Müslüman dünyada kürtaj ne durumda?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

BBC’nin İspanyolca servisi, Müslüman ülkelerde kürtaj üzerine bir haber hazırladı. Haberin özetini sizinle paylaşıyoruz.

Kürtaj, Katolik ülkelerde sıcak bir tartışma konusu. Dünyada kürtajın tamamen yasak olduğu beş ülkenin beşinde de Katolikler çoğunlukta: El Salvador, Nikaragua, Malta, Dominik Cumhuriyeti ve Vatikan.

Kürtaj, Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerde de tartışmalı bir konu. Müslüman din adamları genellikle, din çerçevesinde makul bir sebebi olmadığı sürece kürtajın haram olduğunu savunuyor. Fakat Fas’tan Endonezya’ya kadar Orta Doğu, Afrika ve Asya’da Müslümanların çoğunlukta olduğu tüm ülkelerin yasaları, annenin hayatı risk altındaysa kürtaja izin veriyor. Kaç haftaya kadar müdahale edilebileceği, bebeğin sakatlık durumu, tecavüz sonucu gebelikler ve ailenin sosyo-ekonomik koşulları gibi etkenlere dair farklı görüşler olsa da, tüm fıkıh okulları, annenin hayatını kaybetmesi söz konusuysa kürtajın mümkün olduğu yönünde içtihat içinde.

Bazı din adamları tecavüz, ensest ilişki gibi durumlarda kürtaja daha olumlu bakmakta. Bosna Savaşı sırasında Sırp askerlerince tecavüze uğrayan ve hamile kalan kadınların kürtaj yaptırması din adamlarınca caiz görülmüştü. 1998’de Cezayirli din adamları, radikal İslamcılar tarafından tecavüze uğrayan kadınlar için benzer bir fetva çıkarmışlardı.

Anne hayatı söz konusuysa tüm ülkelerde kürtaja izin veriliyor. Fakat Ürdün, Kuveyt, Fas, Katar ve Suudi Arabistan annenin fiziksel sağlığını önceleyip akli sağlığının zarar görecek olmasını kürtaj sebebi olarak kabul etmiyor. Herhangi bir sebepten ötürü kürtaja izin veren sadece iki ülke bulunuyor: Tunus ve Türkiye.

Şeriat kurallarının çok katı uygulandığı Afganistan gibi geri kalmış ülkelerde kadınlar, evlilik dışı ilişki sonucu hamile kalmaları durumunda kendi akrabaları tarafından, oldukça kötü koşullar altında kürtaj ediliyor. Bu tür coğrafyalarda pek çok kürtaj operasyonu, yeterli tıbbi bilgiye ve ekipmana sahip ebeler tarafından gerçekleştirilmekte. Aynı zamanda, meselenin bir de aile planlamasına dair bir yüzü bulunuyor. Dünya Sağlık Örgütü’nden Adile Mübaşir’e göre, “insanların istenmeyen doğumları önlemek için kullanılabileceği tek yöntem kürtaj.”

Afganistan gibi şeriatla yönetilen başka bir ülke olan İran’da ilk dört ayda kürtaj, sadece iki durumda yasal: anne hayatı tehlikedeyse, ve fetüsün sağlığı ciddi derecede kötüyse. İran’da bu iki durum dışındaki kürtaj operasyonları, tecavüz dahi söz konusu olsa bile suç. BBC Farsça muhabiri Şebnem Şabani şöyle konuşuyor: “Kürtaja dair güvenilebilir resmi istatistikler bulunmuyor. Fakat İran’da her yıl 300 bin kürtaj gerçekleştirildiği, bunların sadece yüzde 3’ünün yasal olduğu tahmin ediliyor. Ayrıca, Afganistan, Mısır, Cezayir, Libya, Bangladeş ve Endonezya’da olduğu gibi, kürtaj operasyonunun gerçekleşmesinde payı olan kişiler de hapis cezasına çarptırılabiliyor.

Paranın gücü

Eğer illegal bir operasyon söz konusuysa para, bir hayat memat meselesi haline gelebiliyor: orta ve yüksek sınıf kadınların ekonomik gücü kürtaja yetebiliyor ve ne kadar çok para verirlerse o kadar güvenli bir operasyon geçiriyorlar. Bazıları da, kürtaj olmak için yurtdışına gidiyor.

Pek çok yoksul kadın kötü koşullardaki ameliyathanelerde, eğitimsiz insanlarca gerçekleştirilen operasyonlarda hayatını kaybediyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus