TTB’nin Sağlıkta Dönüşüm Programı raporuna göre yeni sistem halk sağlığını olumsuz etkiledi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Türk Tabipleri Birliği, “Aile hekimliği: Ne dediler, ne oldu?” adlı bir broşür yayımladı. Yayımlanan broşürde aile hekimliği sisteminin sağlık hizmetlerini “müşteri memnuniyeti” odaklı hâle getirdiği, bu şekilde hekimlere “işletmeci” rolü verildiği ve bu durumun da halk sağlığını olumsuz şekilde etkilediği belirtildi.

Türk Tabipleri Birliği, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın çöküşüne ilişkin “Aile hekimliği: Ne dediler, ne oldu?” adında bir broşür yayımladı. Broşürde kişiye yönelik koruyucu hizmetlerin performans gerekliliğiyle sınırlandırılarak sağlık hizmetlerinin “müşteri memnuniyeti” odaklı hale getirildiği, bu şekilde hekimlere “işletmeci” rolünün verildiği belirtildi.

hastasini-taciz-ettigi-iddia-edilen-doktora-sorusturma,cu9F0yeUQUe434VGGI3mcA

“Hekimler ‘müşteri memnuniyeti’ni sağlamak zorunda kaldı”

Sağlıkta Dönüşüm Programının (SDP) önemli bileşenlerinden biri olan aile hekimliği, yasal düzenlemeler yapıldıktan sonra 2005 yılında pilot uygulama olarak Düzce’de başlatılmıştı. Yayımlanan broşüre göre, “Yaygın, Erişimi Kolay ve Güler Yüzlü Sağlık Hizmet Sistemi” denilerek, büyük vaadlerle uygulamaya konan aile hekimliği sistemi, yaşanan sorunları çözmediği gibi mevcut sorunlara yeni sorunlar ekledi.

Broşürde, SDP ile aile hekimliği sisteminin, piyasa yönelimli bir birinci basamak hizmeti olduğu belirtilirken, böyle bir yönelimle hekimlerin, rekabet etmek ve  “müşteri memnuniyeti”ni sağlamak zorunda kaldıkları,  güvencesiz, kuralsız ve mesleki bağımsızlığın tehlikede olduğu bir çalışma ortamında ayakta kalmaya çalıştıklarının altı çizildi.

“Halk sağlığını olumsuz yönde etkiliyor”

Broşüre göre, SDP’nin aile hekimliği sistemiyle kızamık oranlarının yüzde 96-98 oranında seyretti, 2013 yılında 7112 kızamık vakasının oldu ve bu vakaların 2931 tanesinin aşısız olduğunun ortaya çıktı.

Yine broşüre göre, Sağlık Bakanlığı’nın pasif tutumu sebebiyle önlenebilir doğuştan hastalıkların teşhisi için uygulanan topuktan kan alma uygulamasına dirençlerin başladı ve 2014 yılında doğan her bin bebekten Kilis’te 25.3’ü, Van’da 19’u, Şanlıurfa’da 18’i bir yaşında bile olmadan hayatını kaybetti. 2015 yılında da bu rakamlar benzer şekilde aratarak devam etti.

“Sağlık hizmetleri yaygınlaşmadığı gibi eşitsizlik arttı”

Broşüre göre aile hekimliği sistemi, sağlık hizmetlerini yaygılaştırma vaadini de gerçekleştiremedi. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin kullanımının, yaygınlaşmak bir yana azaldığına dikkat çekildi. Tüm ülkede aile hekimliği sistemine geçildiği 2011 yılından bu yana aile hekimliği birimi sayılarındaki artışa rağmen, 2011 yılında toplam poliklinik sayısının yüzde 40’ını oluşturan birinci basamağa müracaat sayısı, 2016 yılında yüzde 31’e düştü.

Broşürde bu durum, aile hekimliği sisteminde, aile hekimine kayıtlı kişi listesine dayanan bir sağlık hizmeti getirdiğinden herhangi bir aile hekimine kayıtlı olmayanlar ve kapsam dışı kalanlar ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine erişememeleriyle açıklandı.

Özellikle mevsimlik işçiler, göçmenler ve nüfus kaydı olmayanlar başta olmak üzere aile hekimlerinin kayıtlı kişi listesinde yer bulamayanlar hizmetten yararlanamadılar.

Aile hekimliği sisteminde uygulanan performans ve ceza sisteminin de aile hekimlerinin listelerine kaydedecekleri kişilerle ilgili cezadan kaçınma açısından önlem alma gereği duymalarına neden olduğunun belirtildiği broşürde, aile hekimliği sisteminde hizmete erişim ile ilgili eşitsizlikler devam ettiği, özellikle kırsal alanda aile hekimliği hizmetlerinden yararlanma ile ilgili eşitsizlikler arttığı ifade edildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus