Clothing manufacture in Sri Lanka.

Bill Dunn: “Kahrolsun neoliberalizm demek işe yarıyor mu?”

Çeviri: Yusuf Avcı

Bill Dunn’ın kendi bloğunda neoliberalizm teriminin sıklıkla kullanılmasını eleştirdiği yazının (Down With Neoliberalism…As a Concept) çevirisini sizinle paylaşıyoruz:

Solun ‘neoliberalizm’ hakkında söz üretmekten vazgeçmesi gerektiğini düşünüyorum, Capital&Class’ta yayınlanan makalemde de ileri sürdüğüm gibi.

Baştan kabul etmeliyim ki benzer şeyler bu yazıda atıf yapmadan geçtiğim başka insanlar tarafından benim söyleyebileceğimden daha iyi şekilde söylendi. Ama birkaç kişinin daha neoliberalizm terimini kullandığında aslında ne demek istediğini düşünmesini ve bu terimi kullanmadan da amaçlarına ulaşıp ulaşamayacaklarını kendilerine sormalarını sağlamayı umuyorum.

Dahası, neoliberalizm hakkında konuşanın ve buna son vermesi gerekenin sol olduğunu iddia ettiğimi söylemem gerekiyor. Muarızlarımız bu terimi kullanmıyorlar, ve farklı bir dil kullandığımız için de onlarla konuşamıyoruz. İleride tekrar değineceğim gibi ara sıra kendi aramızda konuşmak da gerekebilir. Ama Britanyalı, nostaljik, sol-liberal hoşnutsuzluklarımızı ifade etmek için, özellikle sıfat olarak, ‘neoliberal’ yerine ‘korkunç’ ya da ‘kaba’ gibi bir ifade kullanmanın genellikle daha uygun olacağını düşünüyorum.

Nostaljik hoşnutsuzlukla başlayalım. Bana öyle geliyor ki neoliberalizm yitip gitmiş bir zamanın daha nazik ve kibar kapitalizmi için duyduğumuz özlemi yansıtıyor. 1950’lerin ve 1960’ların daha nazik ve kibar kapitalizmini özlüyoruz. Kadınların evlerinde, homoseksüelliğin kuytu köşelerde, İkinci ve Üçüncü Dünya’daki militanların eğer şanslılarsa hapishanelerde olduğu günleri… Hindistan’da ortalama yaşam beklentisinin şimdiki gibi 68 değil 41 olduğu 1960’ları… Jim Crow’un, McChartyciliğin ve II. Dünya Savaşı’nın nazik ve kibar kapitalizmini özlüyoruz.

Elbette, retorik olsun diye abartıyorum. Solun muhasebe defterinin son 40 küsur yılında zarar yazdığının farkındayım. Sendikaların düşüşü, birçok zengin ülkede ve fakirlerin çoğunda yükselen gelir eşitsizliği yaşanan kazanımlara ağır basıyor. Ama bunların, neoliberalizm teriminin genellikle ifade ettiği aşağılama yerine dikkatli bir şekilde tartılması gerekiyor.

Şüphesiz neoliberalizm tanımlarının birçoğu sorunun bizzat parçasıdır. Mesele birçok açıdan anlaşılması zor olmalarıdır. Fikirlere ya da yapısal dönüşüme vurgu yaparlar. Devletin küçülmesini ya da güçlü devletlerin emeği nasıl disipline ettiğini ifade ederler. Kendilerini Foucault ya da Marx üzerinde temellendirirler. Siyasetin yüksek tepelerinde ve gündelik hayatta, savaşta ve finansal türev araçlarında, hastane özelleştirmelerinde ve realite şovlarda neoliberalizmi keşfederler. James Laidlaw’ın söylediği gibi, terim “o kadar gevşek ve belirsiz (hale gelmiştir ki) neredeyse hiçbir anlam ifade etmemektedir”.

Sol-liberal Britanyalılığa gelince… Aşağıdaki enteresan tabloyu yapmak için gazetelerde internet üzerinden bir tarama yaptım. Liberalizm, sosyalizm, kapitalizm gibi diğer terimleri ‘kontrol’ için kullanıldı

Tablo 1: Önde gelen gazetelerde aranan ifadelerin sayısı
Neoliberalizm Liberalizm Sosyalizm Kapitalizm
Guardian 285,000 214,000 908,000 864,000
New York Times 110 14,297 34,194 26,322
Daily Telegraph 155 41,634 73,966 358,824
Washington Post 119 39,506 127,361 114,672
Daily Mirror 23 7,382 35,809 26,459
Daily Mail 8 465 1,224 2,615
Arama tarihi, 16 Şubat 2016

Tahmin edilebileceği gibi, sağ kanat gazeteler, Washington Post, Daily Telegraph ve Daily Mail neoliberalizmden hemen hiç bahsetmiyor. Amerikan sol-liberal New York Times ya da Britanyalı popülist Daily Mirror da öyle. Terim Guardian okurlarına özel. Hatamı kabul etmem gerek. Tabii ki istisnalar var. Mutlak sonuçlardan değil, eğilimlerden bahsediyoruz. Ama neoliberalizmin Guardian-diline has olması endişe verici.

Bu da beni tekrar sol olarak kendi aramızda konuşmamıza getiriyor.

Eğer bir terim, dünyanın nasıl işlediğini ya da bu konuda ne yapmamız gerektiğini anlamamıza yardım ediyorsa kullanmak mantıklıdır. Sömürüyle ilgili konuşurken ya da bir grev örgütlerken muarızlarımızdan icazet almayız. Ama neoliberalizm, ne olduğunu ya da ne yapılması gerektiğini kavrayışımızı sağlamaktan çok “Topunun Allah belasını versin” diye ortaya karışık bağırmaya benziyor.

İyi ihtimal, terim o kadar değişik şekillerde kullanıldı ki, neoliberalizm ile tam olarak ne demek istediğimizi, neye karşı çıkmamız gerektiğini ve bunu nasıl başaracağımızı açıklamak için neredeyse her defasında en başa sarmamız gerekiyor. Peki neden bu terimi kullanmadan ve lafı dolandırmadan dosdoğru derdimizi anlatmıyoruz?

Daha kötü ihtimalse, bu terimin, piyasaların iyi, devletin kötü olduğuna yönelik genel geçer liberter mantranın aynadaki aksi olmaya müsait olmasıdır. Her zaman olduğu gibi çelişkili bir çeşitlilik yürürlüktedir ve neoliberalizm savunucularının çoğu, devlet yanlısı basit çıkarımlardan kaçınırlar; fakat iki şey yeniden ifade edilmeye değer: sosyalistler sıklıkla demokrasi, göç veya ifade özgürlüğü gibi liberal ilkeleri devletin saldırılarına karşı savunmak zorundadır; ve kapitalizm liberal değildir ve son zamanlarda daha liberal hale gelmemiştir.

Sonuç olarak Clive Barnett’in söylediği gibi, neoliberalizm kavramı yanıltıcıdır; dünyanın nasıl işlediğini ve dönüştüğünü anlamaya yardımcı olmaktan çok engel olmaktadır. Ne yapmak gerektiği konusunda da bir faydası dokunmamaktadır.