Ağır çekimde soykırım: Myanmar yönetimi Rohingyaları öldürmeye devam ediyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times gazetesinin köşe yazarı Nicholas Kristof, Myanmar’a turist vizesi ile giderek Rohingyaların yaşadığı köylere girmeyi başarmış. “Tanık olduğum ağır-çekim bir soykırımdı” diyor. (Yazısından geniş bir özeti paylaşıyoruz:

kristof
Nicholas Kristof

Sono Wara bütün gün ağladı. Tişörtü, göz pınarları kuruduktan sonra sızmaya devam eden sütle ıslak, acı içinde, ıstırap çekerek, çatısı otlarla kapatılmış kulübesinin önüne çömelmiş kalmıştı. Sono Wara 18 yaşında. Yeni doğmuş ikizleri evvelsi gün öldü. Rohingya olduğu için doktora erişimi yok. İlk doğumuydu. İkizlerini kendi başına doğurdu. Doğumdan kısa süre sonra öldüler.
Myanmar’ın etnik temizlik için bazen ateşli silah ya da palalar kullandığı da oluyor. Sono Wara’nın annesi ve kızkardeşini 2012’de bu yöntemle öldürmüşler. Ama daha sinsi bir teknikleri de var: Rohingyaların tıbbi yardım almasını, onlara insani yardımlarını ulaşmasını engellemek. Sono Wara’nın ikizleri işte bu yüzden öldü.
Myanmar ve onun Nobel Barış Ödüllü lideri Aung San Suu Kyi Rohingyaların hayatını yaşanmaz kılmaya çalışıyor. Geçtiğimiz aylarda 700 bin Rohingya Bangladeş’e kaçtı. Kalanların akibetini öğrenmemizse, yabancıların onların yaşadığı bölgelere girmesini yasaklayarak, engellenmeye çalışıyor. Hükümet, yasağı delmeye kalkacakların gözünü korkutmak için ordunun katliamlarını belgeleyen iki Reuters muhabirini tutukladı; iyi gazetecilik yaptıkları için 14 yıla kadar hapis cezası almaları muhtemel.
(Reuters muhabirlerinin belgelediği toplu katliamla ilgili haberimizi okumak için tıklayınız)

“Başta etnik temizlik diyordum, ama tanık olduğum şey ağır çekim soykırım”

Turist vizesiyle girdiğim Myanmar’da yetkililere fark ettirmeden beş Rohingya köyüne girmeyi başardım. Ağır çekim bir soykırım işlenmekte olduğuna tanık oldum. Geçen Ağutos’taki katliamlara şimdilik ara verilmiş gibiydi. Rohingyalarsa hapsedildikleri köylerinde sağlık ve eğitim hizmetlerinden mahrum bırakılarak, açlıkla sınanarak ölüme terk edilmişlerdi.
Rohingyaların durumunu haberleştirmek üzere, bu benim Myanmar’a dördüncü gidişim. Başlangıçta rejimin yaptığına “etnik temizlik” diyordum ama artık birçok insan hakları kuruluşu gibi ben de olan bitenin muhtemelen “soykırım” kategorisine girdiğini gözlemledim. Yale Üniversitesi ve ABD Soykırım Müzesi’nden akademisyenler, bir grubun, bir nüfusun sistematik olarak zayıflatılmasının, açlık sınırında tutulmasının tipik soykırım yöntemlerinden olduğunu söylüyorlar. Ancak kayıkla ya da dar bir patikadan ulaşılabilen ücra bir köyde 4 yaşındaki Umar Amin ve ablasıyla karşılaştım. Umar kronik yetersiz beslenmenin en alt sınırındaydı. Ne konuşabiliyor, ne de yürüyebiliyordu. Yardıma ihtiyacı vardı ama hiç doktor görmemişti kısa ömründe. Rohingyalara yardım etmek isteyen kuruluşlara rejim izin vermiyor.
Rohingyalar özellikle son altı yıldır toplama kampı olarak işlev gören köylerinde hapis: “Kafese kapatılmış gibiyiz, her gün daha az yemek veriyorlar, her gün zayıflayıp küçülüyoruz ve sonunda ölüyoruz.” Zeynul Abidin’le de ancak kayıkla ulaşılabilen bir köyde tanıştım. 20 yaşındaki eşi Cehan Ara’yı yeni kaybetmiş. Doğum sırasında bebeğiyle beraber ölmüş. 2300 dolar bulabilse insan kaçakçılarına verip Malezya’ya gidecek.

“Nobelli Aung San Suu Kyi soykırım suçuna ortak”

Myanmar’da verdiği insan hakları mücadelesi ile Nobel’e layık görülen Suu Kyi, artık ülkenin lideri. Ne yapıyor peki? Soykırım suçuna ortak çıkıyor. Suu Kyi’nin katliamları yapan ordu üzerinde kontrolü yok ama insani yardım kuruluşlarının Rohingyalara erişimini engelleyen o. Rohinyaların varlığını inkar eden o. “Rohingya diye bir şey yok” diyor ve Bangladeşli göçmenler olduklarını iddia ediyor. Gerçekleri belgeleriyle ortaya çıkaran gazetecileri hapse tıkan da o.
Birçok Myanmarlı okuyucu muhtemeldir, haberimi taraflı bulacak. Çünkü resmi anlatı çok farklı. Rakhine Eyaletinin başlıca siyasi partisi Arakan Milliyetçi Partisi bana ana hatlarıyla görüşlerini anlattı, onu da paylaşmış olayım: Rohingyalar yasadışı göçmenler; on yıllardır İslamcı bir devlet kurmak için ayrılıkçı kampanya yürütüyorlar; katliamları yapan, kendi köylerini yakan onlar, çünkü Myanmar devletini itibarsızlaştırmak istiyorlar. Saçmalık.
Ama Ağutos’ta Rohingya milislerin polis istasyonlarına saldırı düzenlediği doğru. Karşılığında ordunun köylere düzenlediği operasyonlarda, Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü’ne göre, en az 9 bin Rohingya öldü. Myanmar ordusunun Şanlar ve Karenler gibi ülkedeki etnik azınlıkların ayaklanmalarını kanla bastırmakta uzun yıllara dayanan bolca tecrübesi var, dolayısıyla sivillere tecavüz edip katletmek askeri stratejidense reflekse dönüşmüş olabilir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus