Rakamlar ve tablolarla AKP’nin çözemediği en ciddi sorun: Gelir adaletsizliği

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

TBMM Dikmen girişine çok yakın bir yerde bulunan Meclis Hastanesi önüne elindeki benzin bidonuyla gelen 39 yaşındaki S.A. maddi sıkıntılar nedeniyle kendini ateşe vermesi her ne kadar ana akım medyada yeterince yer bulmasa da gündeme oturdu. Bundan 17 yıl önce 2001’de borcu yüzünden zor durumda kalan bir esnaf tepkisini, Başbakanlık’ta Başbakan Bülent Ecevit’e yazarkasa fırlatarak göstermişti. Günlerce medyanın ana gündem maddesi olan bu konu o dönemin simgelerinden biri olmuştu. Aradan geçen 17 yılın ardından ekonomide katledilen yola rağmen benzer bir olayın yaşanmasının ardındaki sebepler nelerdir?

İşsizlik 1980’den bugüne düzenli artıyor

Ekonomide yakalanan hızlı büyümeye rağmen işsizlikteki yüksek seyir, gelir adaletsizliğinde yol alınamaması ve enflasyonun çift hanede kalması var olan eşitsiz durumu daha da derinleştiriyor. Bu da yaşanılan olayın münferit olmadığını, aynı tepkiyi vermeseler de benzer durumda birçok insan olduğunu söylememiz için elimizde somut nedenler var. Bunlardan biri işsizlik rakamları. İşsizliğin Türkiye’nin en önemli ekonomik ve sosyal sorunlarından biri. AKP iktidarının da kabul ettiği bu sorunun çözümü için sayısız teşvik, af ve “seferberlik” ilan edildi. 2017 yılında bu tedbirlerin etkisini kısmen gördük. Ancak yine de işsizlikte durumun pek iç açıcı değil. TÜİK’in 15 Ocak 2017’de açıkladığı verilere göre Ekim 2017’de Türkiye’de işsizlik %10,3. Aralık 2016’da %11,9’a kadar çıkan işsizlik oranı hızla düşse de tüm çabalara rağmen hala çift hanelerde. Bu noktada 2017’de düşen işsizlik oranı ile ilgili iki sorunlu noktayı belirtmemiz gerekli:

  • Çırak, stajyer ve kursiyer sayısındaki çok ciddi artış
  • Yüksek büyüme için uygulanan politikaların sürdürülebilirliği

Ekim 2017’ye ait açıklanan işsizlik verisinin detaylarına baktığımızda tablo şu şekilde:

Screenshot_5

İşsizlik sorundaki temel sorun işsizliğin 1980’lerden bugüne düzenli bir şekilde artması. Mahfi Eğilmez’in blogunda yer verdiği tabloya göre 1980 ve 1990’larda %7’lerde seyreden işsizlik oranı 2000’lerde %9’a sonrasında da %10’a yükseliyor. 2000 yılında %5,6’ya kadar düşen ardından yaşanan ekonomik krizle[1] birlikte %9’a kadar yükselen işsizlik oranı aradan geçen 15 yılın ardından %7 büyüyen bir ekonomide %10’un üzerinde.

Tablo: Mahfi Eğilmez
Tablo: Mahfi Eğilmez

Gelir adaletsizliği bildiğiniz gibi

Uygulanan yanlış ekonomik büyüme modellerinin bir sonucu olarak Türkiye gelir adaletsizliğinin en yoğun yaşandığı ülkeler arasında yer alıyor. Gini katsayısı[2] kıyaslanarak hazırlanan gelir adaletsizliği tablosunda Türkiye, OECD ülkeleri arasında Şili’den sonra en kötü durumda olan ülke. G20 ülkeleri arasında ise Türkiye bu kez Güney Afrika’nın ardından 2. sırada yer alıyor.

gini

15 yılda Türkiye’de gelir adaletsizliği konusunda ne kadar yol aldı diye baktığımızda durum pek iç açıcı değil. 2006’dan bu yana anlamlı bir ilerleme kaydedemediğimiz gelir adaletsizliğinde 2008-2009 global ekonomik kriz dönemi seviyelerindeyiz. 2006’dan 2014’e kadar inişli çıkışlı bir grafik çizdiğimiz gelir adaletsizliğinde 2014’den itibaren yeniden bir bozulma sürecinde.

Not: Gini katsayısı 2006 yılı öncesi farklı bir yöntem ile hesaplandığı için 2002 – 2005 yılları sonuçlarıyla 2006 – 2016 yılları sonuçları arasında kıyaslama yapmak mümkün değil.
Not: Gini katsayısı 2006 yılı öncesi farklı bir yöntem ile hesaplandığı için 2002 – 2005 yılları sonuçlarıyla 2006 – 2016 yılları sonuçları arasında kıyaslama yapmak mümkün değil.

Gelir adaletsizliğinin bir diğer göstergesi olan hane halkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 20’lik gruplara bakalım. Buna göre Türkiye’de geliri en düşük yüzde %20’lik grup 2006’da gelirden %5,1’lik pay alırken 2013’de bu oran %6,1’e yükseldi ve son dört senedir %6,1-6,2 arasında seyrediyor. En yüksek %20’lik gruba baktığımız vakit, gelirden aldıkları pay 2006’da %48,4. Takip eden yıllarda bu oranda küçük bir normalleşme yaşanıp 2014’de %45,9 olmasına rağmen son iki yılda tekrar %47,2’ye yükseldi.

Screenshot_3

Bir de P80/P20 oranlarına başka bir ifadeyle gelirden en fazla pay alan yüzde 20’lik grubun geliriyle en düşük pay alan yüzde 20’lik grubun geliri arasında kaç kat fark olduğuna bakalım. Bu oran da Gini katsayısıyla paralel bir hareket izliyor. 2006’dan bugüne P80/P20 oranında belli bir düzelme olsa da son yıllarda bu veride de kötüleşme göze çarpıyor. 2006’da 9,6 olan P80/P20, 2014 yılında 7,4’e kadar geriledikten sonra tekrar yükseliş trendine girdi ve 2016’da 7,7 oldu.

[1] Kasım 2000 ve Şubat 2001 yıllarında yaşanan döviz krizi. Yüksek miktarda sermaye çıkışının yaşandığı kriz, Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizi olarak adlandırılır. 2001’deki krizde iki günde %57’ye varan bir devalüasyon yaşanmıştır.

[2] Gelir dağılımı eşitliğini ölçmek için kullanılan araçlardan en çok kullanılanı Gini katsayısıdır. Katsayı 0-1 arasında değişir. Gini katsayısı sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımı eşitliğinin, bire yaklaştıkça gelir dağılımı eşitsizliğinin arttığını ifade eder.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus