Masih Alinejad: “İran’da Besiç milisleri zorunlu örtünmeye karşı çıktığım için beni öldürmek istiyor”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İran’da zorunlu başörtüsüne karşı yazdıklarıyla ve kurduğu platformla tanınan ve ABD’de yaşayan gazeteci Masih Alinejad dün Washington Post’a yazdı. Besiç’in önemli figürleri tarafından öldürülmekle tehdit edildiğini belirten Alinejad’ın yazısının çevirisini sizinle paylaşıyoruz:

11
İran’da yaşanan son eylemlerde bir kadın gösterici beyaz başörtüsünü güvenlik güçlerine karşı sallıyor

İki hafta önce İran’ın ünlü paramiliter ordusu Besiç’in en önemli figürlerinden biri olan Hamid Reza Ahmadabadi’den korkunç bir tehdit mesajı aldım. Mesajda, İran’ın devrimci ve İslamcı değerlerini aşağıladığım gerekçesiyle katledileceğimi söylüyordu. ABD’deki ajanlarından birinin ben ölmeden önce dilimi koparacağını ve göğüslerimi keseceğini söyledi. Tıpkı 1990’lı yıllarda yurtdışında öldürülen muhalefet liderleri gibi katledilecekmişim.

Ahmadabadi, BBC Farsça servise verdiği bir söyleşide eski siyasal suikastlere işaret ederek bu durumun daha da üstüne gitti. Şahpur Bahtiyar ve Şah’ın başbakanı Feridun Faruğzad’ın suikatlerini de örnek gösterdi.

Benim suçumsa İran’in çileli zorunlu örtünme yasağına karşı çıkmaya cesaret etmem. 1979’dan beri kadınların başını örtmesi zorunlu durumda. Dört yıl önce Benim Kaçamak Özgürlüğüm (My Stealthy Freedom) diye bir kampanyaya başladım. Bu kampanya İran’daki kadınların kamusal ortamda başörtülerini çıkarıp bana fotoğraflarını yollamasını esas alıyor. Kadınların nasıl giyineceğini seçmesiyle ilgili özgür olmalarını istemiştik. Geçen Mayıs ayında ise Beyaz Çarşambalar adıyla yeni bir hareket başlattık. Bu harekette ise kadınlar kamusal ortamda başörtüsü olmadan yürüyor ve bunu videoya çekiyorlardı. Beyazı ise direnişin rengi olarak belirlemiştik. Geçtiğimiz Aralık ayından bu yana daha fazla kadın söz konusu ayrımcı yasayı bu şekilde protesto ediyorlar, bu bazen tutuklanma, hapis ve daha kötü şeyler ile sonuçlanması ihtimaline rağmen. Bundan dolayı 29 kadın tutuklandı. Dini Lider Ali Hamaney ise Uluslararası Kadınlar Günü’nde bu kampanyayı suçlamayı tercih etti.

Diğer bütün muhalif İranlılar gibi tehdit almaya alışığım ama bu kez bu denli rahatsız olduğum şey Ahmadabadi’nin bu sözleri ceza almadan ve dokunulmaz bir şekilde söylemesi oldu. Bu kadar insan insan haklarını savunurken tutuklanırken, Ahmadabadi gibi birinin ölüm tehditleri sonucunda tutuklanmadan devam edebilmesi aklımı kurcalıyor. Bu bütünüyle adaletsiz.

İran yargısının muhaliflerin isteklerini dikkate almadığını bilmeme rağmen, Ahmadabadi’ye karşı resmi bir şikayette bulunmaya karar verdim. Dört yıl önce de, İsfahan kentinde ‘iyi kapanamamış kadınlara’ karşı girişilen asit saldırıları sonucu muhalifler saldırganları yine yargıya şikayet etmişti. Ama bu olayda bile yargı saldırganları yargılamaktansa muhaliflerin peşine düşmüştü. İran’daki yargı sisteminin geçmişine bakacak olursa şikayetimin işleme konacağıyla ilgili hiç bir umudum yoktu ama yine de şikayette bulunmak istedim.

İran ve ABD diplomatik ilişkileri 1979 yılında İranlı öğrencilerin Tahran’da bulunan ABD elçiliğini basması ve diplomatları 444 gün boyunca rehin almasından dolayı kesilmiş durumda. Dolayısıyla bu tür işlemler Washington’da Pakistan elçiliğinin içinde bulunan bir İran sorunları bölümünde ele alınıyor. Şikayetimi yapabilmek için buraya gitmem ve ünlü insan hakları avukatı Nesrin Sotoudeh’e velayet vermem gerekiyordu.

Ancak garip bir durumla karşılaştım. Pakistan Elçiliğinde bulunan bu İran sorunları bölümüne girmek için kadınların örtünmesi zorunlu tutulmuştu. Buradaki yetklililer, içeri girip zorunlu başörtüsü yasasına karşı çıktığım gerekçesiyle beni ölümle tehdit eden kişiye karşı, şikayet dosyamı iletebilmem için örtünmemi talep ettiler.

Bunu yapmaya hazır değildim.

Yetkililer beni ikna edemeyince bu sefer beni zorla bu bölümden atmak istediler. Ben direnince de, çalışanlardan bir arkadaşına Amerikan Gizli Servisini aramasını söyledi. Bu bana çok garip geldi çünkü yıllarca Amerikaların 1979 yılında rehin alınmasını kutlayan, gösteriler düzenleyen, ABD’yi büyük şeytan olarak niteleyen ve ABD’ye ölüm sloganları atan bir rejimin yetkilileri şimdi Amerikan Gizli Servisinden başörtüsünü takmayı reddeden bir kadından kurtulmak için yardım istiyordu.

İşte o anda anladım! İran için en büyük tehdit ABD’den değil benim gibi örtünmeyen bir kadından geliyordu.

Yetkililer beni dışarı çıkardı ve şikayetimi yapamadım. Bariz bir şekilde ortada ki İran İslam Cumhuriyet için bir kadının örtünmesi bir kadının yaşamını korumaktan daha önemli.

Elçiliğin İran işleri bölümünde tanık olduğum şiddet İran’da kadınların son 40 yıldır karşılaştığı türdendi. İran rejimi 7 yaşındaki kız çocukları eğer başları kapalı değilse okula girmelerine izin vermiyor. Örtünmeden kimlik alamaz, çalışamaz, eğitim alamaz ya da vatanınızda bir yerde yaşayamazsınız bile. Kısacası, varolmazsınız. Yani zorunlu örtünmeye karşı savaşmak varlığımız ve kimliğimiz içindir. Mücadelemize devam edeceğiz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus