Yabancı uyruklu IŞİD militanlarının eşleri ve çocukları için adalet de yok merhamet de

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Guardian gazetesinden Martin Chulov Irak’ın başkenti Bağdat’ta IŞİD militanlarının eşlerinin yargılandığı mahkemeye gitmiş. Gönderdiği haberi özetle aktarıyoruz:

Bağdat’ta küçük bir duruşma salonunun girişinde Fransız vatandaşı Djamila Boutaoutao, kucağında 2 yaşındaki kızı, yardım istiyor.

29 yaşındaki Boutoutao IŞİD üyesi olmakla yargılanıyor. Fısıldayarak, “hayatımız burada çok zor. Delirmek üzereyim. Ya ölüm cezasına çarptıracaklar ya da ömür boyu hapis verecekler. Kimse bilgi vermiyor, ne büyükelçi, ne diğer mahpuslar.”

Türkiye’den ve çeşitli Asya ülkelerinden başka kadınlar da var duruşma sırası bekleyen. Hepsi de IŞİD üyesi olmakla suçlanıyorlar, hemen hepsinin eşi -bazılarının çocukları da- öldürülmüş.

ışidliler

Boutoutao, “Ne olur” diyor, “Kızımı benden almasınlar, eğer aileme ulaşabilirseniz para da vermeye hazırım. Ne olur buradan çıkmama yardım edin.”

Hakim Boutoutao’yu birazdan içeri çağıracak; ömür boyu hapis cezası alırsa Bağdat’ta bir hapishanede çekecek, ölüm cezası alrısa, asılacak.

Bağdat’taki mahkeme bugüne kadar 40’tan fazla yabancı uyruklu kadın için idam, onlarcası için de ömür boyu hapis cezası verdi. Davaları izleyen herhangi bir diplomatik temsilci yok. Fransa da diğer Avrupa ülkeleri de IŞİD’e katılmakla suçlanan vatandaşlarının akibetini yakalandıkları ülkelerin hukukuna bırakmayı tercih ediyor. IŞİD üyesi olmakla suçlanan Iraklı kadınlar ise, İnsan hakları İzleme Örgütü’ne göre, genellikle daha az ceza alıyorlar, hatta içlerinde iyi bir savunma ekibiyle duruşmaya çıkıp serbest bırakılanlar bile var.

Peşmergenin yakalayıp Irak makamlarına teslim ettiği Boutoutao, Irak’a 2014 yılında eşi Mohammed Nassereddine ve iki çocuğu ile gelmiş. Eşi 2016 yılında oğlu Abdullah 2017’de Musul’da öldürülmüş. Benzer durumda 1000 kadar kadın var ve 820 civarında da çocuk.

Tacikistan doğumlu Zahra Abdel Wahab Al Kaja da onlardan biri. Henüz 17 yaşında ve onun da kucağında bebeği var. “Suriye’ye beş yıl önce annem ve babamla geldim. Sonra beni bir Türk ile evlendirdiler. İyi bir adamdı. Çocuğum ondan. Babam ve kocam öldü. Biz hapiste annemle beraberiz. Eve dönmek istiyorum.”

ışidliler 2

Bir Türk, bir Rus, iki Kırgız da var sıra bekleyenler arasında. Ama konuşamaya vakit yok. Kadınlar ard arda duruşma salonuna çağrılıyorlar ve en fazla 10 dakika içinde, cezaları açıklanmış halde, gardiyanlar eşliğinde hapishaneye geri gönderiliyorlar. Üç yargıç, bir savcı ve bir avukat var mahkemenin görüldüğü salonda. Avukatların müvekkilleri ile hiç konuşmadığı söyleniyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, savunmaya ilişkin sorunlar dışında savcıların pek kanıt da sunmadığını söylüyor mahkemeye. Görüştüğümüz bir hakim, “10 yıldır çalışıyorum ve kim masum kim suçlu gözlerinden anlıyorum” diyor.

Peki ya çocuklar, onların akibeti ne olacak? Gardiyanlardan biri, “büyüyünce anneleri gibi olacaklar” diyor. Diğeri, “aman böyle söylemek günah, bütün çocuklar masumdur” diye itiraz ediyor.

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus