Askeri vesayet ve seçim güvenliği tartışmalarının gölgesinde Pakistan seçimleri

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Pakistan’da yarın genel seçimler var ve herşey yolunda giderse ülkenin 70 yıllık darbeler tarihinde ikinci kez bir sivil yönetim bir başka sivil yönetime iktidarını devretmiş olacak.

Seçimlere dair teknik bilgiler

106 milyona yakın kayıtlı seçmenden sandığa gidenler, ikişer oy kullanacak: Biri, 272’si halkça seçilen 342 sandalyeli Pakistan Ulusal Meclisi’ne gönderecekleri, diğeri de yaşadıkları eyaletin yönetimini belirleyecek meclis için adayları belirleyecek. (Pakistan’da Pencap, Sind, Kuzeybatı Sınır Eyaleti ve Belucistan olmak üzere 4 eyalet blunuyor.)

pakistan elections

Seçime 100’den fazla parti ve 12 bin 500 aday katılmakla beraber, yarışın en büyük üç parti arasında geçmesi bekleniyor: Eski başbakanlardan Navaz Şerif’in PML-N’si (Müslüman Birliği-Nawaz), eski kriket yıldızı İmran Khan’ın partisi PTI (Tehrik e-İnsaf) ve Bilawal Bhutto Zardari’nin partisi PPP (Pakistan Halk Partisi). Tek başına hükümet olabilmek için partinin Ulusal Meclis’te 137 sandalyeyi garantilemesi gerekiyor. Fakat anketler bu üç partiden hiçbirinin bunu başaramayacağına ve bazı küçük partilerle bağımsız adayların kurulması muhtemel koalisyon hükümeti için kilit öneme sahip olacağına işaret ediyor.

nawaz şerif ve kızı meryem
Seçim güvenliği tartışmaları
13 Temmuz’da bir seçim mitingine düzenlenen saldırıda 149 kişi hayatını kaybetti ve seçimle ilgili şiddet olaylarında hayatını kaybedenlerin sayısı 170’i aştı. Oy verme işlemini güvence altına almak için yaklaşık 370 bin asker ve yüz binlerce polis sandık merkezlerinde görevlendirilse de, siyasetçiler seçim sürecinin baştan sona adil olmadığını, kampanyaların ordu tarafından dolaylı ya da doğrudan engellendiğini söylüyorlar. PML-N çeşitli bölgelerde kendilerini güvenlik gücü ya da istihbarat elemanı olarak tanıtan kişilerin seçmenlerini başka partilere oy vermeye zorladığını iddia ediyor. Pakistan İnsan Hakları Bağımsız Komisyonu da serbest ve adil seçimlerin yapılacağına dair ciddi şüpheleri olduğunu duyurdu. Komisyonun İslamabad sözcüsü İra Rahman “ordunun seçimleri manipüle ettiği yönünde yaygın iddialar var. Gazeteciler susturulduklarını, siyasiler ise kanlı eylemlerle korkutulduklarını söylüyorlar” açıklaması yaptı. Fakat Pakistan Seçim Komisyonu nitelikten ziyade nicelikle ilgileniyor: Komisyon başkanına göre 100 milyondan fazla insanın seçmen olarak kaydedilmesi bu seçimleri dünyanın en büyük demokratik uygulamalarından biri yapmaya yetiyor da artıyor bile.

Eski başbakan hapiste, ordunun yargıya ve siyasete müdahale ettiğini savunuyor
PML-N lideri Nawaz Şerif geçen yıl Temmuz ayında başbakan olarak görev yaparken, parlamentoya serveti konusunda yanlış bildirimde bulunduğu gerekçesiyle görevden alınmıştı. Panama belgelerinde de adı geçen Şerif bu yıl 6 Temmuz’da yolsuzluktan suçlu bulunarak 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve ayın 13’ünde tedavi için gittiği Londra’dan dönüşünde tutuklanarak kızıyla birlikte cezaevine gönderildi. Temyiz başvurusu yapan Şerif ve ailesi, mahkumiyet kararının ordunun yargıya baskısı nedeniyle verildiğini savunuyor. Destekçileri de Şerif’in askeri vesayeti kırmaya, sivil denetimi güçlendirmeye dönük girişimleri nedeniyle cezalandırıldığı iddiasında.

imrah khan

Ordunun İmran Khan’ı desteklediği iddia ediliyor

Gençliğinde Lahorlu bir ailenin Oxford mezunu kriket oyuncusu yakışıklı oğlu olarak 1995’te İngiliz milyarder Sir James Goldsmith’ın 21 yaşındaki kızı Jemima ile yaptığı evlilikle ün yapan İmran Khan, yıllar sonra ülkesine dönerek siyasete atıldı ve bu seçimlerde PTI’nın lideri olarak hayli iddialı. Yolsuzlukla mücadele ve sosyoekonomik sorunlara çözüm vaat eden Khan’ın, bu seçimlerde Pakistan ordusunun favori başbakan adayı olduğu iddia ediliyor. Bazı yorumcular, ordunun geçmişte Bhutto ve Şerif ailelerinin iktidarını desteklediğini ancak her iki ailenin de iktidar süreleri uzadıkça vesayetten kurtulmayı denemeleri üzerine gözden düştüğünü söylüyor. Bu yorumculara göre son yıllarda “muhafazakar Müslüman" kimliğini benimseyen ve 15 yıldır başbakanlığı zorlayan İmran Khan’ın iktidar hırsı, onu ordu için biçilmiş kaftan yapıyor.

Silahlı grupların siyasi temsilcileri de seçimlere katılıyor
Seçim komisyonu bu seçimlere 2008 yılında Hindistan’ın Bombay şehrinde gerçekleştirilen kanlı eylemin arkasında olduğu gerekçesiyle başına 10 milyon dolarlık ödül konulan din adamı Azhar Rizvi’nin liderliğindeki Tehrik-i Lebbek partisi’nin katılmasına izin verdi. Ayrıca, Leşkeri Tayyibe ve Leşkeri Cengi adlı, özellikle Şiileri hedef alan çeşitli terör eylemleri düzenlemiş silahlı örgütlerin siyasi temsilcilerinin de bu seçimlere katıldığı bildiriliyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus