İSTANBUL (Medyascope) – Kültür & Tarih Sohbetleri’nin özel bölümünde Cengiz Özdemir ve Ozan Sağsöz’ün konuğu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eski Yunan Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erman Gören oldu. Gören, Everest Yayınları’ndan çıkan yeni Odysseia çevirisini merkeze alarak Homeros’un destanlarını değerlendirdi. Programda, İlyada ile Odysseia arasındaki anlatım farklılıkları, Homeros’un şiir dili, sözlü kültür geleneği, destanların müzikal yapısı, tekrar eden dizelerin anlamı ve çeviri sürecinde karşılaşılan filolojik sorunlar ele alındı.
Video özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Prof. Dr. Erman Gören, Odysseia çevirisini ve Homeros’un eserlerini değerlendirdi.
- İlyada ile Odysseia arasındaki anlatım farklılıkları ve Homeros’un şiir dili üzerine konuştu.
- Gören, Odysseia’nın çağdaş romana yakın yapısını ve hafıza tekniklerini açıkladı.
- Odysseus’un dil ve diplomasiyle kazandığı zaferin önemi vurgulandı.
- Odysseia, Atina’nın yeni bir dil ve kültür oluşturma sürecini yansıtır.
Kültür Tarih Sohbetleri’nin özel bölümünde Prof. Dr. Erman Gören, Odysseia’nın neden çağdaş romana daha yakın bir anlatı yapısına sahip olduğunu, hafıza ve bilinç akışı tekniklerinin destanda nasıl kullanıldığını, James Joyce’un Ulysses’i başta olmak üzere modern edebiyat üzerindeki etkilerini örneklerle anlattı.
Odysseia: Bir destanı çevirmek
Gören, İlyada çevirisi sırasında oluşturduğu epitet, terim ve tekrarlayan dize sözlüklerinin, Odysseia çevirisinde temel oluşturduğunu belirtti. Ancak bağlam değişse de tekrarlayan dizelerin aynı kalmasının zorluk yarattığını ifade eden Gören, Odysseia’nın anlatım dokusunun İlyada’dan farklı olduğunu söyledi:
“Ben daha çok İlyada’yı önemserim. Fakat farklı anlatım stratejileri var. Burada kısa diyalog bazlı çok fazla pasaj var. Ayrıca romanslı bir anlatıyla ilerliyor. Hafıza tekniklerini kullanıyor. İnsanlar bir şeyleri hatırlıyorlar, hatırladıklarını anlatıyorlar. Sonra o anlattıkları üzerine bir kere daha anlatıyorlar. Anlattıkları aynı hikâyeyi başka başka insanlara anlatıyorlar. Başka başka insanlara başka başka yalanlar anlatıyorlar.”

“Atinalı kılıcıyla değil, diliyle kazandığı bir zaferi önemser”
Odysseus karakterinin Atina kültürü açısından taşıdığı anlamı da değerlendiren Gören, Odysseus’un fiziksel güçten ziyade dil, akıl, diplomasi ve uyum kabiliyetiyle öne çıktığını söyledi:
“Halbuki Atina, daha çok dilinin gücüyle iş yapmayı merkeze koymuştur. Dolayısıyla Odysseus filminde farkındaysanız ‘Ben hiç kimseyim’ hikâyesinden hiç bahsedilmiyor. Oysa bu çok önemli bir mevzu. Çünkü Odysseus, ‘Ben hiç kimseyim’ dediğinde Polifemos’u kılıcıyla değil, diliyle yeniyor. Atinalı kılıcıyla değil, diliyle kazandığı bir zaferi çok önemser. Odysseus onun için de ona çok önemli bir rol model teşkil ediyor. O ilk önce dille kazanalım der.”
Gören’e göre Odysseia, aynı zamanda farklı coğrafyalar ve kültürlerle karşılaşan Atina’nın yeni bir dil ve kültür oluşturma sürecini de yansıtıyor. “Büyük bir coğrafyada yabancıyla karşılaşıp sonra buradan bir yeni dil üretiyor ve bunun rol modeli Odysseia’daki Odysseus’tur” diyen Gören, destanın bu yönüyle Atina’nın kültürel dönüşümünü anlamak açısından da önemli olduğunu ifade etti.








