İYİ Parti Akşener olmadan yoluna devam edebilir mi?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print


Yayına hazırlayanlar: Gamze Elvan & Büşra Cebeci

Merhaba iyi günler, iyi haftalar. Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi’nin olağanüstü kurultaya gidip gitmeyeceğini merakla beklerken, dün akşam saatlerine doğru –öğleden sonra diyelim– Afyon’dan ilginç bir haber geldi: İYİ Parti’nin seçim sonuçlarını değerlendirmek için düzenlediği toplantıda gerginlikler yaşandı; önce Meral Akşener’in istifa ettiği haberi çıktı, daha sonra Meral Akşener’in istifa etmediği ama tüzüğün genel başkana tanıdığı hakkı kullanarak partiyi olağanüstü kongreye götürme kararı aldığını duyduk. Ardından Akşener kendisi Twitter’dan bir açıklama yaparak bu kararı duyurdu, kendisinin aday olmayacağını belirtti ve diğer adaylara başarılar diledi. Hemen ardından peş peşe partinin kurmay isimlerinden –yine Twitter üzerinden, ilginç burası– böyle bir şeyin kabul edilemeyeceği, Meral Akşener’in genel başkan olarak kalacağı, hep birlikte kendisini aday göstereceklerini, dolayısıyla ikna edeceklerini söylediler. Yani kurultay kanuna göre Ağustos ayında oluyor, Ağustos ayının ikinci yarısında İYİ Parti kurultaya gidecek; Meral Akşener’in kararından cayıp caymayacağı, ikna edilip edilmeyeceği şu aşamada belirsiz; ama parti içerisinde hemen herkes –özellikle yönetim katındaki herkes–, Meral Akşener olmadan bu işin olamayacağını söylüyor.

Asıl soru: “Meral Akşener’li İYİ Parti yoluna devam edebilir mi?”

Yayının başlığını, “Meral Akşener’siz İYİ Parti yoluna devam eder mi?” koyduk; böyle bir şeyin olabilmesi çok mümkün gözükmüyor. Kaldı ki “Meral Akşener’li İYİ Parti yoluna devam edebilir mi?” diye bir soru var öncelikle; önce bu soru var, zaten Afyon’daki toplantı bunun için yapıldı, İYİ Parti’nin yaşadığı seçim deneyiminden sonra yoluna nasıl devam edeceği, devam edip etmeyeceğini masaya yatırmak için yapıldı. Çünkü o âna kadar İYİ Parti, MHP’den kopan isimler, merkez sağa yakın isimler ve de o âna kadar siyasete bulaşmamış isimlerin bir araya gelmesiyle oluşmuştu ve bu partinin en önemli hususu da: Bir kimliği yoktu. Bu kimlik esas olarak Meral Akşener’di, Meral Akşener’in liderliği, Meral Akşener’in duruşuydu. Yani kimliği oluşmamış bir parti. Ve işte Afyon’da bu kimliği oluşturmak için bir araya gelindi, kimlik oluşturulamadığı gibi –tartışmalardan onu anlıyoruz–, partinin belkemiği olan Meral Akşener’in de, partiyi parti yapan profilin, motifin kendisini geri çektiğini gördük. Dolayısıyla bu parti, daha kimliğini oluşturamamış olan İYİ Parti, en önemli öğesi olan Meral Akşener’den mahrum kalması durumunda herhalde hiçbir şekilde bir istikbale sahip olamaz.

Akşener’in bozulan oyun planı

Peki, tartışmalar nedir? Yansıdığı kadarıyla, öğrendiğimiz kadarıyla, burada seçimden sonra özellikle seçilemeyen, ya aday gösterilmeyen ya da gösterildikleri yerlerden seçilemeyen bazı isimlerin eleştirilerinin olduğunu duyuyoruz. Bu eleştirilerde de esas hedefin Meral Akşener olduğunu görüyoruz. Burada tabii şöyle bir akıl yürütme var: Partinin milletvekili seçimlerinde aldığı oy, Meral Akşener’in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aldığı oylarından fazla. Normalde tersi bekleniyordu, Meral Akşener’in partisinden daha fazla oy alması bekleniyordu; ancak Muharrem İnce’nin CHP adayı olarak yakaladığı dalga ya da Latince deyimiyle “momentum” ters bir etki yarattı, Meral Akşener’i geri plana itti ve bunun sonucunda da “parti iyi, lideri başarısız” gibi bir sonuç ortaya çıktı.
Meral Akşener’in bu seçim öncesinde, 24 Haziran öncesindeki oyun planı, kendisinin ikinci tura kalması ya da Tayyip Erdoğan’ın ardından ikinci gelmesi ve dolayısıyla da tüm muhalefetin liderliğini üstlenmekti; ama hiç de beklemediği bir şey oldu, ya da belli bir aşamadan sonra hesapları bozuldu. İlk başta hesaplar tutacak gibiydi; ama daha sonra Muharrem İnce’nin yakaladığı “momentum” nedeniyle bunun böyle olmayacağı anlaşıldı ve geri çevrilemedi, olaya müdahale edemedi Meral Akşener ve bu sona uğradı; dolayısıyla şu aşamada kişisel rahatsızlığı olan isimlerin Meral Akşener’i doğrudan hedef alması çok anlaşılır bir şey.

Akşener’siz İYİ Parti’nin bir geleceği yok

Bir tweet’ten bahsediliyor, aday gösterilen ve aynı zamanda Yeni Çağ’da yazdığı söylenen bir kişinin, Meral Akşener’e hakaretâmiz bir tweet’inden söz ediliyor ve Meral Akşener’in bu olayı özellikle parti kurmaylarına yansıtarak burada kendisine sahip çıkılmadığını ısrarla vurguladığı söyleniyor. Bu anlaşılır bir şey, Meral Akşener’i az buçuk tanıyan insanlar için, onun duruşunu da bilenler için anlaşılır bir şey; ama sadece bir tweet nedeniyle bir kopuş yaşaması çok akıl kârı değil. Bu bir şekilde görünen yüz olabilir ama esas olarak anladığım kadarıyla Meral Akşener’in yaşadığı bir hayal kırıklığı var, bir bıkkınlık var. Bir şeyi denedi, olacakmış gibi oldu; ama gerek Erdoğan’ın seçimi alelacele yapması ve seçimin ardından da İYİ Parti’nin önüne bir dizi engel çıkarması gibi bir yığın olayla birlikte, Muharrem İnce’yle birlikte vs. Meral Akşener’in hesapları tutmadı. Dolayısıyla hayal kırıklığının ötesinde bir durum yaşadığını düşünüyorum.
Bu anlamda bakıldığı zaman, şu âna kadar yapılan bütün açıklamalar, İYİ Parti yetkililerinden yapılan açıklamalar ya da dışarıdan yapılan yorumlarda Meral Akşener’in pekâlâ kurultayda tekrar yoğun istek üzerine oybirliğiyle yeniden aday gösterileceği yolunda bir eğilim belirmiş durumda; ama pekâlâ buraya bir şerh düşebiliriz ve Meral Akşener’in kararında ısrar edebileceğini de bir ihtimal olarak, düşük de olsa bir ihtimal olarak kaydetmek lazım — attığı adımdan geri dönmeyebilir. Böyle bir durumda İYİ Parti’nin üstteki yöneticilerden başına gelebilecek isimler üç aşağı beş yukarı belli; ama bunların hiçbiri, zaten 24 Haziran’da beklediğini tam anlamıyla bulamamış bu partinin devamını sağlamayacaktır. Dolayısıyla başlıktaki soruyu tekrarlarsak; Akşener’siz İYİ Parti’nin bir geleceği yok. Büyük bir ihtimalle parti varlığını sürdürse bile birtakım isimler MHP’ye, AKP’ye belki de CHP’ye gidebilir, bazıları bağımsız kalmayı –milletvekillerinden bahsediyorum– tercih edebilir; ama Akşener’siz bir İYİ Parti’nin etkili bir şekilde varlığını sürdürmesi çok mümkün olamayacak.

İYİ Parti kendisini bir cazibe merkezi haline getirebilir mi?

Akşener’li İYİ Parti ne yapar? Bu çıkışın ardından Meral Akşener’in eli güçlenmişe benziyor; ama bu çıkışı yapmasaydı da zaten eli çok zayıf değildi. Partiyi istediği gibi yeniden şekillendirebilir, parti yönetimini yeniden şekillendirebilir, parti politikalarını büyük ölçüde kendisi belirleyebilir; ama burada da şu âna kadar Afyon’dan yansıyanlara baktığımızda, Meral Akşener cephesinden yansıyanlara baktığımızda, İYİ Parti’nin önümüzdeki döneme ilişkin olarak ne söylediği, ne söyleyebileceği konusunda elimizde çok fazla bir veri yok. İYİ Parti’ye gönül vermiş, ona bağlanmış ve Meral Akşener’i takip etme kararlılığında olan insanları da umutlandıracak çok fazla bir şey yok. En fazla şöyle bir hesap var, olabilir: Diğer muhalefet partilerinin, özellikle CHP’nin başarısızlığı ve siyasî iktidarın başarısızlığı sonucunda seçeneksiz kalan kesimlerin onları bir seçenek olarak görme ihtimali. Yani şu anda, şu anki itibariyle İYİ Parti’nin sahip olabileceği en büyük beklenti, kendi başarısından değil, diğer rakiplerinin başarısızlığından hareketle güçlenmek olabilir.
Yeni bir kongreye Ağustos ayında Meral Akşener’in liderliğinde gidildiğinde, bu kongrede yeni bir parti yapılanması ortaya çıkabilir, Meral Akşener eğer oybirliğiyle tekrar aday gösterilirse çok rahat bir şekilde listeyi daha rahat hazırlayabilir. Ama yine burada önemli olan husus şu olacak: Ne diyecek? Önümüzdeki dönemde ne diyecek? AKP’ye ve Erdoğan yönetimine, yeni rejime yönelik radikal bir muhalefet mi yapacak? Yoksa tam tersine yeni rejimle, Erdoğan yönetimi ile yakınlaşmanın yollarını mı arayacak? Bu başlı başlına bir soru işareti olarak İYİ Parti’nin önünde duruyor. Meclis’in açıldığı ilk gün İYİ Partililerin Bahçeli’nin önünde bir nevi el öpme kuyruğuna girmiş olması olayı hatırlarda. Meral Akşener buna çok kızmıştı; ama şunu da görüyoruz ki partinin içerisinde insanların hâlâ, en azından bir kısmının gözü pekâlâ dışarıda olabiliyor.
Bunu engelleyebilmek için İYİ Parti’nin kendisini bir cazibe merkezi haline getirebilmesi lazım. Özellikle CHP şu anda içinde yaşadığı krizi olumlu anlamda aşamazsa, muhalefet cenahında özellikle İYİ Parti’nin önü teorik olarak açığa benziyor, ama şu haliyle baktığımız zaman, muhalefette İYİ Parti’nin de, CHP’nin de, SP’nin de, hiçbirinin bir diğerine alternatif olma imkânı yok; her birinin derdi başını aşmış durumda ve bu partilerin hepsi –özellikle İYİ Parti ve CHP–, siyasî-ideolojik birtakım açılımlar geliştirmek yerine parti içi, örgüt içi tartışmalara yoğunlaşmış durumdalar; böyle bir sorunla karşı karşıyalar.

Burukluk

Açıkçası İYİ Parti’nin Afyon’da yaşadığı şokun ardından Meral Akşener’in elinin güçlü olduğu bir şekilde yeniden Ağustos’ta Meral Akşener liderliğinde yola devam etme ihtimalinin daha yüksek olduğunu görüyorum; ancak bu ihtimalin de İYİ Parti’nin önünün açmaya yeterli olacağını açıkçası sanmıyorum. Çünkü bu hafta sonu yaşananlar eninde sonunda İYİ Parti’yi merak edenler, İYİ Parti’ye ilgi duyanlar nezdinde bir burukluğa yol açtı.
Buradan, bu sorundan, bu krizden daha güçlü bir şekilde çıkabilme ihtimali tabii ki teorik olarak var; ancak zaten işlerin başından itibaren sorunlu gittiği İYİ Parti’de bu son yaşanan olaylar işleri daha da kötüleştirdi ve buradan Meral Akşener’le de olsa Ağustos ayında yapılacak olan kongreyle bu sorunların giderilebileceğine açıkçası çok ihtimal vermiyorum; hele söylediğim gibi Meral Akşener’in geri dönmemesi, parti liderliğine geri dönmemesi halinde –ki az da olsa bu ihtimalin varlığını tekrar hatırlatayım– bu partide hiçbir gelecek gözükmüyor.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar iyi günler.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus