Bir Ressamın Gözünden: Suriye’de Mahpus Kadınlar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ressam Azza Ebu Rebiye gardiyanlardan kalem ve kağıt aldı ve koğuş arkadaşlarını kağıda dökmeye başladı.

Fotoğraf1

Bu Hiyam, bir yalnızlık anında yatağında çay ve sigara içiyor. Yüksek ihtimalle sadece isyancılar tarafından kontrol edilen bir bölgeden geldiği için iki buçuk sene hapis yattı.

Hiyam’ı çizen 36 yaşındaki Azza Ebu Rebiye, Şam’daki Adra hapishanesinde Hiyam’la aynı hücrede kalan 30 kadından biri. Ebu Rebiye’nin sanatı 2011’de başlayan iç savaşa ayna tutuyor.

Ebu Rebiye muhalif bir kadın sanatçı. Ülkede protestolar başlayınca, duvarlara protest grafitiler çizdi ve çatışmalardan kaçan insanlara ilaç ve yiyecek sağladı. Eylül 2015’te aktivist bir arkadaşıyla buluşmak için bir kafeye gidince, bunun bir tuzak olduğunu fark etti ve tutuklandı.

Fotoğraf2

Azza Ebu Rebiye Beyrut’taki evinde.

Ebu Rebiye, neredeyse hiç okuma yazma bilmeyen ve rastgele tutuklanmış koğuş arkadaşlarını, İspanyol ressam Goya’nın etkisinde, sadece siyah beyaz renklerle kağıda dökmüş. 2016’da serbest bırakıldıktan sonra Lübnan’a kaçan Ebu Rebiye, İspanya’da Goya üzerine çalışmak için bir sanatçı ikameti kazansa da, vizesi reddedilince Lübnan’da kalmış.

Fotoğraf3

Fotoğraf4

Ebu Rebiye’nin hapiste zeytin çekirdekleri ve ipten yaptığı bebekler. “Onları çiziyorum ki unutulmasınlar. Benim mesajım bu: ben dışardayım fakat onlar hala içerdeler.”

Fotoğraf5

“Onu Götürdüler – Utanç” Ebu Rebiye’nin tutuklanmadan önce 2011’de British Museum’a satılan eserlerinden biri. Sanatçı, sosyal medyada dolaşıma giren ve içinde güvenlik güçlerinin erkek bir protestocuyu kadın giysileri içine sokup sanatçının memleketi Hama’da gezdirirken görüldüğü bir videodan esinlenmiş.

Fotoğraf6

 “Hala Şarkı Söylüyor” Protestoların en popüler şarkılarından “Yallah İrhal Ya Beşar”ı söyleyen bir eylemciden esinlenilmiş.

4 Numaralı Koğuşun Hanımları

Koğuşta hiç ayna yoktu, bu yüzden çizimlerin sayesinde kadınlar kendilerini görebildiler. Aslında resimlerde olduklarından daha güzellerdi. Yapacak başka bir şey olmadığı için makyaj yapıyorsun, saçını boyuyorsun; bazı kadınlar ailelerinden makyaj malzemeleri istiyorlardı. Çok gençler, geceleri dans edip yarışmalar düzenliyorlar. Bazen de ağlıyorlar dans ederken.”

Fotoğraf7

Rama el-Eyd, 18. “Rama el-Eyd koğuştaki herkesin onun annesi olmasını istiyordu. Çok gençti, ona “çikolata” adını verdik. Büyük gözlü, çok güzel bir kızdı. Suriye badminton şampiyonluğu vardı. Deraa’da rejimi protesto etmekle suçlandı ve 18 yaşını bitirdiğinde altı yıl sekiz ay hapse çarptırıldı.”

Fotoğraf8

Raife, 22. “Raife Humuslu. 4 sene hapis yattı. Çok tatlı bir kadın, hapishane kantininde garsonluk yapıyordu. Sırf Humuslu olduğu için suçlu muamelesi gördü, ve Humus’ta olan bitenlere dair medyaya bilgi vermekle suçlandı. Her gece oyuncak ayısıyla uyuyor.”

Fotoğraf9

Raife ranzasında.

Fotoğraf10

 Tal el-Mluhi. “Tal el-Mluhi 2009’dan beri tutuklu bir blogger. Tutuklandığında 19 yaşındaydı. Bir prenses gibi davranırdı, içerde aklını yitimiş olmalı. Gardiyanlar sayıma geldiğinde, karşılarına parfümünü sıkmadan çıkmazdı. Ona bakınca içiniz acırdı.”

Fotoğraf11

Hiyam. “Hiyam okuma yazma bilmezdi, fakat ona resim çizmeyi öğretmemi istedi. Tavşanları çok severdi ben de ona tavşan çizmeyi öğrettim. Sonrasında, evini ve etrafındaki çiçekleri de çizmeye başladı.”

Fotoğraf12

Hiyam yatağında kart oynarken.

Hiyam’ın hikayesi epey ilginç. “Hiyam çok keyifli bir insandı, ve hapiste bize hiçbir zaman kötü hissettirmezdi. 5 çocuğun annesi Hiyam 65 yaşındayken ‘seks cihadı’yla suçlandı [Suriye rejimi pek çok kadını herhangi bir kanıt sunmadan  ‘cihatçılara seks hizmetinde bulunmakla’ suçluyor]. İki buçuk yıldır hapiste.”

Fotoğraf13

Meryem, 65 yaşında. 6 çocuğun annesi Meryem aylarca Halep’te gizli bir hapishanede kaldı. İsyancıların elindeki bir kasabadaki oğulları hakkında sorgulandı ve terörizm suçlamasıyla Şam’a nakliye edildi. Sonrasında tahliye edilmesine rağmen başka bir muhaberat servisi tarafından tekrar tutuklanıp Şam’da başka bir hapishaneye gönderildi. Ebu Rebiye Meryem’i, hapisten çıktıktan sonra hafızasından çizdi. Ebu Rebiye, Meryem’in hep bu şekilde oturduğunu ve sürekli kendi kendine “neden burdayım?” diye sorduğunu söylüyor.

Fotoğraf14

Zeyna. “Bu, Zeyna nefes alırken. Eylül’de tutuklandığımızda üzerimizde yazlık giysiler vardı. Kış gelince üşümeye başladık. Paramız elimizden alınmıştı ve yeni giysiler de vermemişlerdi. Bize güveli battaniyeler getirdiler ve astımı olan Zeyna nefes alamadı. Zeyna kapıyı yumruklayarak gardiyanı çağırdı ve bir dakika nefes almak için müsaade istedi. Oturdu, nefes almaya başladı, sonra gözyaşlarına boğuldu. Unutamadığım bir an.”

Fotoğraf15

Burası askeri nezarethane. Onlarca, hatta yüzlerce diğer insan gibi hücrelerde tutuluyordu. Aileleri onlardan haber alamıyordu.

Fotoğraf16

Ebu Rebiye, gördüklerini kağıda döktükçe rahatladığı söylüyor ve ekliyor: “tutukluların hikayelerini anlatmaya devam etmeliyiz. Ben sanatımı buna adadım.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus