Ağır Ekonomi (311): Liberal demokrasiye ne oldu?

İSTANBUL (Medyascope) – Ağır Ekonomi’nin “Liberal demokrasiye ne oldu” başlıklı yayınında Öner Günçavdı ile Haluk Levent liberal demokrasinin dünyada neden kriz yaşadığını, ekonomik dönüşümlerin siyasal rejimleri nasıl etkilediğini ve Türkiye’nin bu sürecin neresinde durduğunu değerlendirdi.

Ağır Ekonomi de bu hafta Öner Günçavdı ile Haluk Levent liberal demokrasinin dünyada neden kriz yaşadığını ele aldı. Günçavdı, liberal demokrasinin yaşadığı krizin temelinde ekonomik yapının değişmesinin bulunduğunu söyledi. Sanayi toplumundan hizmet ekonomisine geçişin yalnızca üretim biçimlerini değil, siyasal rejimleri de dönüştürdüğünü belirten Günçavdı, bunun uzun süredir devam eden yapısal bir süreç olduğunu vurguladı:

“Bizim açımızdan liberal demokrasiyi aşındıran temel unsur ekonomide yaşanan dönüşümdür. Artık sanayi üretiminin belirleyici olduğu bir dünyada yaşamıyoruz. Birçok ekonomi hizmet, ticaret ve inşaat ağırlıklı bir yapıya dönüştü. Bu dönüşümün çok ciddi siyasi sonuçları var. Çünkü geçmişte sanayide çalışan, örgütlenen ve belli haklar elde eden kesimler bugün aynı ekonomik pozisyonu bulamıyor. Yeni sistem içerisinde kendilerine yer bulamayan insanlar giderek sistemin kaybedenleri haline geliyor. Bu insanlar yaşadıkları kaybın nedenlerini tam olarak tarif edemese de öfkelerini siyasete yöneltiyorlar. Siyasetçiler de bu öfkeyi çözmek yerine çoğu zaman kendi amaçları için kullanıyor.”

Ağır Ekonomi (311): Liberal demokrasiye ne oldu?
Ağır Ekonomi (311): Liberal demokrasiye ne oldu?

Bu durumun yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını dile getiren Öner Günçavdı, “Amerika’da da Avrupa’da da benzer bir tablo görüyoruz. İnsanlar eski ekonomik düzende sahip oldukları güvenliği kaybettiler ama yeni düzende aynı güvenliği bulamadılar. Bu dönüşüm yönetilemediği zaman toplumsal öfke ortaya çıkıyor. O öfke de sisteme karşı kullanılabilecek bir araca dönüşüyor. Liberal demokrasinin bugün yaşadığı kriz biraz da buradan kaynaklanıyor” dedi.

Liberal demokrasinin toplumsal dayanağı

Haluk Levent ise demokratik sistemlerin dayandığı toplumsal koalisyonun çözülmeye başladığını söyledi:

“Sanayileşme döneminde güçlü bir işçi sınıfı ortaya çıktı. Bu sınıf yalnızca ekonomik büyümenin değil, demokratik değerlerin de taşıyıcısıydı. Fakat teknolojik dönüşüm ve post-endüstriyel ekonomiyle birlikte bu yapı parçalanmaya başladı. Reel ücret kayıpları yaşayan, sistemin dışında kalan geniş kesimler ortaya çıktı. Bir yandan onları temsil etmesi gereken siyasi yapılar onların dilini konuşmaktan vazgeçti, diğer yandan ekonomik eşitsizlikler büyüdü. Sonuçta liberal demokrasinin toplumsal dayanağı zayıfladı.”

Bugün yaşanan krizin yalnızca ekonomik değil kültürel boyutları da olduğunu vurgulayan Levent, “Demokrasiyi savunması beklenen kesimler giderek kendi içine kapanırken, sistemden dışlandığını hisseden insanlar demokrasiyi sorgulamaya başladı. Bugün birçok ülkede gördüğümüz siyasi kutuplaşmanın arkasında da bu büyük kopuş var” diye konuştu.

“Türkiye’de siyaset giderek finansallaşıyor”

Öner Günçavdı, ekonomik dönüşümün siyasetin finansman yapısını da değiştirdiğini söyledi. Sanayi sermayesinin yerini giderek ticaret, hizmet ve inşaat sektörlerinden gelen sermayenin aldığına dikkat çeken Günçavdı şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bugün Türkiye’de siyasetle ilişkili aktörlere baktığınızda çoğunlukla ticaret, inşaat, ihale veya hizmet sektörlerinden gelen isimleri görüyorsunuz. Çünkü ekonominin ağırlık merkezi değişti. Siyasetin finansmanı da buna paralel olarak değişiyor. Bu çok önemli bir dönüşüm. Geçmişte sanayi sermayesi daha belirleyiciydi, bugün ise ticaret ve hizmet sektörlerinde biriken sermaye siyasi alan üzerinde çok daha etkili hale gelmiş durumda.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.