. Bir de buna uzun yıllardır etkili olan milliyetçiliği ve muhafazakârlığı eklediğimizde ülkenin bazı bölgelerinde yaşam iyice zorlaşıyor. Geldiğimiz noktada söz konusu politikalar o kadar yoğun bir şekilde hayatın her alanına nüfuz ediyor ki insanlar yaşadıkları yeri değiştirmek zorunda kalabiliyor. Bu yazıda değindiğimiz iki başlıkta Kürtler artık Hakkari’de, Şırnak’da, Van’da yaşamanın kendileri için ağır bedeller taşıdığını görüyor ve ülkenin farklı yerlerine gidiyorlar. Bu da o şehirlerdeki kültürü, ekonomiyi ve hayatı etkiliyor. Diğer başlıkta ise Eskişehir ekonomik olarak diğer İç Anadolu şehirlerinden önde olmamasına rağmen insanların yaşamak için tercih ettiği kent olabiliyor. Çünkü Eskişehir, İç Anadolu’daki diğer illerde var olan “tek taraflı” bakış açısından daha çok seçenek sunuyor.

Yukarıda gördüğümüz bu sonuçlar, iktidarların uyguladığı politikaların kısa vadeli sonuçlarından çok daha büyük bir etkiye sahip. Zira şehirlerin değişen nüfus yapısı, o şehirlerdeki kültürü, sosyal dokuyu, eğitimi, iş alanlarını ve diğer birçok alanı doğrudan veya dolaylı olarak biz farkında olmadan etkiliyor. Ve buradan geri dönüş çok zor oluyor.

(*) Net göç hızı: Göç edebilecek her bin kişi için net göç sayısıdır.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus