Beyaz Saray’dan üst düzey bir isim New York Times’a yazdı: “Bizi Trump atadı ama çoğumuz demokratik kurumlarımızı ondan korumak için elimizden geleni yapmaya ant içtik”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

New York Times gazetesinin bugün yayınladığı bir köşe yazısı Washington’dan başlayarak tüm ABD’yi sarsmaya aday. Zira NYT, bugün neredeyse hiç yapmadığı bir şey yaparak yorum köşesinde, Başkan Trump yönetiminin üst düzey yetkililerinden birinin imzasız bir yazısını yayınladı. Gazete tavrını “okuyucularımızla bu önemli perspektifi paylaşmanın başka yolu yoktu” diyerek gerekçelendirdi. Türkçe çevirisini aynen aktarıyoruz:

Başkan Trump daha önce hiçbir modern Amerikan liderinin başına gelmemiş bir liderlik sınavıyla karşı karşıya.
Sadece özel savcıdan kaynaklı bir tehdit değil sözünü ettiğim. Ya da ülkemiz Başkan Trump’ın liderliği konusunda ikiye bölündüğü için de değil. Veya hatta partisinin Kasım ayındaki seçimlerde Temsilciler Meclisi’ni muhalefete kaptıracak olması da değil.
Kendisinin –henüz idrak edememiş olduğu- açmazı şu: Yönetiminde çalışan birçok üst düzey yetkili, büyük bir gayretkeşlikle gündemindeki konulardan bazılarını ve en kötü eğilimlerini hayata geçirmesine engel olmaya çalışıyor.
Bunu biliyorum. Çünkü ben de onlardan biriyim.
Açıklığa kavuşturayım: Bizimkisi solun popüler “muhalefet”i değil. Bizler yönetimin başarılı olmasını istiyoruz ve pek çok icraatın da Amerika’yı şimdiden daha güvenli ve daha müreffeh hale getirdiğine inanıyoruz.
Ama bizler aynı zamanda öncelikli görevimizin bu ülkeye hizmet etmek olduğuna inanıyoruz ve başkan ise cumhuriyetimizin sağlığına zarar verecek şekilde davranmaya devam ediyor.
İşte tam da bu nedenle, bizler, Trump’ın atadığı kişiler olarak çoğumuz, bir yandan onun yanlış yola sevk eden dürtülerine ket vurmaya çalışırken, bir yandan da görev süresi dolana dek demokratik kurumlarımızı korumak için elimizden geleni yapmaya ant içtik.

Sorunun kökeni başkanın ahlaklı olmayışı. Onun için çalışmış herkes karar verme süreçlerini bağlayan temel ilkeleri olmadığını bilir.
Cumhuriyetçi partiden seçilmiş olmasına rağmen, muhafazakarların ideallerine –özgür düşünce, özgür piyasa ve özgür halk- pek az yakınlık duyar. Yaptığının en iyisi, bu idealleri önceden hazırlıkla sahnelemek olmuştur; en kötüsü ise onlara doğrudan saldırmak olmuştur.
“Medya halkın düşmanıdır” nosyonunu kitlesel olarak pazarlamanın yanısıra, Başkan Trump’ın dürtüleri genelde ticarete de ve demokrasiye de karşıdır.
Beni yanlış anlamanızı istemem. Yönetimin icraatına yönelik neredeyse hiç pürüssüz yapılan olumsuz haberlerciliğin gündeme getirmediği parlak noktalar da yok değil: Etkin deregülasyon, tarihi vergi reform, daha güçlü bir ordu ve dahası.
Ama bu başarılar, başkanın fevri, hasmane, kıtıp-yoz ve etkisiz liderlik stiline rağmen –onun sayesinde değil- elde edildi.
Beyaz Saray’dan yürütmeye bağlı tüm kurum ve ajanslara kadar, üst düzey bürokratlar size özel konuşmalarında, hemen her gün baş kumandanın yorumlarına ve eylemlerine nasıl inanamadıklarını anlataaklardır. Çoğu işlerini onun kaprislerinden kaçırmaya çalışıyor.
Onunla yapılan toplantılarda konu hep sapıyor, kontrolden çıkıyor, mükerrer olarak bağırıp çığırıyor ve dürtüselliği doğru dürüst bilgilenmeden, olgunlaştırmadan ve bazen de tedbirsizce kararlar almasına neden oluyor. Bu kararların da daha sonra geri alınması gerekiyor.
Geçenlerde üst düzey bir bürokrat, başkanın önemli bir konuda bir hafta önce aldığı karardan 180 derece döndüğü Oval Ofis’teki toplantıdan yorulmuş halde çıktığında “bir dakikası diğerine uymuyor, biraz sonra sonra fikrini değiştirecek mi, önceden kestirmenin imkanı yok” diye yakındı.
Beyaz Saray’ın içindeki ve dışındaki isimsiz kahramanlar olmasa, dengesiz davranışlar daha endişe verici olurdu. Bazı yardımcıları medya tarafından kötü karakterler gibi resmediliyor. Ama özelde, alınan kötü kararların Beyaz Saray’ın Batı kanadından dışarı çıkmaması için, her zaman bunda başarılı olamasalar da, çok büyük çaba harcıyorlar.
Bu kaotik dönemde züğürt tesellisi gibi gelebilir ama Amerikalılar odada yetişkinlerin de bulunduğunu bilmeliler. Bizler ne olup bittiğinin tamamen farkındayız. Ve bizler doğru olanı, Donald Trump yapmadığı zaman bile, yapmaya çalışıyoruz.
Sonuç çift-şeritli başkanlık.
Mesela dış politika: Hem kamusal alanda hem de özelde Başkan Trump Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ya da Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un gibi otokratları, diktatörleri tercih ediyor ve bizi müttefiklerimize, benzer düşünceleri olan ülkelere yakınlaştıran bağları takdir etmiyor.
Buna mukabil, feraset sahibi gözlemciler yönetimin geri kalanının, Rusya gibi ülkelerin müdahil oluşuna ses çıkarıp cezalandırıldığı ve dünyanın dört bir yanındaki müttefiklerimizin rakipler olarak alay edilmek yerine eşitlerimiz olarak muamele gördüğü bir başka yoldan ilerlediğini fark ediyor.
Örneğin Rusya konusunda başkan İngiltere’deki eski casusun zehirlenmesi üzere Putin’in bu kadar çok casusunun birden sınır dışı edilmesini istemiyordu. Haftalarca üst düzey çalışanlarına onu Rusya ile çatışmaya sürükleyeceği için şikayet etti durdu ve ABD’nin yaptırım uygulamaya devam etmesinden rahatsızlık bildirdi. Neyse ki ulusal güvenlik ekibi işinin ehli –Moskova’nın hesap vermesi için bu adımların atılması gerekiyordu.
Bu şu sözde “derin devlet”in işi değil. Bu istikrarlı devletin işi.
Başlangıçta tanık olunan istikrarsızlık karşısında, başkanı koltuğundan alacak karmaşık bir süreci başlatacak olan 25. Madde’nin yürürlüğe sokulmasına dair kabien içinde fısıldaşmalar olmuştu. Ama kimse anayasal bir krizi tetiklemek istemiyor. Bu nedenle bitene kadar yönetimi yoldan sapmaması için şu ya da bu şekilde ne gerekiyorsa yapacağız.
Asıl büyük endişe kaynağı Trump’ın başkanlık makamına ne yaptığı değil, bizim bir ulus olarak onun bize neler yapmasına izin verdiğimiz. Onunla beraber biz de seviyesizleştik ve konuşma adabımızı bozduk.
Senatör John McCain veda mektubunda çok güzel ifade etmiş: Bütün Amerikalılar tavsiyesine kulak verip, bu hizipçilik tuzağından kurtulmalı ve ortak değerlerimiz ve ülkemize duyduğumuz sevgi üzerinden birlik olmalıyız.
Artık Senatör McCain aramızda değil. Ama kamusal yaşama onurunun geri kazandırılması ve ulusal diyalog için yol gösterici bir yıldız olarak hatırası parlayacak. Bay Trump böyle haysiyetli insanlardan korkuyor olabilir ama bizler onlara saygı duymalıyız.
Yönetim içinde ülkesini herşeyin önünde tutmayı seçen insanlardan oluşma sessiz bir muhalefet var. Ama gerçek farkı her gün siyasetin üzerine çıkıp diğer herşeyin arasından tek bir şeyin, Amerikalıların yıldızının parlaması için azmeden vatandaşlar yaratacak.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus