Toplum ve Siyaset (20): Gazze’den Holokost’a “Zulmün Adını Koymak” – Devrim Sezer ve Ümit Kurt ile söyleşi

İSTANBUL (Medyascope) – Toplum ve Siyaset programında Gülener Kırnalı, her hafta akademisyenler, araştırmacılar ve yazarlarla kendi uzmanlıkları üzerine söyleşmeye devam ediyor. Toplum ve Siyaset’in bu bölümünde Gülener Kırnalı, Metis Yayınları’ndan yeni çıkan Zulmün Adını Koymak: Soykırım ve Ötesi kitabını hazırlayan iki değerli akademisyeni; Devrim Sezer ve Ümit Kurt’u konuk ediyor.

Bir soykırıma soykırım demek neden önemlidir? Soykırımı diğer kitlesel zulüm biçimlerinden ve örneklerinden ayıran nedir? Gazze’den Holokost’a; ya da Türkiye’nin ve Osmanlı’nın toplumsal hafızasındaki farklı zulümlere varasıya bir zulmün adını koymak neden önemlidir ve neyi değiştirir?

Bu söyleşide, Gazze’de yaşananların yeniden gündeme taşıdığı “soykırım”, “insanlığa karşı suçlar”, “etnik temizlik”, “katliam” ve “savaş suçları” gibi kavramlar etrafındaki tartışmalar ve olguların farklı boyutları doğrultusunda zulmün adının nasıl koyulması gerektiği ele alınıyor. Söyleşi, yalnızca bugünün en yakıcı meselelerinden biri olan Gazze’ye değil, aynı zamanda farklı zamanlarda ve coğrafyalarda yaşanan kitlesel zulüm biçimlerini nasıl adlandırmamız gerektiği sorusuna odaklanıyor.

“Soykırım mı, değil mi?” sorusuna sıkışan kamusal tartışmalar

Zulmün Adını Koymak: Soykırım ve Ötesi

Zulmün Adını Koymak: Soykırım ve Ötesi, farklı disiplinlerden yazarların katkılarıyla hazırlanmış kapsamlı bir çalışma. Kitap, soykırım kavramını merkeze almakla birlikte, onu diğer kitlesel şiddet ve zulüm biçimleriyle birlikte düşünmeyi öneriyor. Devrim Sezer ve Ümit Kurt’a göre bir zulme doğru adı vermek yalnızca akademik ya da hukuki bir mesele değil; aynı zamanda etik, siyasal ve tarihsel bir sorumluluk. Çünkü kavramlar, yaşananların nasıl hatırlanacağını, hangi çerçevede tartışılacağını ve adalet arayışının nasıl kurulacağını da belirliyor.

Söyleşide, “soykırım mı, değil mi?” sorusuna sıkışan kamusal tartışmaların sınırları ve sakıncaları da ele alınıyor. Sezer ve Kurt, soykırım ile insanlığa karşı suçlar, etnik temizlik, savaş suçları ve zorunlu yerinden etme gibi farklı zulüm biçimleri arasında bir hiyerarşi kurmanın yanıltıcı olabileceğini vurguluyor.

“Bir daha asla”

Programda ayrıca soykırım kavramında “kasıt” meselesi, Holokost’un bütün soykırımlar için mutlak bir ölçüt haline getirilmesinin sakıncaları ve Holokost’tan sonra söylenen “Bir daha asla” sözünün bugünün dünyasında ne ölçüde evrensel bir ilke olarak kalabildiği tartışılıyor.

Bölümün son kısmında ise Gazze’de yaşananlar, “zulmün adını koymak” tartışmasının en güncel ve en acil örneklerinden biri olarak etraflıca değerlendiriliyor. Gazze’deki savaş ve yıkımın, soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar etrafındaki küresel tartışmaları yeniden alevlendirdiği vurgulanırken, bu değerli kitabı hazırlayan Devrim Sezer ve Ümit Kurt, Gazze’nin yalnızca hukuki bir adlandırma meselesi değil, aynı zamanda uluslararası düzenin, insan hakları söyleminin ve hafıza siyasetinin sınandığı tarihsel bir eşik olduğunu ortaya koyuyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.